Türküler ve Hikayeleri

Kuyunun Dibinde Uyuyan Ezgi

Çamlıbel’in kıyısında, söğüt ağaçlarının gölgeleriyle serinleyen küçük bir köy vardı. Köyde herkesin bildiği, fakat kimsenin neden söylendiğini hatırlamadığı bir türkü yaşardı. Büyükler bu türküyü yalnızca bayram sabahlarında mırıldanır, çocuklar da ezgisini oyunlarına karıştırırdı. Türkünün sözleri ise zamanla kısalmış, geriye yalnızca neşeli bir nakarat kalmıştı.

Köyün en meraklı çocuğu Zeynep’ti. Zeynep, duyduğu her sesin peşine düşer, bir kuşun neden üç kez öttüğünü, kapı tokmağının niçin farklı çaldığını sorardı. Bir ilkbahar sabahı, çeşmeye su almaya giderken eski taş kuyunun yanından geçti. Kuyunun ağzı tahta bir kapakla örtülüydü. Tam o sırada derinden, incecik bir ses yükseldi:

“Dağın ardında bir ışık, gönülde saklı bir…”

Ses birden kesildi. Zeynep kulağını kapağa dayadı ama yalnızca suyun hafif şıpırtısını duyabildi. Koşarak köyün en yaşlı sakini Nimet Nine’ye gitti. Nimet Nine, avluda yün eğiriyordu. Zeynep olanları anlatınca nine uzun süre sustu, sonra elindeki ipliği dizlerine bıraktı.

“Bu, Çınar Şenliği türküsünün ilk dizesi,” dedi. “Ben çocukken türkünün tamamını bilen biri vardı. Adı Veli Usta’ydı. Köyün her evine uğrar, insanların yaşadığı güzel olayları dinler, sonra onları ezgiye katardı. Fakat bir yıl büyük bir fırtına çıktı. Veli Usta’nın sazı kayboldu, türkü de dilden dile eksilerek bugüne geldi.”

Zeynep’in gözleri parladı. “Sazı bulursak türkü de tamamlanır mı?” diye sordu.

Nimet Nine gülümsedi. “Belki de saz değil, hatırlanmayı bekleyen hikâyeler eksiktir.”

Unutulan Dörtlüklerin İzinde

Ertesi gün Zeynep, eline küçük bir defter alıp köyü dolaşmaya başladı. Önce fırıncı Rıza Amca’ya gitti. Rıza Amca, yıllar önce un çuvallarının altında uyuyakalan çırağını anlattı. Çırak sabah bulununca bütün köy gülmüş, Veli Usta da bu olayı türkünün neşeli bir dizesine dönüştürmüş.

Sonra bahçıvan Necla Teyze, susuz kalan bostanını komşu çocukların kovalarla suladığını anlattı. Terzi Kâmil, düğün günü yırtılan bir gelinliği bütün kadınların el ele verip gece boyunca onardığını söyledi. Balıkçı İhsan ise fırtınada yolunu şaşıran ördek yavrularını gölete geri götüren küçük kız kardeşini hatırladı.

Zeynep her hikâyeyi dikkatle yazdı. Akşamları da duyduğu ezgiyi düşünerek yeni dizeler denedi. Ancak sözler bir türlü türkünün nakaratına yakışmıyordu. Kimi fazla uzun, kimi çok ciddi, kimi de neşesizdi.

Üçüncü gece Zeynep yine kuyunun yanına gitti. Ay, taşların üzerine yuvarlak bir ışık bırakmıştı. Zeynep kapağın altından gelen sesi dinledi. Bu kez ses, sanki köyde anlattığı bütün hikâyeleri birbirine bağlıyordu. O anda anladı: Türkü tek bir kişinin başarısını değil, herkesin birbirine uzattığı yardım elini anlatmalıydı.

Defterini açtı ve yavaşça söyledi:

“Bir elde ekmek, bir elde su,Bir gönülde bin güzel duygu.Yol uzunsa yan yana,Türkü olur köyün uykusu.”

Kuyunun içinden berrak bir tını yükseldi. Tahta kapak hafifçe titredi, ardından köyün meydanındaki eski değirmen taşı dönmeye başladı. Oysa değirmeni haftalardır çalıştıran kimse yoktu. Taşın altından, tozlanmış küçük bir saz çıktı. Sapına renkli ipler bağlanmış, gövdesine de şu sözler kazınmıştı: “Ezgi, onu söyleyenin değil; onu paylaşanın olur.”

Çınar Şenliğinde Yeni Bir Türkü

Zeynep sazı Nimet Nine’ye götürdü. Nine telleri akort ettiğinde, yıllardır eksik kalan ezgi birden tamamlandı. Köylüler meydana toplandı. Rıza Amca un çuvalı hikâyesini, Necla Teyze bostanını, Kâmil Usta gelinliği, İhsan da ördek yavrularını anlattı. Her anı, türkünün yeni bir dizesine dönüştü.

O gün Çınar Şenliği’nde herkes sırayla söyledi. Çocuklar alkış tuttu, büyükler gülümsedi, yaşlılar unuttukları anıları yeniden buldu. Türkü artık tek bir nakarattan ibaret değildi; köyün iyiliklerinden örülmüş uzun, sıcak bir ezgiydi.

Yıllar sonra bile Çamlıbel’e gelenler bu türküyü duydu. Zeynep büyüyüp gezgin bir masal anlatıcısı olduğunda, ezgiyi başka köylere de taşıdı. Her yerde insanlar kendi küçük iyiliklerini ekledi. Böylece türkü uzadıkça güzelleşti; çünkü onun gerçek hikâyesi, insanların birbirini hatırlamayı seçmesiydi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu