Tilki Masalları

Kestane Tepesi’nin Renkleri Solunca

Kestane Tepesi’nde yaşayan Lila adında genç bir tilki vardı. Lila’nın kuyruğu kızıl, burnunun ucu parlak siyah, gözleri ise sonbahar yaprakları kadar canlıydı. En sevdiği şey, ormandaki renkleri izlemekti. Sabahları papatyaların beyazına, göletin mavi parıltısına ve böğürtlenlerin moruna bakarak günün nasıl geçeceğini tahmin ederdi.

Bir sabah Lila gözlerini açtığında ormanda tuhaf bir sessizlik fark etti. Güneş her zamanki gibi doğmuştu ama dünya sanki renksiz bir çizime dönüşmüştü. Kestaneler gri, çimenler soluk, çiçekler bembeyaz görünüyordu. Lila, kuyruğuna baktı; kızıllığı gitmiş, kuyruğu yumuşak kül rengine dönmüştü.

“Renkler nereye gitti?” diye sordu.

Yakındaki yaşlı kaplumbağa Mimo, başını yavaşça kaldırdı. “Gece boyunca Renk Çanı’nın sesi duyulmadı,” dedi. “Belki de renkleri uyandıran çan susmuştur.”

Renk Çanı, Kestane Tepesi’nin en yüksek yerindeki eski bir çınarın dalında asılıydı. Her sabah esen ilk rüzgâr çana dokunur, çanın berrak sesi ormandaki renkleri uyandırırdı. Lila, Mimo’nun sözlerini dinler dinlemez tepeye gitmeye karar verdi. Ona, hızlı kanatlarıyla çayır kuşu Suna ve ağır ama dikkatli adımlarıyla kirpi Badem de katıldı.

Yolun başında üç ayrı patika vardı. İlki taşlı, ikincisi çamurlu, üçüncüsü ise dikenliydi. Lila hemen en düzgün görünen patikaya yöneldi. Fakat birkaç adım sonra yolun bir çember çizerek başladıkları yere döndüğünü fark ettiler. Suna havalanıp dalların üzerinden baktı.

“Bu yol bizi ilerletmiyor,” dedi. “Belki kolay görünen her yol doğru değildir.”

Badem, çamurlu patikadaki küçük izleri gösterdi. İzler, Renk Çanı’na doğru gidiyor ve sonra geri dönüyordu. Üç arkadaş izleri takip etti. Bir süre sonra yosunlarla kaplı küçük bir kayaya ulaştılar. Kayanın üzerinde şu sözler yazılıydı: “Sesimi arayan, önce sessizliği dinlesin.”

Lila gözlerini kapattı. Suna kanatlarını kıpırdatmayı bıraktı, Badem de dikenlerinin hışırtısını susturdu. Önce hiçbir şey duymadılar. Sonra uzaktan incecik bir tıkırtı geldi. Tık, tık, tık… Ses, tepenin arkasındaki dar bir mağaradan yükseliyordu.

Mağaranın içinde, renk renk taşlarla dolu yuvarlak bir oda vardı. Ancak taşların hepsi griydi. Ortada küçük bir su birikintisi, üzerinde de kırık bir çan tokmağı duruyordu. Lila tokmağı dikkatle aldı. Tam o sırada mağaranın duvarından yumuşak bir ses duyuldu.

“Renk Çanı’nı ben susturmadım,” dedi ses. “Onu herkes yalnızca kendi rengi için çaldı. Kırmızı isteyen kırmızıya, mavi isteyen maviye seslendi. Renkler paylaşılmadıkça çan yoruldu ve sustu.”

Bu sözlerin ardından mağaranın gölgesinden küçük bir bukalemun çıktı. Adı Pera’ydı. Renkleri sakladığı için üzgün görünüyordu.

“Ben de renkleri geri vermeyi bilmiyordum,” diye fısıldadı. “Hepsini tek başıma tutmaya çalıştım.”

Lila, Pera’ya kızmak yerine onun yanına oturdu. “O hâlde birlikte deneyelim,” dedi. “Her rengin ormanda bir yeri var. Hiçbir renk yalnız kalmamalı.”

Suna mavi bir tüyünü su birikintisine bıraktı. Badem, sarı bir çiçek yaprağı getirdi. Lila ise kuyruğundan kalan son kızıl parıltıyı tokmağın üzerine dokundurdu. Pera da yeşil rengini ortaya kattı. Renkler birbirine karışınca tokmak ışıldadı.

Üç arkadaş tepeye çıktığında Renk Çanı’nı çınarın dalında buldular. Lila tokmağı yerine taktı. Bu kez Suna, Badem, Pera ve Lila birlikte ipe asıldı. Çan çaldı: berrak, sıcak ve neşeli bir ses…

Ses ormanın her köşesine yayıldı. Gri kestaneler kahverengiye, solgun çimenler yeşile, beyaz çiçekler pembe, mor ve sarıya dönüştü. Lila’nın kuyruğu da yeniden kızıl renge büründü; fakat bu kez ucunda mavi, yeşil ve altın renklerden küçük çizgiler vardı.

O günden sonra ormandaki herkes, Renk Çanı’nı tek başına değil, birlikte çaldı. Lila ise şunu hiç unutmadı: Bir güzellik paylaşılınca azalmaz; aksine, başka güzelliklerle buluşup dünyayı daha da neşeli kılar.

Tilki Masalları İçinde Paylaşmanın Rengi

Kestane Tepesi’nde renkler yeniden parladığında, Lila her sabah ormanı biraz daha dikkatle izledi. Çünkü artık en güzel rengin, arkadaşların birlikte yaptığı iyilikten doğduğunu biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu