Kelile ve Dimne

Kumru Tüyünün Terazisi

Geniş yapraklı ağaçların gökyüzünü yeşil bir çatı gibi örttüğü Sedir Ormanı’nda, hayvanların her sabah uğradığı berrak bir pınar vardı. Pınarın kıyısında duran yaşlı söğüt, suya eğilen herkese kendi görüntüsünü gösterir, fakat kimsenin kalbindeki düşünceyi söylemezdi. Ormanın bilge tilkisi Kelile ile meraklı çakalı Dimne, bu pınarın yakınındaki küçük bir kovukta yaşardı.

Bir sabah ormanda tuhaf bir haber dolaşmaya başladı: Pınarın suyunu koruyan Gümüşboynuz adlı ceylan, gece vakti gizlice suyu bulandırıyordu. Söylenti, önce iki serçenin arasında fısıldandı, sonra sincapların dallarından aşağı süzüldü. Öğle olmadan bütün orman, Gümüşboynuz’dan kuşkulanmaya başlamıştı.

Dimne, “Böyle bir haber boşuna çıkmaz,” dedi. “Onu pınarın başında gördüklerini söyleyenler var. Belki de suyu yalnızca kendisi kullanmak istiyor.”

Kelile kuyruğunu usulca yere bıraktı. “Birinin görülmesi, suçunun kanıtı değildir. Gece pınarın başında olmak, belki de susamış bir yavruya yardım ettiği anlamına gelir.”

Dimne bu cevabı pek beğenmedi. “Sen her sözün içinde başka bir söz arıyorsun. Ormandakiler yanılıyor olamaz.”

“Çok kişi aynı şeyi söylerse söz büyür,” diye karşılık verdi Kelile. “Ama büyüyen her söz gerçeğe dönüşmez. Önce kaynağını bulalım.”

İki arkadaş, söylentinin izini sürmeye koyuldu. Serçeler, haberi gece boyunca nöbet tutan baykuştan duyduklarını söyledi. Baykuş ise karanlıkta, pınarın yanında Gümüşboynuz’a benzeyen uzun bacaklı bir gölge gördüğünü anlattı. Sincaplar, duyduklarını bir sansarın eklediği başka sözlerle birleştirmişti: “Ceylan, suyu kendi boynuzlarıyla karıştırıyormuş.”

Kelile gölgeli taşlara, çamur izlerine ve pınarın çevresindeki kırılmış otlara dikkatle baktı. Toprağın üzerinde ceylan izleri vardı, ancak izler suya doğru değil, ormandan dışarı gidiyordu. Pınarın içindeki bulanıklık ise yalnızca kıyının bir köşesinde toplanmıştı.

O sırada Dimne, söğüdün dalları arasında parlayan beyaz bir tüy gördü. Tüyü gagasında taşıyan küçük bir kumru, onları fark edince hemen havalandı. İki arkadaş kuşu izledi ve pınarın yukarısındaki taşlı yamaca ulaştı. Orada, yağmurdan gevşeyen büyükçe bir taşın dere yatağına yuvarlandığını gördüler. Taş, suyun önünü kesmiş; biriken çamur pınara akmıştı.

Dimne’nin kulakları kızardı. “Demek bütün bu sözler, tek bir gölgeden doğmuş,” dedi.

“Gölge değil, acele doğurmuş,” dedi Kelile. “Bir kişi gördüğü şeyi anlamadan anlatınca, her dinleyen üzerine biraz daha eklemiş.”

İki arkadaş önce taşı tek başlarına oynatmaya çalıştı, fakat başaramadı. Sonra ormana dönüp hayvanları çağırdılar. Gümüşboynuz da geldi. Kimse ona nasıl bakacağını bilemiyordu.

Kelile herkesin önünde olanları anlattı. Baykuş başını eğerek, “Gecede gördüğüm yalnızca bir gölgeydi,” dedi. Serçeler özür diledi. Sincaplar da duydukları sözleri birbirine karıştırdıklarını kabul etti.

Gümüşboynuz, “Ben o gece pınara, ayağı dikenle yaralanmış bir kirpiyi suya götürmek için gelmiştim,” diye konuştu. “Sonra izlerimi takip eden bir tilki gördüm ve korkup ormandan uzaklaştım. Belki de o yüzden izler ters yönde kaldı.”

Hayvanlar hep birlikte taşı yerinden kaldırdı. Sular yeniden berraklaşınca söğüt, herkesin yüzünü aydınlık bir ayna gibi gösterdi. Dimne, pınara bakıp kendi yüzünde utangaç bir gülümseme gördü.

“Bugün bir şeyi öğrendim,” dedi. “Bir haberi duymakla ona inanmak arasında uzun bir yol varmış.”

Kelile, “O yolun adı düşünmektir,” diye cevap verdi. “Düşünceye de sabır eşlik ederse, en bulanık su bile durulur.”

O günden sonra Sedir Ormanı’nda yeni bir gelenek başladı. Bir hayvan önemli bir haber duyduğunda, onu hemen yaymak yerine önce üç soru soracaktı: Kim gördü, ne gördü ve başka ne olabilir? Böylece ormanda sözler küçülmedi; aksine daha güvenilir, daha temiz ve daha değerli oldu.

Gümüşboynuz ise her sabah pınara uğradı. Bu kez kimse ondan kuşkulanmadı. Çünkü orman halkı, bir dostun görüntüsünü değil, gerçeğini tanımayı öğrenmişti.

Masalın Öğüdü

Bir söylentiyi büyütmeden önce gerçeği araştırmak, hem dostluğu hem de huzuru korur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu