Resimli Masallar

Çizgilerin Arasında Uyuyan Bahçe

Pera, kasabanın en küçük evinde, duvarları renkli kâğıtlarla kaplı bir odada yaşardı. Annesi kumaş boyar, dedesi ise eski kitapların kopmuş sayfalarını onarırdı. Pera’nın en sevdiği şey, dedesinin masasındaki resim albümlerine bakmaktı. Her sayfada başka bir dünya bulunurdu: Şapka takan kaplumbağalar, ay ışığında uyuyan değirmenler ve yapraklardan merdivenler kuran sincaplar…

Bir öğleden sonra Pera, kapağı kabarmış, üzerinde hiçbir yazı bulunmayan ince bir kitap buldu. Sayfalarını çevirince resimler sıradan görünüyordu. Fakat son sayfada yalnızca yarım çizilmiş bir kapı vardı. Kapının kolu yoktu, önünde de küçük bir not duruyordu: “Beni tamamlayan, içeriye girebilir.”

Pera önce kapıya bir kol çizmeyi düşündü. Sonra bunun fazla kolay olacağını anlayıp resmi dikkatle inceledi. Kapının çevresinde üç boşluk vardı: Birinde yuvarlak bir iz, ikincisinde ince bir kıvrım, üçüncüsünde de minik noktalar görünüyordu. Pera, dedesinin büyüteciyle bakınca bunların birer ipucu olduğunu fark etti. Yuvarlak iz bir düğmeye, kıvrım bir gülümsemeye, noktalar ise yağmur damlalarına benziyordu.

Kalemini kaldırıp önce yuvarlak izi tamamladı. Sayfanın içinden yumuşak bir ışık yayıldı. Ardından ince kıvrımı çizdi; çizgi, kapının üstünde gülümseyen bir buluta dönüştü. Son olarak noktaları ekledi. Resimde küçük bir yağmur başladı ve kapı, kâğıdın üzerinde gerçekten açıldı.

Pera, parmağını kapının eşiğine uzattığı anda kendini çizgilerden yapılmış bir bahçede buldu. Ağaçların gövdeleri kahverengi kalem darbelerinden, çiçekleri renkli mürekkep lekelerinden oluşuyordu. Yollar cetvelle çizilmiş gibi dümdüzdü. Ancak bahçenin ortasında büyük bir boşluk vardı. Sanki biri oradaki resmi silmişti.

“Sonunda geldin,” dedi ince bir ses. Bu, kanatları iki sayfa arasından kesilmiş bir kuşa aitti. “Burası Tamamlanmamış Resimler Bahçesi. Eskiden her şeyimiz vardı. Fakat çizer, neyi nereye koyacağını bilemeyince bahçenin ortasını boş bıraktı. Boşluk büyüdükçe çiçekler susmaya, yollar da birbirine küsmeye başladı.”

Pera, boşluğu hemen doldurmak istemedi. Bahçeyi dolaştı, ağaçların fısıltılarını dinledi. Çiçeklerden biri, güneşe değil gölgesine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Küçük bir tepe, üstünden uçurtmalar geçsin diye biraz alçaltılmak istedi. Kuş ise uçmak için iki kanada değil, bir arkadaşın eşlik etmesine ihtiyaç duyduğunu anlattı.

Pera bütün istekleri defterine not etti. Sonra boşluğun içine önce geniş, kıvrımlı bir patika çizdi. Patika çiçekleri tepeye, tepeyi de ağaçlara bağladı. Ardından bir gölet ekledi; göletin suyunda herkes kendini değil, yanında duran arkadaşını görebiliyordu. En son, kanadını kaybetmiş kuşun yanına kâğıttan değil, gökyüzü renginde bir arkadaş çizdi. İki kuş birlikte havalandığında bahçenin üstünde neşeli bir çember oluştu.

Boşluk bir anda kaybolmadı. Önce içinden minicik bir filiz çıktı. Sonra filizin çevresinde yeni çizgiler belirdi. Çizgileri Pera çizmemişti; bahçedeki ağaçlar, çiçekler ve kuşlar kendi düşlerini resme katıyordu. Böylece ortaya tek bir kişinin tasarlayamayacağı kadar güzel, canlı ve şaşırtıcı bir bahçe çıktı.

İnce kuş, Pera’ya küçük bir kurşun kalem verdi. “Bu, yanlış çizgileri silmez,” dedi. “Onları yeni bir şeye dönüştürür. Çünkü bazı eksikler hata değil, keşfedilmeyi bekleyen yerlerdir.”

Pera kapıdan geçip evine döndüğünde kitap yine eski halindeydi. Yalnızca son sayfada artık yemyeşil bir bahçe vardı. O günden sonra Pera, resimli masallar okurken boş bırakılmış yerlerden hiç korkmadı. Her boşluğun içinde henüz söylenmemiş bir söz, çizilmemiş bir yol ve belki de birlikte kurulmayı bekleyen yepyeni bir dünya olduğuna inandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu