Ders Veren Hikayeler

Gölgeli Meydandaki Nar Çekirdeği Saati

Akşamüstleri gölgelerin taşlara uzun şeritler çizdiği Zümrütçe kasabasında, meydanın ortasında ilginç bir saat dururdu. Bu saat ne kuleye asılıydı ne de bir duvarın üzerinde duruyordu. Kocaman bir nar ağacının dalları arasında, tahta bir çerçeveye yerleştirilmişti. Saatin akrep ve yelkovanı ince dallardan, rakamları ise cilalanmış nar çekirdeklerinden yapılmıştı.

Kasabalılar ona Nar Çekirdeği Saati derdi. Yıllar boyunca her gün tam öğle vakti tatlı bir tıkırtıyla çalışmış, ardından meydandaki çeşmeden üç damla su akıtmıştı. Ne var ki bir sabah saat sustu. Çeşme de kurudu. İnsanlar susuz kalmaktan çok, alıştıkları güzel sesin yokluğuna şaşırdı.

Kasabada yaşayan Lalin, saatleri onarmayı seven meraklı bir çocuktu. Yanına küçük alet çantasını alıp nar ağacının altına gitti. Çerçeveyi dikkatle inceledi. Dişliler sağlamdı, dallar kırılmamıştı, çekirdek rakamların hepsi yerindeydi. Yalnızca saatin tam ortasındaki küçük yuva bomboştu.

Lalin, “Burada bir parça eksik,” diye düşündü. Hemen çevredeki dükkânlara uğrayarak nar çekirdeği aradı. Fakat fırıncıda susam, terzide boncuk, bahçıvanda ay çekirdeği vardı; aradığı çekirdek hiç kimsede yoktu.

Sonunda meydanın kenarındaki yaşlı saatçi Varo’nun dükkânına gitti. Varo, Lalin’i dinledikten sonra çekmecelerinden birini açtı. İçeride yüzlerce küçük parça vardı.

“Belki sorun yalnızca eksik parçadır,” dedi, “ama bazen durmuş bir saati çalıştırmak için parçadan fazlası gerekir. Önce saatin neden sustuğunu anlamalıyız.”

Lalin bu sözleri pek önemsemedi. Ona göre her bozuk şey, doğru alet bulununca hemen düzelirdi. Saatin içine eğildi, iki vidayı çevirdi ve gevşemiş bir yayı gerdi. Saat bir an titredi, sonra daha da sessizleşti. Çeşmenin ucundan tek bir damla düştü ve taşların arasında kayboldu.

Lalin üzülerek meydanın basamaklarına oturdu. O sırada kasabadan geçen üç kişiyi fark etti. Kırmızı şemsiyeli bir yolcu, nar ağacının gölgesinde dinlenmek için durdu. Sepet taşıyan bir çocuk, çeşmenin kuru oluğuna baktı. Elinde uzun bir değnek bulunan bir çoban ise ağacın dallarını dikkatle izledi.

Lalin, bu kişilere saati sordu. Yolcu, geceleri saatten gelen hafif bir fısıltı duyduğunu söyledi. Sepet taşıyan çocuk, sabahları ağacın dibinde parlak kabuklar bulduğunu anlattı. Çoban da ağacın köklerinin altında toprağın çok sertleştiğini fark ettiğini söyledi.

Böylece Lalin, yalnızca saatin içine bakmanın yetmediğini anladı. Varo’nun yanına dönüp duyduklarını anlattı. Saatçi, “Şimdi parçalar konuşmaya başladı,” diyerek gülümsedi.

Birlikte ağacın çevresini incelediler. Köklerin üstündeki toprak taş gibi sıkışmıştı. Meydandaki tezgâh sahipleri yıllardır ürün sandıklarını aynı yere koyduğu için yağmur suyu toprağa ulaşamıyordu. Saatin eksik çekirdeği ise toprağın içinde değil, ağacın dalları arasında yaşayan küçük bir saka kuşunun yuvasındaydı. Kuş onu parlak olduğu için yuvasına taşımıştı.

Lalin, çekirdeği almak için yuvaya uzanmadı. Bunun yerine ağacın altına bir avuç yem bıraktı ve kuşun kendi isteğiyle çıkmasını bekledi. Kasabalılar da sandıkları kenara taşıdı, sert toprağı gevşetti ve köklerin çevresine su döktü. Herkes, küçük bir işin önemsiz olduğunu düşünmeden elinden geleni yaptı.

Üç gün sonra ilk yağmur yağdı. Saka kuşu yuvasını başka bir dala taşıdı ve nar çekirdeğini yere bıraktı. Lalin çekirdeği Varo’ya götürdü. Saatçi parçayı yerine yerleştirirken Lalin sabırsızca başında bekledi, fakat Varo onu durdurdu.

“Şimdi biraz bekleyelim,” dedi. “Bazı şeyler onarılır, sonra da kendi zamanında çalışmaya başlar.”

Güneş nar ağacının yapraklarına vurduğunda saat önce usulca tıkladı. Ardından akrep ilerledi, yelkovan döndü ve meydanı yumuşak bir çan sesi doldurdu. Çeşmeden üç değil, tam yedi damla su aktı. Bu su, köklerin çevresine açılan kanallardan toprağa yayıldı.

O günden sonra Zümrütçe halkı, bozulan her şeyi hemen suçlamak yerine önce dikkatle dinlemeye başladı. Lalin de alet çantasının yanına küçük bir defter koydu. Defterine her onarımın başına şu cümleyi yazdı: Bir sorunun cevabı, bazen baktığın yerde değil, dinlemeyi unuttuğun yerdedir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu