Tavşan Masalları

Misket Tavşanın Zıplayan Patikası

Çıtırçam Ormanı’nda Misket adında yerinde duramayan bir tavşan yaşardı. Misket sabahları yuvasından çıkar çıkmaz üç kez zıplar, eğrelti otlarının arasından fırlar, tepenin çevresinde bir tur atardı. Onu görenler, “Günaydın Misket, bugün nereye yetişiyorsun?” diye seslenirdi. Misket de kulaklarını dikerek “Henüz bilmiyorum ama mutlaka güzel bir yere!” derdi.

Bir gün ormanın bütün hayvanları, derenin karşısındaki geniş çayıra yapılacak Bahar Buluşması için hazırlanmaya başladı. Sincaplar meşe kozalakları taşıyor, kirpiler renkli yaprakları yan yana diziyor, kuşlar neşeli şarkılar prova ediyordu. Fakat gece yağan şiddetli yağmur, çayıra giden patikayı bozmuştu. Toprak yumuşamış, küçük köprü devrilmiş, yolun üzerine iri dallar yuvarlanmıştı.

Hayvanlar derenin kıyısında toplanıp ne yapacaklarını düşünürken Misket öne atıldı. “Ben karşıya geçip yolu inceleyebilirim!” dedi. Yaşlı Kaplumbağa Yavaşcan başını salladı. “Tek başına gitmek acelecilik olur. Derenin suyu hâlâ hızlı akıyor.” Misket önce kulaklarını düşürdü, sonra gülümsedi. “Öyleyse tek başıma gitmem. Hep birlikte bir çözüm buluruz.”

İlk olarak Kunduz Pırpır, devrilen köprünün yanındaki kalın dalları inceledi. Dallardan bazıları sağlamdı, fakat hiçbirini tek başına hareket ettiremiyordu. Misket hemen birkaç tavşan çağırdı. Tavşanlar dalları iterek kıyıya taşıdı. Kuşlar da yukarıdan bakıp derenin en sığ yerlerini buldu. Kirpiler, suya yuvarlanan düz taşları dikenli sırtlarıyla yavaşça kıyıya sürükledi.

Ne var ki taşlardan yapılan ilk geçit, Misket’in hızlı bir sıçrayışıyla sallanıp dağıldı. Misket suya düşmedi ama arka ayağına birkaç damla sıçradı. Herkes sessizleşti. Misket, taşlara bakıp “Ben yine fazla acele ettim,” diye mırıldandı. Yavaşcan ona, “Hızlı olmak güzel bir yetenek, fakat doğru zamanı beklemek de başka bir yetenektir,” dedi. Misket bu sözü aklına yazdı ve geçidi daha dikkatli kurmaya karar verdi.

Bu kez taşları büyüklüklerine göre sıraladılar. En geniş taşları alta, küçükleri üste koydular. Kunduz Pırpır dallardan yan korkuluklar yaptı. Sincaplar dalları sarmaşıklarla bağladı. Misket ise her taşın üzerine basmadan önce kulağını suya yaklaştırıp akıntının sesini dinledi. Su bir yanda “şırıl” diye hızlanıyor, diğer yanda “pıtır” diye yavaşlıyordu. Böylece geçitte hangi adımın güvenli olduğunu arkadaşlarına haber verdi.

Tam işlerini bitirdiklerini düşündükleri sırada derenin yukarısından büyük bir çam kozalağı sürüklenerek geldi. Kozalak geçidin önüne takılınca su yükselmeye başladı. Herkes telaşlandı. Misket, hemen kıyı boyunca koşup kayan bir kök buldu. Kökün ucuna sarmaşık bağladı ve diğer ucunu Pırpır’a uzattı. “Ben kozalağı kenara itecek kadar yaklaşacağım. Siz de sarmaşığı sağlam tutun!” dedi.

Misket dikkatlice kökün üzerine çıktı. Bir adım, iki adım, üç adım attı. Akıntı ayaklarını gıdıklasa da bu kez acele etmedi. Kozalağa uzanıp onu önce sağa, sonra sola itti. Pırpır ve diğer hayvanlar sarmaşığı birlikte çekince kozalak kıyıya yuvarlandı. Su yeniden alçaldı. Misket sevinçten zıplamak istedi, fakat hemen durdu. Önce geçidin sağlamlığını kontrol etti, sonra arkadaşlarına geçmeleri için işaret verdi.

Hayvanlar sırayla derenin karşısına geçti. Çayıra vardıklarında herkes yorulmuştu ama yüzlerde kocaman gülümsemeler vardı. Bahar Buluşması biraz gecikmişti; yine de şarkılar söylendi, yaprak süslemeleri asıldı ve cevizli çörekler paylaşıldı. Yavaşcan, Misket’e küçük bir tahta tabela verdi. Tabelada “Birlikte Kurulan Yol” yazıyordu.

Misket tabelayı patikanın başına yerleştirirken artık neden her sabah koşturduğunu biliyordu. Macera yalnızca en önde olmak değildi; bazen durup dinlemek, yardım istemek ve herkesin gücünü bir araya getirmekti. O günden sonra Çıtırçam Ormanı’nda bir yere gidileceği zaman Misket yine ilk zıplayan olurdu. Fakat bu kez arkasına bakıp bütün arkadaşlarının geldiğinden emin olmadan yola koyulmazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu