Karganın Ödünç Aldığı Parlak Ses

Geniş yapraklı ağaçların gölgesinde, sabahları kuş sesleriyle uyanan Bereketli Orman adında bir yer vardı. Bu ormanda Kıvılcım adlı bir karga yaşardı. Kıvılcım’ın tüyleri parlak, uçuşu zarifti; fakat en çok sesiyle övünürdü. Güneş doğarken yüksek bir dala konar, boğazını temizler ve ormandaki herkese duyuracak kadar gürültülü ötüşler yapardı.
Bir gün ormana uzak tepelerden gelen gezgin bir bülbül kondu. Sesi, ince bir dere gibi akıyor; sonra birden yükselip gökyüzündeki bulutları titretiyordu. Hayvanlar onu dinlemek için çalıların arasından çıktı. Kıvılcım ise kalabalığın ortasına süzülerek indi.
Ben de böyle şarkı söyleyebilirim, dedi. Yalnızca sesimi biraz dinlendirmem gerekiyor.
Kirpi Pıtır, onun sözlerine inanmadı ama bir şey söylemedi. Yaşlı Geyik Ardıç ise başını eğip bülbüle teşekkür etti. Bülbül, ertesi sabah başka bir vadiye gideceğini söyleyince Kıvılcım’ın aklına parlak bir fikir geldi. Bülbülün güzel sesini ödünç alacak, sonra bütün ormana kendi sesiymiş gibi dinletecekti.
Akşam olunca Kıvılcım, bülbülün yanına gitti. Ona, vadide büyük bir şarkı yarışması düzenleneceğini ve kazananın kristal bir yemlik alacağını anlattı. Bülbül böyle bir yarışmadan haberi olmadığını söyleyince Kıvılcım hemen ekledi: Bu gizli bir yarışma. Jürinin kulağı çok hassas olduğu için sesini bana öğretmen gerekiyor.
Bülbül iyi niyetliydi. Kıvılcım’ın gerçekten öğrenmek istediğini düşünerek şarkısının en güzel bölümünü birkaç kez söyledi. Kıvılcım da dikkatle dinleyip aynı ezgiyi taklit etmeye çalıştı. Sesi bülbülünki kadar yumuşak değildi ama uzaktan bakıldığında herkesi şaşırtacak kadar benziyordu.
Ertesi sabah Kıvılcım, ormanın ortasındaki yaşlı meşe ağacının tepesine çıktı. Hayvanlar bir kez daha toplandı. Kıvılcım gözlerini kapatıp bülbülün ezgisini söylemeye başladı. İlk birkaç nota gerçekten güzeldi. Tavşanlar kulaklarını dikti, sincaplar dallarda sessizce oturdu. Kıvılcım’ın göğsü kabardıkça kabardı.
Fakat şarkının ortasında rüzgâr aniden yön değiştirdi. Kıvılcım heyecanlanınca ezginin sonunu unuttu. Bülbülün sesini bulamayınca kendi boğuk ötüşüne döndü. Ardından şaşkınlığını gizlemek için kanatlarını çırpıp yüksek sesle bağırdı. Ormanda tatlı bir ezgi yerine birbirine karışan, çatallı sesler yankılandı.
Hayvanlar gülmedi. Çünkü Kıvılcım’ın yüzündeki utancı gördüler. Yalnızca Pıtır, meşe ağacının dibinden sakin bir sesle konuştu:
Bir şarkıyı taklit etmek kolay olabilir, ama onu yürekten söylemek için önce kendi sesini tanımak gerekir.
Kıvılcım başını eğdi. Tam o sırada bülbül, yakındaki söğüt dalından aşağı süzüldü. Gezgin kuş, Kıvılcım’ın bütün planını duymuştu. Ne kızdı ne de onu herkesin önünde küçük düşürdü. Bunun yerine, kargadan kendi bildiği bir ezgiyi söylemesini istedi.
Kıvılcım önce çekindi. Kendi sesinin güzel olmadığını düşünüyordu. Sonra çocukluğundan beri yağmurdan sonra söylediği kısa ötüşü hatırladı. Bu ötüş bülbülünki gibi değildi; biraz çatallı, biraz komik, fakat ona aitti. Kıvılcım derin bir nefes aldı ve söylemeye başladı.
İlk ses kaba çıktı. İkinci ses biraz daha düzenliydi. Sonra Kıvılcım, ormandaki dalların hışırtısını, deredeki suyun şırıltısını ve uzaklardaki kurbağaların ritmini duydu. Ötüşünü bu seslere uydurunca ortaya neşeli, kıpır kıpır bir ezgi çıktı. Hayvanlar şaşkınlıkla birbirine baktı; ardından ayaklarını yere vurarak ritim tutmaya başladılar.
Kıvılcım o gün kristal bir yemlik kazanmadı. Bunun yerine bülbül, ona küçük bir tohum kesesi verdi. Bu tohumları meşe ağacının çevresine ek, dedi. Her sabah kendi sesinle söylersen, burada hep birlikte dinlenecek yeni şarkılar büyür.
Günler geçti. Kıvılcım artık kimsenin sesini ödünç almıyordu. Bazen bülbülle birlikte ezgi söylüyor, bazen Pıtır’ın ritmine kanat çırpıyor, bazen de yalnızca ormanı dinliyordu. Meşe ağacının çevresinde büyüyen çiçekler, her sabah onun farklı ötüşleriyle açıyordu.
Bir sabah Kıvılcım, uzaktan gelen genç bir saksağanın parlak şeylerle övündüğünü duydu. Gülümsedi ve ona kendi sesini araması için yer açtı. Çünkü Bereketli Orman’da artık en değerli şarkı, en kusursuz çıkan değil; sahibinin dürüstçe taşıdığı şarkıydı.



