Çocuk Kitapları Oku

Kütüphanenin Altındaki Yedinci Raf

Ardıçlıdere kasabasının en sessiz yeri, meydandaki eski kütüphaneydi. Burası yalnızca kitapların bulunduğu bir bina değildi; yağmur yağınca damların şarkısını dinler, güneş açınca pencerelerinden içeri altın renkli ışıklar toplardı. On bir yaşındaki Mira, her cumartesi öğleden sonra buraya gelir, görevli Bay Sedef’in verdiği kitapları raflarına yerleştirirdi.

Mira okumayı çok severdi. Ancak son zamanlarda kasabadaki çocukların çoğu kütüphaneye uğramaz olmuştu. Kimi kitapların sıkıcı olduğunu düşünüyor, kimi de hangi kitabı seçeceğini bilemediği için kapıdan geri dönüyordu. Mira, bir gün Bay Sedef’e, “Keşke her kitap, kendisini okuyacak çocuğu bulabilse,” dedi.

Bay Sedef gülümsedi. “Belki de buluyordur,” diye karşılık verdi. “Bazen kitaplar, görünmeyen kapıları açar.”

O akşam Mira, rafların tozunu alırken kitaplığın arkasından ince bir tıkırtı duydu. Ses, uzun süredir açılmayan ansiklopedilerin bulunduğu bölümden geliyordu. Mira kitapları dikkatle kenara çekince duvarda küçük, yuvarlak bir düğme gördü. Düğmeye dokunduğunda raf ağır ağır yana kaydı ve arkasında aşağıya inen dar merdivenler ortaya çıktı.

Merdivenlerin sonunda, kütüphanenin altında saklı bir oda vardı. Odanın ortasında, üzerinde yedi yıldız işareti bulunan alçak bir kitaplık duruyordu. Altı raf kitaplarla doluydu; yedinci raf ise bomboştu. Kitapların kapaklarında isim yerine küçük işaretler vardı: bir kuş tüyü, bir deniz kabuğu, bir yaprak, bir yıldız ve daha niceleri.

Mira ilk kitabı açtığında sayfalar bembeyaz kaldı. Derken odanın içinde yumuşak bir ses duyuldu:

“Bu kitaplar okunmak için değil, paylaşılmak için uyanır.”

Mira şaşkınlıkla etrafına baktı. Ses, üzerinde ay resmi bulunan mavi kapaklı kitaptan geliyordu.

“Paylaşmak mı?” diye sordu Mira.

“Her çocuk aynı masalı sevmez,” dedi kitap. “Birinin aradığı cesaret, diğerinin aradığı kahkaha olabilir. Bizi seçen çocuk, aradığı şeyi arkadaşlarıyla paylaşırsa sayfalarımız renklenir.”

Mira, yedinci rafın neden boş olduğunu sordu. Kitap, “O raf, kasabanın çocuklarının birlikte yazacağı kitabı bekliyor,” diye cevap verdi.

Ertesi gün Mira, sırrı önce en yakın arkadaşı Doruk’a anlattı. Doruk başta inanmadı, fakat mavi kitap ona açıldığında sayfalarda kendi sevdiği uçurtmalar belirdi. Sonra ikisi, kütüphaneye gelen çocukları gizli odaya götürdü. Elif, hayvanlarla konuşan bir kahraman aradı. Baran, komik bir gezegenin resimlerini buldu. Selin ise yağmurdan sonra filizlenen bir tohumun öyküsünü okudu.

Çocuklar kitapları tek başına alıp köşelerine çekilmek yerine, okuduklarını birbirlerine anlatmaya başladılar. Birinin bulduğu bilmeceyi diğerleri çözüyor, birinin çizdiği resmi ötekiler tamamlıyordu. Her paylaşımda gizli odadaki kitapların kapaklarına yeni renkler ekleniyordu.

Fakat bir gün çocuklar, yedinci rafı dolduracak hikâyeyi kimin yazacağı konusunda anlaşamadı. Herkes kendi fikrinin en güzel olduğunu söylüyordu. Sesler yükselince kitapların renkleri solmaya başladı. Mira, Bay Sedef’in sözünü hatırladı: “İyi bir kitap, yalnızca anlatanı değil, dinleyeni de düşünür.”

Çocuklar sessizleşti. Sonra Doruk, “Hepimizin fikrini birleştirelim,” dedi. Elif kahramanı seçti, Baran maceranın geçtiği gezegeni çizdi, Selin hikâyenin umudunu yazdı. Mira da bütün parçaları birbirine bağladı. Her çocuk bir cümle, bir resim ya da bir bilmece ekledi.

Sabah olduğunda yedinci rafta yepyeni bir kitap duruyordu. Kapağında tek bir isim yoktu; bütün çocukların parmak izlerinden oluşan rengârenk bir desen vardı. Kitap açıldığında ilk sayfada şu cümle yazıyordu: “Bir hikâye, paylaşıldıkça büyür.”

O günden sonra Ardıçlıdere Kütüphanesi hiç sessiz kalmadı. Çocuklar her hafta yeni kitaplar okudu, okuduklarını anlattı ve kendi öykülerini yazdı. Mira ise kapıdan girenlere gülümseyerek, “Çocuk kitapları oku; belki aradığın kapı, henüz çevirmediğin sayfadadır,” demeye başladı.

Yedinci rafın sırrı artık gizli değildi. Çünkü gerçek büyü, saklanan bir odada değil, bir çocuğun okuduğu güzel bir hikâyeyi başka bir çocuğun kalbine ulaştırmasındaydı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu