İbretlik Hikayeler

Kırık Pusulanın Gösterdiği Doğru Yol

Çam kokulu tepelerin arasında, küçük evlerin birbirine gülümsediği Ilıcaköy adında bir yer vardı. Bu köyde Aras adında meraklı bir çocuk yaşardı. Aras hızlı koşar, güzel resim yapar, her şeyi herkesten önce öğrenmek isterdi. Ancak bir konuda pek başarılı değildi: Hata yaptığında bunu kabul etmek.

Bir sabah Aras, dedesinin eski değirmenine giderken toprağın üzerinde parlayan yuvarlak bir şey gördü. Eğilip baktığında bunun camı çatlamış, ibresi yerinden oynamış eski bir pusula olduğunu fark etti. Pusulanın kapağında küçük harflerle, “Doğruyu arayan, yolu bulur.” yazıyordu.

Aras, pusulayı avucunda çevirince ibre kuzeyi değil, değirmenin arkasındaki söğüt ağacını gösterdi. Söğüdün dibini biraz kazdığında paslı bir teneke kutuya rastladı. Kutunun içinde tek bir buğday tanesi ve sararmış bir not vardı: “Bunu saklayan çoğaltır, paylaşan bereketi görür.”

Aras’ın aklına hemen parlak bir fikir geldi. Bu sırrı kimseye söylemeyecek, buğday tanesini kendisi ekecek ve bütün köyden önce harika bir hasat yapacaktı. Belki de herkes ona hayran kalacaktı. Bu düşünceyle buğday tanesini evlerinin arkasındaki küçük bahçeye ekti.

Ertesi gün bahçeye gittiğinde topraktan incecik bir filiz çıktığını gördü. Aras şaşkınlıktan ellerini çırptı. Fakat filiz, güneş yükseldikçe eğildi ve yaprakları sararmaya başladı. Aras ona su verdi, gölge yaptı, toprağını yumuşattı ama filiz bir türlü güçlenmedi.

O sırada komşuları Elif, elindeki boş kovayla bahçenin önünden geçiyordu. Köyün kuyusu kuruduğu için herkes suyu dikkatle kullanıyordu. Elif, Aras’ın bitkisinin yanına yaklaşınca, “Ne güzel bir filiz! Bununla ilgilenmem için yardım ister misin?” diye sordu.

Aras, bulduğu pusulayı ve notu gizledi. “Bu sıradan bir filiz,” dedi. “Sen kendi işine bak.” Elif üzülerek uzaklaştı. Aras’ın içi ise hiç rahat etmedi. Çünkü filizin yaprakları biraz daha solmuştu.

O akşam köyün yaşlı bahçıvanı Suna Nine, Aras’ın bahçesine uğradı. Filize dikkatle baktı ve “Bazı tohumlar yalnızca suyla değil, iyi niyetle de büyür,” dedi. Aras duyduklarını anlamamış gibi yaptı. Suna Nine, “Bir şeyi tek başına büyütmeye çalışırken çevrendeki yardımı küçümseme,” diye ekledi.

Gece boyunca Aras uyuyamadı. Pusulanın kapağındaki söz zihninde dönüp durdu. “Doğruyu arayan, yolu bulur.” Sabah olunca pusulayı yeniden açtı. İbre bu kez köy meydanındaki eski su deposunu gösteriyordu.

Aras depoya koştu. İçeride, yıllardır kullanılmayan bir yağmur oluğunun yaprak ve çamurla tıkandığını gördü. Tek başına temizlemeye çalıştı, fakat ağır kapağı kaldıramadı. Elif’i çağırmak istedi ama ondan özür dilemesi gerektiğini düşündü. Sonunda cesaretini topladı ve arkadaşının evine gitti.

“Sana doğruyu söylemedim,” dedi Aras. “Bu filizin özel bir tohumdan çıktığını sandım ve sırrımı sakladım. Fakat tek başıma başaramadım. Bana yardım eder misin?”

Elif bir süre sustu, sonra gülümsedi. “Dürüst olduğun için teşekkür ederim. Elbette yardım ederim,” dedi. Birlikte Suna Nine’yi, değirmenciyi ve diğer çocukları da çağırdılar. Herkes eline bir araç aldı. Kimi yaprakları topladı, kimi oluğu temizledi, kimi depodaki çatlakları onardı.

Öğleden sonra gökyüzü bulutlandı. İlk yağmur damlaları düşünce su, temizlenen oluklardan depoya akmaya başladı. Köy halkı sevinçle alkışladı. Aras’ın bahçesine götürülen su, solgun filize can verdi. Birkaç gün içinde filiz büyüdü; dallarında onlarca altın renkli buğday başağı belirdi.

Aras, hasat zamanı geldiğinde bütün buğdayı kendi evinde saklamadı. Taneleri köy halkına dağıttı. Her aile bir avuç buğday ekti. Sonbaharda Ilıcaköy’ün çevresi bereketli tarlalarla doldu. Köylüler, yağmuru beklemekle kalmayıp eski olukları ve su depolarını da birlikte onardılar.

Aras’ın pusulası ise o günden sonra bir daha çalışmadı. İbresi nereye çevrilirse çevrilsin, Aras artık doğru yolu bulmak için ona ihtiyaç duymuyordu. Çünkü insanın içindeki dürüstlük, başkasının yardımını kabul etmek ve sahip olduğu güzelliği paylaşmak, en güvenilir pusuladan bile daha güçlüydü.

Masalın Öğüdü

Bir iyiliği saklamak onu küçültür, paylaşmak ise çoğaltır. Hatalarımızı dürüstçe kabul edip başkalarıyla el ele verdiğimizde, hem kendimize hem de çevremize bereketli yollar açarız.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu