Çocuk Masalları Oku Eğitici ve Eğlenceli

Lorin’in Renkli Ölçü Kaşığı

Uzak tepelerin ardında, evlerin pencerelerinde saksıların, sokaklarında ise rengârenk taşların bulunduğu Cevizliova adında bir köy vardı. Bu köyde Lorin adında meraklı bir çocuk yaşardı. Lorin, gördüğü her şeyi inceler, “Acaba bu neden böyle?” diye sorar, sonra cevabı bulana kadar denemekten vazgeçmezdi.

Bir sabah köy meydanında büyük bir duyuru yapıldı. Ertesi gün Bahar Şenliği vardı ve herkes kendi yaptığı yiyeceklerden getirecekti. Lorin de bütün köye yetecek ballı kurabiyeler hazırlamak istedi. Büyükannesinin sandığından un çuvalını, bal kavanozunu ve tahta bir ölçü kaşığını çıkardı.

Kaşığı una daldırdığı anda incecik bir ses duyuldu:

“Bir kaşık, ancak ne kadar dolu olduğunu biliyorsa gerçekten bir kaşıktır.”

Lorin şaşkınlıkla etrafına baktı. Ses, elindeki ölçü kaşığından geliyordu. Kaşığın sapında küçük bir gülümseme belirmişti.

“Benim adım Ölçer,” dedi kaşık. “Kurabiyelerin güzel olması için malzemeleri göz kararı değil, dikkatle ölçmelisin. Fakat daha önemli bir şey var: Şenlikte herkesin payına yetecek kadar hazırlamalısın.”

Lorin hemen işe koyuldu. Tarife göre iki bardak un, bir bardak yulaf, yarım bardak bal ve üç kaşık süt gerekiyordu. Lorin unun ilk bardağını doldurdu, sonra ikinci bardağa geçerken acele edip unu taşırdı.

“Biraz fazla olsa ne olur?” diye sordu.

Ölçer, “Fazla un hamuru sertleştirebilir. Ölçmek, yalnızca sayıları bilmek değil, neye ne kadar ihtiyaç olduğunu anlamaktır,” diye cevap verdi.

Lorin dökülen unu topladı, kabı düzeltti ve yeniden ölçtü. Yulafı eklerken de taneleri tek tek saymaya çalıştı. Ancak bir süre sonra bunun çok uzun süreceğini anlayınca yulafları beşerli küçük kümelere ayırdı. Böylece toplamda altı küme ve iki tane kaldığını gördü.

“Beşer beşer saymak işimi kolaylaştırdı!” diye sevindi.

“İşte matematik bazen böyle bir yardımcıdır,” dedi Ölçer. “Sayıları gruplara ayırınca büyük işler daha anlaşılır olur.”

Hamur hazırlandığında Lorin, kurabiyeleri fırına yerleştirdi. Fakat tepside yalnızca yirmi dört kurabiye vardı. Cevizliova’da ise kırk sekiz kişi yaşıyordu. Lorin’in yüzü asıldı.

“Herkese bir tane bile yetmeyecek.”

Ölçer hafifçe parladı. “Öyleyse çözüm bulmak için birlikte düşün.”

Lorin meydana koşup arkadaşlarını çağırdı. Ada, fırının yanında bekleyen elmaların bulunduğunu söyledi. Rami, büyükannesinin ceviz getirebileceğini hatırladı. Tola ise kurabiyeleri ikiye bölüp üzerlerine elma dilimleri koymayı önerdi.

Çocuklar hemen görev paylaşımı yaptılar. Ada elmaları yıkadı, Rami cevizleri kırdı, Tola kurabiyeleri dikkatle ortadan ayırdı. Lorin de her tabağa eşit sayıda kurabiye yarısı, elma dilimi ve ceviz koydu. Böylece yirmi dört kurabiye kırk sekiz yarım parçaya dönüştü ve herkesin tabağına aynı miktarda yiyecek kondu.

Fırından yükselen mis gibi koku bütün köyü sardı. Şenlik başladığında çocuklar, yiyecekleri dağıtmadan önce tabakları saydılar. Kırk sekiz tabak vardı; her tabağa bir kurabiye yarısı, iki elma dilimi ve üç ceviz yerleştirildi. Kimse acele etmedi, kimse başkasının payına uzanmadı.

Şenliğin sonunda köyün yaşlı değirmencisi Lorin’e, üzerinde küçük çizgiler bulunan tahta bir kutu verdi.

“Bu kutu, ölçmeyi öğrenenlere verilir,” dedi. “Ama içindeki en değerli şey cetvel ya da kaşık değildir. Dikkat, adalet ve paylaşma alışkanlığıdır.”

Lorin kutuyu açtı. İçinde boş bir kâğıt vardı. Kâğıdın üzerinde şu cümle yazıyordu: “Birlikte düşününce küçük malzemeler büyük mutluluklara dönüşür.”

O günden sonra Cevizliova’da herkes yemek hazırlarken ölçmeye, paylaşırken eşit davranmaya ve bir sorunla karşılaşınca önce birlikte çözüm aramaya başladı. Ölçer ise Lorin’in mutfağında yaşamayı sürdürdü. Ne zaman biri “Göz kararı yeter,” dese, kaşık gülümseyerek şöyle derdi:

“Belki yeter, ama birlikte düşünürsek daha güzeli mümkün!”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu