Kedi Masalları

Ay Işığını Tartmayı Öğrenen Kedi

Gümüşçayır Mahallesi’nde, kiremitleri akşamları turuncuya boyanan küçük bir ev vardı. Bu evin pencere pervazında Patiş adında meraklı bir kedi yaşardı. Patiş’in tüyleri bal rengindeydi; gözleri ise biri gökyüzü, diğeri fındık kadar kahverengiydi. En sevdiği şey, geceleri damlara vuran ay ışığını izlemekti.

Mahallede herkes, ay ışığının geceleri çatıları parlatıp çiçekleri uyandırdığını bilirdi. Fakat bir sabah Patiş, pencerenin önündeki sardunyaların boynunu bükmüş olduğunu gördü. O gece ay yükseldiğinde ışığı da eskisi kadar parlak değildi. Bacaların gölgeleri uzamış, sokaktaki taşlar sanki yorgun görünmüştü.

“Ay neden solgunlaştı?” diye düşündü Patiş. Bu sorunun yanıtını bulmak için mahallenin en yaşlı sakini olan Saatçi Kaplumbağa Numan’a gitti. Numan, dükkânının önünde duran eski teraziyi temizliyordu. Patiş’i dinledikten sonra başını yavaşça salladı.

“Ay ışığı eksilmez,” dedi. “Bazen onu görecek gözler dalgınlaşır, onu taşıyacak kalpler ağırlaşır. Yine de gerçeği öğrenmek istiyorsan, gece boyunca üç şeyi dinle: rüzgârın cebini, çeşmenin dilini ve uyumayan bir çatının sırrını.”

Patiş, Numan’ın sözlerini anlamaya çalışarak yola koyuldu. Önce mahalle meydanındaki söğüdün altına oturdu. Rüzgâr dalların arasında dolaşırken kuru yaprakları birer birer savuruyordu. Patiş kulaklarını dikti. Çok geçmeden yaprakların arasında ince bir hışırtı duydu.

“Cebimde taşıdığım şeyleri kimse fark etmiyor,” diyordu rüzgâr. “Birinin yarım kalmış iç çekişini, bir çocuğun söyleyemediği özrü ve sabah erkenden paylaşılmayı bekleyen güzel bir düşünceyi taşıyorum.”

Patiş, rüzgârın cebinin gerçekten var olup olmadığını aramadı. Onun yerine, mahallede üzgün görünenleri düşünmeye başladı. Fırıncı Zerrin’in son günlerde sessizleştiğini, bahçıvan Rıza’nın tek başına çalıştığını hatırladı.

Sonra taş çeşmenin yanına gitti. Çeşme, her zamanki gibi şırıl şırıl akıyordu. Patiş başını suya yaklaştırınca çeşme fısıldadı: “Ben her kaba biraz serinlik veririm. Ama bugün kimse birbirinin kabını doldurmuyor. Herkes kendi susuzluğuna bakıyor.”

Patiş bu sözleri duyunca biraz utandı. O da günlerdir yalnızca ayı izliyor, mahallesindeki dostlarının hâlini sormuyordu. Tam o sırada yüksek bir çatıdan tıkırtı geldi. Bu, uzun zamandır boş duran eski kiremit evin çatısıydı.

Patiş merdivenlerden çıkıp çatıya ulaştı. Kiremitlerin arasında minik bir serçe yuvası gördü. Yuvanın içindeki yavrular üşüyordu; anneleri ise kırılmış bir dalı onarmaya çalışıyordu. Rüzgâr, çatının bir köşesindeki gevşek kiremiti sürekli oynatıyordu.

Patiş hemen işe koyuldu. Pençeleriyle dalı yuvanın kenarına sıkıştırdı, gevşek kiremitin altına da küçük bir taş itti. Sonra serçeye, “Sen yavrularının yanında kal, ben yardım çağırayım,” dedi. Aşağı inip Rıza’yı buldu. Rıza merdiven getirirken Patiş, Zerrin’den sıcak ekmek kırıntıları istedi; böylece serçe de yavrularını besleyebildi.

Çok geçmeden herkes eski çatının çevresinde toplandı. Rıza kiremiti onardı, Zerrin kuşlar için küçük bir yemlik astı. Numan ise dükkânından çıkardığı teraziyi çatının kenarına koydu. “Bakalım,” dedi gülümseyerek, “iyiliklerin ağırlığı ay ışığını geri getirecek mi?”

O anda gökyüzünde ince bir bulut dağıldı. Ay, mahalleye daha parlak bir ışık gönderdi. Sardunyalar başlarını kaldırdı, taşlar gümüş gibi parladı. Patiş, ışığın aslında azalmadığını anladı. İnsanlar birbirinden uzaklaştığında gece ağırlaşıyor, bir el diğerine uzandığında her yer aydınlanıyordu.

Ertesi gün Patiş, pencere pervazına küçük bir tahta kutu koydu. Kutunun üzerine “Paylaşılacak Güzel Düşünceler” yazdı. Mahalle halkı her sabah içine bir not bıraktı: bir teşekkür, bir özür, bir yardım önerisi… Patiş de kutuyu düzenliyor, kimsenin unutulmuş hissetmemesine dikkat ediyordu.

O günden sonra Gümüşçayır’da ay her gece başka türlü parladı. Patiş ise gökyüzünü izlemeyi bırakmadı; yalnızca artık başını kaldırmadan önce çevresine bakmayı öğrendi. Çünkü en parlak ışığın, dikkatle dinleyen kulaklardan ve paylaşmayı bilen küçük kalplerden doğduğunu biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu