1. Sınıf Hikayeleri

Narin’in Cebindeki Minik İstasyon

Narin, okumayı yeni öğrenen neşeli bir çocuktu. Harfleri seviyordu. Fakat bazı kelimeler ona uzun bir merdiven gibi görünüyordu. Bir kelimenin ortasında duruyor, sonra baştan başlıyordu.

Bir sabah okul yolunda, kaldırımın yanında parlak bir düğme buldu. Düğme yuvarlaktı. Üzerinde küçük bir tren resmi vardı. Narin onu avucuna aldı.

O anda düğme hafifçe titredi. Sonra minicik bir ses duyuldu.

“Beni cebine koy. Birlikte bir yere gidelim.”

Narin şaşırdı. Etrafına baktı. Sokakta kimse yoktu. Sesi tekrar duyunca gülümsedi ve düğmeyi cebine koydu.

Okulda öğretmeni, çocuklara yeni bir okuma görevi verdi. Her öğrenci bir kelime seçip onu sınıfta okuyacaktı. Narin’in seçtiği kelime “paylaşmak” idi.

Bu kelime ona çok uzun geldi. Harflerine baktı.

“P-a-y-l-a-ş-m-a-k,” diye yavaşça söyledi.

Son hecede dili dolaştı. Yanındaki çocuklar bekledi. Narin’in yüzü kızardı. Tam susacakken cebindeki düğme ısındı.

Öğretmen, “Acele etme,” dedi. “Her kelime küçük adımlarla okunur.”

Narin derin bir nefes aldı. Kelimeyi yeniden denedi. Bu kez sonuna kadar okuyabildi. Sınıf onu alkışladı.

Cebin İçindeki Yol

Teneffüste Narin, düğmeyi bahçedeki boş bir banka koydu. Düğme birden parladı. Bankın üzerinde üç vagonlu, oyuncak kadar küçük bir tren belirdi.

Trenin arkasında bir tabela vardı. Tabelada şu yazıyordu: “Kelime İstasyonu.”

Trenin kapısı açıldı. İçeride renkli koltuklar ve harflerden yapılmış küçük lambalar vardı. Birinci vagonda “sa”, ikinci vagonda “bır”, üçüncü vagonda “la” yazıyordu.

Narin heceler birleşince “sabırla” kelimesini gördü.

“Demek uzun kelimeler böyle kuruluyor,” dedi.

Tren, bahçedeki çiçeklerin arasından ilerledi. Her durakta yeni bir kelime çıktı. “Gü-lüm-se.” “Ar-ka-daş.” “O-yun.” Narin, kelimeleri hecelerine ayırdı. Sonra onları yeniden birleştirdi.

Bir süre sonra istasyonun önünde küçük bir tabela belirdi. Tabelada “Eksik Harfler Durağı” yazıyordu.

Tren durdu. İstasyonda üç kelime bekliyordu. Birincide “k_tap”, ikincide “elma”, üçüncüde “o_un” yazıyordu.

Narin düşündü. İlk kelimeye “i” gelmeliydi. İkinci kelime zaten tamamdı. Üçüncü kelimeye “y” gelince “oyun” oluyordu.

Eksik harfleri bulunca istasyon ışıl ışıl parladı. Fakat tren hemen hareket etmedi.

“Bir harf daha eksik,” dedi küçük ses.

Narin etrafına baktı. Bankın altında ağlayan bir serçe gördü. Serçe, yuvasına taşıdığı kelime kartını düşürmüştü. Kartta “dost” kelimesi yazıyordu. “D” harfi yere yuvarlanmıştı.

Narin harfi buldu. Serçeye verdi. Serçe sevinçle kanat çırptı.

Tren yeniden çalıştı. Bu kez önünde iki yol vardı. Biri yalnızca Narin’in geçebileceği dar bir yoldu. Diğeri ise birkaç çocuğun yan yana yürüyebileceği geniş bir yoldu.

Narin geniş yolu seçti. Sınıftaki arkadaşlarını çağırdı. Hep birlikte trene bindiler. Her çocuk bir kelime okudu. Okuyamayan çocuklara diğerleri yardım etti.

Birlikte Okunan Son Durak

Son durakta büyük bir kitap kapısı vardı. Kapının üzerinde şu cümle yazıyordu: “Birlikte öğrenenler, daha uzağa gider.”

Çocuklar cümleyi sırayla okudu. Narin ilk kelimeyi söyledi. Başka bir çocuk ikinci kelimeyi okudu. Son kelimeyi hep birlikte tamamladılar.

Kitap kapısı açıldı. İçeriden renkli balonlar çıktı. Balonların üzerinde yeni kelimeler vardı. Narin artık uzun kelimelerden korkmuyordu. Çünkü onları küçük parçalara ayırabileceğini biliyordu.

Öğretmen bahçeye geldiğinde tren görünmez olmuştu. Yalnızca parlak düğme bankın üstünde duruyordu.

Narin düğmeyi sınıfın okuma köşesine koydu. Her gün bir çocuk onun yanında yeni bir kelime okudu. Bazen kelime hemen anlaşıldı. Bazen birkaç kez denendi. Kimse acele etmedi.

Narin, “Bir kelimeyi okumak bir yolculuk gibidir,” dedi. “Yanımızda arkadaşlarımız varsa yol daha kolay olur.”

O günden sonra sınıfta her yeni kelime küçük bir kutlama ile karşılandı. Çünkü çocuklar şunu öğrendi: Sabırla bakılan harfler, birlikte okununca güzel cümlelere dönüşürdü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu