Kısa Çocuk Masalları Oku

Mercan Saatin Beklediği Küçük İyilik

Denizin gökyüzüne değecek kadar mavi göründüğü Küçükkıyı kasabasında Duru adında meraklı bir çocuk yaşardı. Duru, kıyıya vuran taşları, yosunları ve renkli kabukları biriktirmeyi severdi. Bir sabah kumların arasında, üzerinde ince gümüş çizgiler bulunan yuvarlak bir mercan parçası buldu. Parçanın ortasında küçücük bir akrep ve yelkovan vardı. Bu, sıradan bir saat değildi; çünkü saatin rakamları yerine minik yıldızlar dizilmişti.

Duru saati avucuna alır almaz içinden yumuşak bir tıkırtı duydu. Kulağını yaklaştırınca saat fısıldadı: “Beni yeniden yürütmek istersen, büyük bir sırrı değil, küçük bir iyiliği bul.” Duru şaşırdı. Küçük iyilik ne olabilirdi? Birine gülümsemek mi, düşen bir şeyi kaldırmak mı, yoksa kimsenin görmediği bir yardım mı?

Önce kasabanın yaşlı sepetçisi Veli Usta’nın dükkânına gitti. Veli Usta, kapısının önüne saçılan sazları toplamakta zorlanıyordu. Duru hemen eğilip sazları renklerine göre ayırdı ve ustanın işini kolaylaştırdı. Veli Usta teşekkür edince mercan saatin akrebi bir yıldız ilerledi. Duru sevindi, fakat saat hâlâ tam olarak çalışmıyordu.

Sonra çeşmenin yanında kanadı ıslanmış bir kelebek gördü. Kelebeği bir yaprağın üzerine taşıdı ve güneş gören kuru bir yere bıraktı. Kelebek kanatlarını açıp havalanırken saatten iki ince tıkırtı geldi. Duru, iyiliklerin bazen teşekkür beklemeden yapılınca daha parlak göründüğünü anlamaya başladı.

Öğleye doğru kasabanın meydanında kalabalık toplandı. Herkes, uzak adalardan gelen gezgin kuklacıyı izlemek için bekliyordu. Fakat kuklacının tahta sandığının tekerleği kırılmıştı. Duru, çevredeki çocuklarla birlikte sandığı boşalttı. Bir marangoz parçası buldu, iplerle tekerleği bağladı ve sandığı meydana kadar taşıdı. Kuklacı gösteriye başlayınca bütün çocuklar neşeyle alkışladı. Mercan saatin yıldızları bu kez daha aydınlık parladı.

Duru, iyilik yapmanın bir yarış olmadığını düşünerek akşamüstü evine dönmek istedi. Tam o sırada kıyıda, denize ulaşamayan küçük bir yengeç gördü. Yengeç, taşların arasındaki kuru bir çukura sıkışmıştı. Duru onu incitmeden elleriyle çıkardı ve dalgaların yakınına bıraktı. Yengeç yan yan ilerleyip suya kavuştu. Saatin içinden berrak bir melodi yükseldi.

Fakat yıldızların yalnızca biri sönük kalmıştı. Duru bütün gününü düşündü. Veli Usta’ya yardım etmiş, kelebeği taşımış, kuklacının sandığını onarmış ve yengeci kurtarmıştı. Yine de mercan saat bir şeyi bekliyordu.

O sırada Duru, kıyının ilerisinde tek başına oturan küçük bir çocuğu fark etti. Çocuğun adı Aras’tı. Kasabaya yeni taşınmış, kimseyi tanımadığı için oyuna katılamamıştı. Duru elindeki renkli taşları gösterip Aras’a birlikte bir kum şehri yapmayı önerdi. İkisi uzun süre kuleler, yollar ve deniz kabuklarından pencereler yaptılar. Duru, ilk kez iyiliğin yalnızca bir işi düzeltmek değil, bir kalbe arkadaşlık etmek olduğunu hissetti.

Aras gülümsediğinde mercan saatin bütün yıldızları aynı anda ışıldadı. Akrep ve yelkovan dönmeye başladı. Saat, Duru’nun avucunda sıcacık bir parıltıya dönüştü ve şöyle dedi: “İyilik küçüktür, ama doğru kalbe ulaştığında kocaman bir gün başlatır.”

Duru ertesi sabah saati aramak için kıyıya gittiğinde mercan parçası orada değildi. Onun yerinde, üzerinde yıldız biçimli bir iz bulunan küçük bir deniz taşı duruyordu. Duru taşı cebine koydu; fakat asıl hediyenin taş olmadığını biliyordu. O günden sonra kasabada biri yardıma ihtiyaç duyduğunda Duru önce kendi ellerine baktı.

Çünkü Küçükkıyı’nın çocukları, kısa çocuk masalları oku diyerek yalnızca güzel öyküler dinlemeyi değil, her gün kendi öykülerine küçük bir iyilik eklemeyi de öğrendiler. Böylece kasabanın en değerli saati, hiç durmadan insanların kalplerinde işlemeye devam etti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu