Korku Hikayeleri

Prens, Küçük Kızı Yaşlı Cadının Elinden Kurtarıyor

Gece ve Fısıltılar

Kasabanın dışındaki eski ormanın kıyısında, rüzgâr ağaçların gövdelerine çarpıp uzun bir inilti çıkarıyordu. Bu inilti sadece yapraklarda değil, kulaktan kulağa yayılan bir söylentide de vardı: Yaşlı bir cadı, geceleri kız çocuklarını çağırırmış. Çoğu insan bu hikâyeyi acı bir masal olarak anlatır, ama o akşam gölgeler farklı bir şekil aldı.

Kaybolan Adım

Küçük kız, Elif, köyün dar sokaklarında top oynarken akşam serinliği üzerlerine çöktü. Annesi uyarılarını yineledi; akşam karanlığında sınırların dışına çıkma. Elif, evlerinin bahçesindeki eski kuyunun kenarında oynarken bir ses duydu — ince, çatlak ama tatlı bir şarkı. Şarkı kaybolmaz bir merak ekledi yüreğine. Bir anlık dalgınlıkla, şarkının geldiği patikaya doğru yürüdü.

Rüzgâr birden durdu. Patika etrafındaki otların arasında, yaşlı bir kadının silueti belirdi. Saçları beyaz, yüzü buruşmuştu; ama gözleri parlaktı, sanki yıldızlardan bir parça saklıyordu. Elif onun elini tuttu; yaşlı kadın gülümsedi, sonra bir hışırtıyla kızın kolunu çekti. Annesinin çağrıları gecikmeden diğer evlerin pencerelerinden duyuldu ama Elif görünmüyordu.

Peşinden Giden Adımlar

Prens, köyün sınırına yakın bir muhafız kampında bulunuyordu. Aslında unvanı, tahtın varisiydi; fakat köy halkı onu hep yakın davranışları, gülümsemesi ve adalet arzusu nedeniyle sevmişti. O gece kampın en uzak bekçisinden gelen telaşlı haber kulağına ulaştı: Küçük bir kız kaybolmuş, esrarengiz bir kadın görülmüş.

Prens tereddüt etmedi. Zırhını çıkarmadı; zira bu, kılıçla çözülecek bir mesele değildi. Fenerini aldı, atına indi ve yalnız başına ormana yöneldi. İçindeki bir şey, o kıvılcımlı gözlerin ardında saklanan bir kötülüğün farkındaydı. Sessizlik, atın nal seslerini yuttu; yaprakların arasından sızan ay ışığı yola ince bir çizgi çekiyordu.

Karşılaşma

Bir Tuzak

Ormanın derinlerinde, Prens bir temizliğin kokusunu hissetti — yanmış otlar ve yaşlı ahşabın kokusu. Çalıların arasında hafif bir hareket gördü; ardından çocuk kahkahası. İzleri takip ettiğinde, küçük bir açıklığa çıktı: Elif bir ağacın dibinde oturmuş, yaşlı kadının dizine başını yaslamıştı. Kadının yüzünde bir memnuniyet ifadesi vardı, ama ellerinde küçük siyah iplikler, tırnaklarında ise toprak vardı.

Prens öne atıldı ve sakin bir sesle konuştu: “Kızı bana ver.” Kadın gülümseyerek cevap verdi: “O, bana söz verdi. Küçük şeylerin sözü önemlidir.” Sözler bir an için havai bir sis gibi çöktü. Elif, bakışları şaşkınlık içinde, kimin doğru söylediğini bilemiyordu.

İhtimal ve Cesaret

Prens meydan okuyan bir tavırla diz çöktü; silahını değil, hikâyelerini kullandı. Anlatmaya başladı; Elif’e kendi gözleriyle gördüğü uzak diyarları, adaleti, umut dolu gelecekleri anlattı. Masal gibi gelen sözler, kızın küçük kalbinde bir kapı araladı. Kadın bunu fark etti ve sinirlendi. Ellerinden çıkan bir duman bulutu, havayı keskin bir biçimde soğuttu.

Prens, sözünü sürdürdü; aynı zamanda çantasından küçük bir ayna çıkardı ve kadının yüzüne tuttu. Ayna, yaşlı gözlerin ardındaki yalnızlığı yansıttı; cadı bir an afalladı. Bir ayna, bazen gizli defterleri açar. Bu ayna, kadının geçmişinde kalan insanlara duyduğu hasreti gösterdi — öfkenin temelinde yalnızlık vardı.

Kurtuluş ve İz

Kadının büyüsü kırılmadı, ama o an için Elif’in iradesi daha güçlü geldi. Küçük kız, Prens’in anlattığı hikâyeden aldığı cesaretle yaşlı kadının elinden çekildi. Prens koluna girip usulca Elif’i kaldırdı. Kadın, son bir öfke seliyle bağırdı; ancak o bağırış, rüzgârla birlikte savruldu ve ağaçların gölgelerine karıştı.

Köye dönüş yolunda, Elif sürekli Prens’e bakıyordu; sanki yeni bir kapı aralamıştı. Prens, sessizce gülümsedi; o gülümseme bir güven sözleşmesiydi. Köy halkı kızlarını geri görünce rahatladı, ateşler yakıldı ve hikâyeler gece boyunca anlatıldı. Ama herkes biliyordu ki biraz daha dikkatli olmak gerekirdi; orman kolay vazgeçmezdi.

Geriye Kalan

Günler sonra, yaşlı kadının evinin önünde küçük bir ayna bulundu. Ayna kırılmıştı ama kenarında ince bir not vardı, yıpranmış harflerle: “Unuttum.” Prens notu inceleyip gömdü; ne kadar affedilmiş ya da unutulmuş olduğu bilinmezdi. Ancak o gece öğretildi: Cesaret, bir kılıç kadar etkilidir; bazen bir hikâye, zincirleri kırar.

Elif büyüdüğünde, ormana bir daha yalnız gitmedi. Prens ise köye sık uğrar oldu; onun gelişi, çocukların ve yaşlıların arasına serin bir güven getirdi. Ormanda ise zaman zaman bir şarkı duyuldu; artık o şarkı, merak değil, uyanık kalma çağrısıydı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu