Bir Defterin Değiştirdiği Mahalle

Arda, her sabah okula giderken aynı yoldan yürürdü. Yolun köşesinde fırın, fırının karşısında da yıllardır kapalı duran küçük bir kırtasiye vardı. Kırtasiyenin solmuş tabelasında hâlâ “Renkli Kalem” yazıyordu. Dükkânın sahibi yıllar önce taşınmış, vitrinindeki birkaç defter ve oyuncak araba ise güneşin altında sessizce beklemeye başlamıştı.
Bir pazartesi günü Arda, okul bahçesindeki yaşlı çınarın altında kahverengi kapaklı bir defter buldu. Defterin köşeleri kıvrılmış, kapağında mavi bir balina resmi vardı. İçini açınca birbirinden güzel çizimler gördü: uçan evler, kocaman ayçiçekleri, yağmurda yürüyen insanlar ve her resmin altında kısa cümleler…
Bir sayfada şöyle yazıyordu: “Bugün annem gülümsedi. Onu güldüren resmi yarın tamamlayacağım.”
Arda, defterin sahibini bulması gerektiğini düşündü. Önce öğretmeni Selin Hanım’a gösterdi. Selin Hanım çizimlere dikkatle baktı.
“Bu defterin sahibi resim yapmayı çok seviyor olmalı,” dedi. “Belki de onu bulana kadar sınıfça küçük bir araştırma yapabiliriz. Ama defterde yazan özel cümleleri herkesle paylaşmayalım. Sahibinin izni olmadan başkasının yazılarını okumak doğru olmaz.”
Arda bu sözleri duyunca biraz utandı. Defteri bulduğu için meraklanmış, sayfaları karıştırırken sahibinin özel düşüncelerini okuduğunu fark etmemişti. O günden sonra yalnızca çizimlerdeki ipuçlarına bakmaya karar verdi.
İpuçlarının Peşinde
Çizimlerin bazılarında mahallenin tanıdık yerleri vardı. Bir resimde fırının önündeki kırmızı sandalye, başka bir resimde okulun arka duvarındaki sarmaşık görünüyordu. En dikkat çekici çizimde ise kapalı kırtasiyenin vitrini yer alıyordu. Vitrinin önünde elinde balon tutan küçük bir çocuk vardı.
Arda, teneffüste arkadaşları Nehir ve Doruk’la birlikte fırına gitti. Fırıncı Rıza Amca, balina resimli defteri görünce kaşlarını kaldırdı.
“Bu çizimleri daha önce görmüş olabilirim,” dedi. “Yıllar önce kırtasiyenin sahibiyle birlikte çalışan bir kız vardı. Adı Duru’ydu. Her gün dükkânın önünde resim çizerdi. Sonra ailesi başka bir mahalleye taşındı.”
Çocuklar kırtasiyenin eski sahibinin adresini bulamayınca belediyenin mahalle panosuna küçük bir duyuru astılar. Duyuruda defterin resmi vardı, fakat içindeki yazılardan hiç söz edilmiyordu. Selin Hanım da okulun mezunlar grubuna haber gönderdi.
İki gün sonra cevap geldi. Duru’nun ailesi hâlâ aynı şehirde yaşıyordu. Duru artık bir üniversitede resim okuyordu. Haberi alan Arda çok sevindi, fakat defteri hemen göndermek yerine Duru’dan izin istedi. Duru, defterin bulunduğu yere gelmek istediğini söyledi.
Eski Vitrinin Önünde
Cumartesi günü Duru, annesiyle birlikte mahalleye geldi. Kapalı kırtasiyenin önünde durunca uzun süre konuşmadı. Sonra vitrindeki tozlu oyuncak arabaya baktı ve gülümsedi.
“Bu defteri kaybettiğimi sanıyordum,” dedi. “Ben küçükken annem hastanede uzun süre tedavi görmüştü. Onu üzmemek için her gün resim yapardım. Defter benim için çok değerliydi, ama taşınırken ortadan kayboldu.”
Arda defteri ona uzattı. Duru sayfaları dikkatle çevirdi. En son boş kalan sayfada, okul bahçesindeki çınarın bir resmi vardı. Duru, resmin yanına küçük bir cümle yazmak için Arda’dan kalem istedi: “Bazen kaybolan bir eşya, doğru insanları yeniden buluşturur.”
O gün Duru, çocuklara birkaç çizim tekniği gösterdi. Fırıncı Rıza Amca sıcak poğaçalar getirdi. Selin Hanım ise okulda kullanılmayan bir odayı resim atölyesine dönüştürme fikrini ortaya attı. Mahalleli elindeki masa, sandalye ve boyaları getirdi. Kapalı kırtasiyenin sahibi de dükkânını yeniden açmaya karar verdi.
Aradan aylar geçti. Arda’nın okulunda her cumartesi çocuklar resim yapıyor, yaşlı komşular anılarını anlatıyor, herkes birbirinin hikâyesini dikkatle dinliyordu. Duru da zaman zaman atölyeye uğruyor ve ilk defterindeki çizimleri çocuklarla paylaşıyordu.
Arda, defteri bulduğu gün yalnızca kaybolmuş bir eşyayı sahibine ulaştırdığını sanmıştı. Oysa küçük bir dikkat, bütün mahallede yeni bir başlangıç yaratmıştı. Gerçek hayatta bazı güzel değişimler büyük sözlerle değil, yerde bulunan bir defteri sahibine geri verme cesaretiyle başlardı.




