6 Yaş Masalları

Pofuduk Tepedeki Renkli Düğme

Çınçınlıdere’nin kıyısında, çimenleri pamuk gibi yumuşak bir tepe vardı. Bu tepeye herkes Pofuduk Tepe derdi. Ekin, her sabah dedesinin ördeklerine yem verir, sonra tepenin eteklerinde kelebekleri izlerdi. Bir gün, otların arasında güneş gibi parlayan yuvarlak bir düğme buldu.

Düğme kırmızı, sarı, mor ve turuncu renklerin birbirine karıştığı güzel bir desene sahipti. Ekin onu avucunda çevirince düğme hafifçe ısındı. O sırada uzaktan minicik bir zil sesi duyuldu.

Çın! Çın!

Ekin sesin geldiği yere baktı ama kimseyi göremedi. Yalnızca çalıların arkasında, mavi bir tüy sallanıyordu. Tüyü eline alır almaz düğme yeniden parladı.

“Acaba bu düğme kimin?” diye düşündü Ekin. “Sahibini bulmadan onu saklamak doğru olmaz.”

Önce köy meydanındaki terzi Narin Teyze’ye gitti. Narin Teyze, düğmeyi büyüteçle inceledi.

“Böyle renkli bir düğmeyi ben hiç dikmedim,” dedi. “Ama sahibini bulmana yardım edebilirim. Bugün köye gelenleri tek tek soralım.”

İlk olarak fırıncı Usta Köpük’e sordular. Usta, unla kaplı ellerini sallayarak düğmenin kendisine ait olmadığını söyledi. Sonra bahçıvan Papatya Nine’ye uğradılar. Papatya Nine, “Benim düğmelerim hep yeşildir,” dedi ve onlara bir sepet çilek verdi.

Ekin ile Narin Teyze, çilekleri paylaşarak yola devam etti. Yolun sonunda, üç küçük hayvanın tartıştığını gördüler. Kirpi Mırmır, sincap Fındık ve tavşan Zıpzıp, aynı çiçeğin yanına kurulmuş minik bir salıncağı kimin kullanacağına karar veremiyordu.

“Önce ben gördüm!” dedi Fındık.

“Ama ben daha kısa boyluyum, salıncağa önce binmeliyim!” diye karşılık verdi Zıpzıp.

Kirpi Mırmır da dikenlerini kabartıp sessizce bekliyordu.

Ekin, onların sözünü kesmeden üçünü de dinledi. Sonra şöyle dedi: “İsterseniz sırayla binin. Biriniz sallanırken diğer ikiniz şarkı söyleyebilir. Böylece herkes eğlenir.”

Hayvanlar bu fikri beğendi. Fındık ilk bindi, Zıpzıp ipi çekti, Mırmır da neşeli bir ezgi mırıldandı. Sıra değiştikçe salıncak daha da güzel sallandı.

Düğme birden ışıldadı. Havada renkli bir çizgi oluştu ve Pofuduk Tepe’nin zirvesini gösterdi.

“Demek aramamız gereken kişi tepede,” dedi Ekin.

Narin Teyze, üç küçük hayvan ve Ekin birlikte tepeye çıktılar. Zirvede, kanatları çeşitli renklerde olan genç bir kırlangıç oturuyordu. Kırlangıcın yeleğinde büyükçe bir düğme eksikti.

“Düğmemi günlerdir arıyorum,” dedi kırlangıç. “Bu düğme, yuvamızdaki renkli bayrağı tutuyordu. Bayrak olmayınca kardeşlerim eve dönüş yolunu karıştırıyor.”

Ekin düğmeyi uzattı. Kırlangıç onu gagasıyla aldı fakat düğme yuvaya dikilemeyecek kadar sertti. Narin Teyze hemen çantasından iğne ve iplik çıkardı. Tam düğmeyi dikmeye başlayacakken rüzgâr güçlendi ve kırlangıcın bayrağı uçup vadinin öte yanına sürüklendi.

Herkes bayrağın peşinden koştu. Fındık bir ağacın dalına tırmanıp bayrağın yerini gördü. Zıpzıp uzun kulaklarını bayrağın altına uzattı. Mırmır ise dikenlerine takılan ipi dikkatlice çözdü. Ekin de ipi Narin Teyze’ye verdi.

Birlikte bayrağı geri getirdiler. Narin Teyze düğmeyi yerine dikti. Düğme dikilir dikilmez bayrak gökkuşağı gibi parladı. Kırlangıcın kardeşleri uzaktan bu ışığı görüp güvenle yuvalarına döndü.

Kırlangıç, Ekin’e teşekkür etmek için küçük bir tüy verdi. “Sen bu düğmeyi tek başına buldun ama iyiliği herkesin yardımıyla tamamladın,” dedi.

Ekin gülümsedi. O gün, 6 yaş masalları arasında anlatılacak kadar güzel bir ders öğrendi: Bir sorunu çözmenin en parlak yolu, önce dinlemek, sonra paylaşmak ve birlikte çalışmaktı.

O günden sonra Pofuduk Tepe’de her bahar renkli bir bayrak dalgalandı. Çınçınlıdere’nin çocukları da ne zaman bir anlaşmazlık yaşasa, tepeye çıkıp kırlangıcın bayrağına baktı. Çünkü herkes biliyordu: Küçük bir düğme, büyük bir iyiliğin başlangıcı olabilirdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu