Resimli Masallar

Çizgilerin Arasında Açılan Pencere

Ela, yağmurlu öğleden sonralarda büyükannesinin tavan arasına çıkmayı çok severdi. Orada eski düğmeler, işlemeli örtüler ve sayfaları sararmış kitaplar bulunurdu. Bir gün, tahta sandığın dibinde kalın kapaklı bir albüm gördü. Albümün kapağında ne adı ne de sahibinin işareti vardı; yalnızca küçük bir pencere resmi çizilmişti.

Ela ilk sayfayı açınca karşısına yeşil tepeleri, mor çiçekleri ve gökyüzünde süzülen turuncu balonları olan neşeli bir köy çıktı. Resmin kenarında küçücük bir çocuk, elindeki kalemle gülümsüyordu. Ela parmağını çizime yaklaştırdığı anda çocuk gözlerini kırpıştırdı.

“Beni görebiliyor musun?” diye sordu çocuk.

Ela şaşkınlıkla başını salladı. “Evet! Sen kimsin?”

“Ben Pera’yım. Burası Çizgiyaka. Fakat köyümüzün renkleri birer birer siliniyor. Son rengimiz de kaybolursa resimdeki herkes sessiz bir çizgiye dönüşecek.”

Ela, albümün sayfasına biraz daha yaklaştı. Gerçekten de köyün bir köşesi solmuş, mor çiçeklerin bazıları griye dönmüştü. Pera, renklerin Saklı Palet’ten dağıldığını, paletin ise albümün son sayfasındaki kapalı pencerede bulunduğunu anlattı. Ancak pencerenin anahtarı, yalnızca paylaşmayı bilen birinin elinde ortaya çıkıyordu.

Ela kalem kutusundan kırmızı bir pastel boya çıkardı. “Belki bunu kullanabiliriz,” dedi.

Pera gülümsedi. “Tek bir boya yetmez. Çizgiyaka’nın rengi, herkesin katkısıyla geri dönebilir.”

Solan Sayfaların Sırrı

Ela albümün içine adım attığında kendini yumuşacık kâğıttan bir yolda buldu. Ayakkabılarının altında ince çizgiler hışırdıyor, her adımında küçük yıldızlar beliriyordu. Pera onu köy meydanına götürdü. Meydanda ressam kuşlar, çizgi evler ve noktalardan yapılmış kediler bekliyordu. Herkes elindeki rengin yalnızca kendisine ait olduğunu düşünüyor, bu yüzden paletine bir damla bile bırakmıyordu.

Ela önce mavi kanatlı bir kuşun yanına gitti. Kuş, gökyüzünün rengini vermek istemediğini söyledi. Bunun üzerine Ela kendi kırmızı boyasını ikiye böldü ve kuşa bir parça uzattı. Kuş şaşırdı, sonra kanadındaki maviden küçük bir çizgi koparıp meydana bıraktı.

Bu kez noktalı kedi, sarı kuyruğundan bir parıltı verdi. Çizgi evlerin pencereleri turuncu ışıklarla doldu. Pera, yeşil şapkasından ince bir yaprak çizdi. Bir süre sonra herkes elindekini paylaşmanın rengini azaltmadığını, aksine çoğalttığını gördü.

Renkler birleşince meydanın ortasında gümüş bir anahtar belirdi. Pera anahtarı aldı, fakat albümün son sayfasına giden yol hâlâ görünmüyordu. Sayfanın köşesinde yalnızca boş bir beyazlık vardı.

Ela beyaz alana dikkatle baktı. “Belki yol hazır değildir,” dedi. “Onu birlikte çizmemiz gerekiyor.”

Köylüler sıraya girdi. Kuşlar kıvrımlı bir gökyüzü çizdi, kediler küçük izler bıraktı, çocuklar renkli taşlardan bir patika yaptı. Ela da ilk sayfadaki pencereyi hatırlayarak patikanın sonuna bir pencere ekledi. Pencere açıldığında içinden yumuşak bir ışık yayıldı.

Birlikte Çizilen Son Sayfa

Pera gümüş anahtarı kilide çevirdi. Kapının ardında, yüzlerce rengin özenle dizildiği Saklı Palet duruyordu. Paletin ortasında tek bir boş bölme vardı. Bu bölmeye hangi rengin konulacağını kimse bilmiyordu.

Ela, köy meydanında oluşan resme baktı. Kırmızı, mavi, sarı ve yeşil yan yana duruyordu; fakat hepsini birbirine bağlayan özel bir renk vardı. Bu, paylaşırken ortaya çıkan sıcaklıktı. Ela fırçasını paletin boş bölmesine dokundurup herkesin verdiği renklerden küçük bir karışım yaptı.

Palet parladı. Çizgiyaka’nın gri köşeleri yeniden canlandı; çiçekler açtı, balonlar yükseldi, evlerin bacalarından kıvrılarak renkli dumanlar çıktı. Pera’nın elindeki kalem de ışıl ışıl parladı.

“Artık her sayfa biraz daha güzel olabilir,” dedi Pera. “Yeter ki kimse kendi rengini yalnız saklamasın.”

Ela albümden çıkmadan önce Pera ona küçük bir fırça verdi. Tavan arasına döndüğünde yağmur dinmişti. Albümün son sayfasında yepyeni bir resim vardı: El ele tutuşmuş köylüler, açık bir pencerenin önünde gülümsüyordu.

O günden sonra Ela, gördüğü her güzel şeyi başkalarıyla paylaşmaya başladı. Bazen bir arkadaşına renkli bir resim armağan etti, bazen de üzgün birinin yanına oturup ona neşeli bir çizgi çizdi. Büyükannesi albüme her baktığında yeni bir ayrıntı fark etti. Çünkü bazı resimler yalnızca gözlerle değil, iyilikle bakıldığında tamamlanırdı.

İşte bu yüzden Çizgiyaka’nın penceresi hiçbir zaman kapanmadı. Her paylaşımda biraz daha açıldı ve dünyadaki bütün resimli masallara ince, sıcacık bir ışık gönderdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu