Değerler Eğitimi Hikayeleri

Renkli Düğmelerin Sakladığı Küçük Söz

Maviçay kasabasında her evin kapısında farklı renkte bir düğme asılıydı. Bu düğmeler yalnızca süs değildi; kasaba halkının birlikte hazırladığı neşeli bayramın işaretleriydi. Sarı düğme paylaşmayı, yeşil düğme sabrı, mor düğme yardımlaşmayı, kırmızı düğme ise doğruyu söylemeyi hatırlatırdı.

Kasabanın en meraklı çocuklarından Lale, bayram hazırlıklarına yardım etmeyi çok severdi. Annesi ona, “Bugün meydandaki büyük kurdeleye düğmeleri sırayla dikmen gerekiyor,” demişti. Lale görevini dikkatle yapmaya söz verdi. Çünkü bayramın başlaması, düğmelerin doğru yerde olmasına bağlıydı.

Öğleden sonra Lale, düğmeleri küçük bir keseye koyup meydana gitti. Fakat keseyi açtığında içinden yalnızca üç düğme çıktı. Mavi, turuncu ve beyaz düğmeler kaybolmuştu. Lale’nin yanakları kızardı. Keseyi kapatıp kimseye söylemeden düğmeleri aramaya karar verdi.

Önce çeşmenin yanına baktı. Sonra fırının önündeki taşları kaldırdı. Bir düğme bulamayınca daha da telaşlandı. O sırada arkadaşı Mirza yanına geldi.

“Neden bu kadar hızlı koşuyorsun?” diye sordu.

Lale bir an durdu. Düğmeleri kaybettiğini söylerse herkesin ona kızacağından korkuyordu. Yine de derin bir nefes aldı ve gerçeği anlattı. Mirza onu suçlamak yerine gülümsedi.

“Bunu söylemen çok iyi oldu,” dedi. “Şimdi birlikte ararsak daha çabuk bulabiliriz.”

İki arkadaş önce Lale’nin yürüdüğü yolu adım adım inceledi. Mirza yerdeki küçük izleri fark ediyor, Lale de çevredeki çalıları dikkatle kontrol ediyordu. Bir süre sonra beyaz düğmeyi, kasabanın kedisi Ponpon’un sepetinde buldular. Ponpon düğmeyi oyuncak sanıp sepetine taşımıştı.

Turuncu düğme, köprünün altındaki söğüt dallarına takılmıştı. Lale uzanmak istedi ama dal çok yüksekteydi. Mirza uzun bir değnek buldu, Lale de dalı sabırla kendine doğru çekti. Böylece düğmeyi birlikte aldılar.

Mavi düğme ise ortalarda görünmüyordu. Güneş yavaşça alçalmaya başlarken Lale’nin umudu azaldı. “Belki de onu bulamayacağız,” diye fısıldadı. Mirza, “Aramayı bırakmadan önce meydanı bir kez daha düşünelim,” dedi.

Meydana döndüklerinde yaşlı saatçi Veli Usta, dükkânının önünde onları bekliyordu. Elinde mavi düğme vardı.

“Bunu dükkânımın önünde buldum,” dedi. “Üzerinde küçük bir çizik var. Sanırım senin kesenden düşmüş.”

Lale düğmeyi alınca sevindi, fakat hemen kurdeleye dikmek yerine Veli Usta’ya teşekkür etti. Ardından meydandaki herkese düğmeleri kaybettiğini ve arkadaşlarının yardımıyla bulduğunu anlattı. Bazı çocuklar şaşırdı, bazı büyükler ise gülümsedi.

Kasabanın bayram sorumlusu Nisan Teyze, Lale’nin yanına gelip elini tuttu. “Dürüst olmak bazen zor görünebilir,” dedi. “Ama doğruyu söylediğimizde başkaları bize yardım edebilir. Sorumluluğumuzu paylaşınca da işler kolaylaşır.”

Lale, Mirza’yla birlikte düğmeleri büyük kurdeleye dikti. Mavi düğme en üste, beyaz düğme yanına, turuncu düğme de onların altına yerleşti. Sonra kasabadaki herkes kendi düğmesinin anlamını anlattı. Çocuklar birbirlerine meyve ikram etti, yaşlıların sandalyelerini taşıdı ve bayram süslerini birlikte tamamladı.

Akşam olduğunda kurdele rüzgârda hafifçe dalgalandı. Renkli düğmeler ay ışığında parlıyor, her biri başka bir güzelliği hatırlatıyordu. Lale, o gün yalnızca kayıp düğmeleri bulmadığını anladı. Gerçeği söylemenin güven getirdiğini, sabrın yolu aydınlattığını ve yardımın paylaşıldıkça çoğaldığını öğrenmişti.

O günden sonra Maviçay’da biri zorlandığında kimse “Bu senin işin,” demedi. Herkes elinden geleni yaptı. Çünkü kasaba halkı, en güzel bayramların renkli süslerle değil, iyi davranışlarla kurulduğunu biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu