Gurbet Hikayeleri

Mavi Valizin İçindeki Ev Kokusu

Nehir, denize hiç bakmadan da maviyi sevebilen bir çocuktu. Çünkü en sevdiği eşya, annesinin diktiği mavi valizdi. Valizin bir köşesinde sarı papatyalar, diğer köşesinde de küçük beyaz bulutlar vardı. Nehir bu valizi her açtığında köylerindeki taş evin, tandır ekmeğinin ve akşamları dut ağacına konan serçelerin kokusunu duyduğuna inanırdı.

Bir sonbahar sabahı babası, uzak bir şehirde yeni bir işe başlayacağını söyledi. Aile, eşyalarını topladı. Nehir, valizine üç çift çorap, kırmızı kazağını, dedesinin verdiği tahta düdüğü ve köy meydanındaki yaşlı çınarın altından aldığı yuvarlak bir taşı koydu. Annesi valizin en üstüne lavanta kesesi yerleştirince Nehir gülümsedi.

“Böylece evimizin kokusu bizimle gelecek,” dedi annesi.

Tren uzun uzun ilerledi. Pencereden görünen tepeler küçüldü, sonra dümdüz tarlalar başladı. Akşam olduğunda Nehir, yüksek apartmanların arasındaki yeni evine girdi. Odası temiz ve aydınlıktı ama penceresinden ne çınar görünüyordu ne de tavukların sabah ötüşü duyuluyordu. Şehirdeki sesler birbirine karışıyor, Nehir hangi sesin kime ait olduğunu anlayamıyordu.

İlk günler okulda da zor geçti. Çocuklar teneffüste hızlı hızlı konuşuyor, Nehir bazı kelimeleri anlamakta gecikiyordu. Bir gün çantasını açarken lavanta kesesinin ipi çözüldü. Odanın içine güzel bir koku yayıldı. Yan sırada oturan Sera hemen başını çevirdi.

“Bu koku neye benziyor?” diye sordu.

Nehir bir süre düşündü. “Büyükannemin avlusuna,” dedi. “Avluda akşam serinliği olur. Lavantalar da duvar dibinde durur.”

Sera, kendi evlerinde ninesinin tarçınlı çörek yaptığını anlattı. O gün iki çocuk, evlerinden getirdikleri kokuları ve anıları birbirlerine anlatırken arkadaş oldu. Nehir ilk kez uzak şehirde bir pencerenin aralandığını hissetti.

Fakat ertesi hafta Nehir’in annesi hastalandı. Babası işe gitmek zorunda kaldı. Nehir okuldan dönünce annesine çorba hazırlamak için mutfağa girdi, ama şehirdeki bakkalı da, otobüs duraklarını da henüz iyi tanımıyordu. Kapının önünde ne yapacağını düşünürken apartmanın görevlisi Rıza Amca onu gördü.

“Bir şeye mi ihtiyacın var?” diye sordu.

Nehir çekinerek annesinin hasta olduğunu söyledi. Rıza Amca hemen alt kattaki komşuya haber verdi. Komşu teyze çorba getirdi, Sera da okuldan çıkınca defterindeki ödevleri Nehir’e bıraktı. O akşam apartmandaki insanlar, Nehir’in ailesini yalnız bırakmadı.

Ertesi gün Nehir, mavi valizi açıp içindeki tahta düdüğü buldu. Dedesinin sözü aklına geldi: “Bir ses, başka bir sese ulaşırsa yolunu kaybetmez.” Nehir bu sözden ilham aldı. Okuldaki çocuklara küçük bir etkinlik önerdi: Herkes evinden bir eşya, bir koku ya da bir ezgi getirecek; sonra bütün sınıf, birbirinin memleketini dinleyecekti.

Öğretmenleri bu fikri sevdi. Sera tarçınlı çörek getirdi. Bir çocuk Karadeniz’den gelen horon ezgisini söyledi. Başka biri uzak bir adadan öğrendiği tekerlemeyi anlattı. Nehir ise lavanta kesesini ve tahta düdüğünü masaya koydu. Köyünün çınarını, yağmurdan sonra parlayan taş yollarını ve dedesiyle yaptığı uzun yürüyüşleri anlattı.

Etkinliğin sonunda sınıfta kocaman bir pano hazırlandı. Panonun adı “Geldiğimiz Yerler, Kurduğumuz Evler” oldu. Nehir, şehirdeki evinin henüz köyündeki kadar tanıdık olmadığını düşünüyordu. Ama artık apartman kapısında onu selamlayan komşuları, okulda bekleyen arkadaşları ve annesinin pencereye astığı lavanta keseleri vardı.

Aylar sonra aile, bayram için köye gitti. Nehir, taş evin kapısını açınca eski kokuların hepsi birden etrafını sardı. Yine de dönüş vakti geldiğinde mavi valizini sessizce kapatmadı. İçine köyden bir kavanoz lavanta, birkaç kurabiye ve çınarın altında çekilmiş bir fotoğraf koydu. Şehirdeki dostlarına götürecekti.

Tren uzaklaşırken Nehir, valizin artık yalnızca geçmişi taşımadığını fark etti. İçinde köyünün kokusu, yeni şehrin gülümsemeleri ve iki yeri birbirine bağlayan kocaman bir sevgi vardı. Gurbet, özlemekti belki; ama sevgi paylaşıldıkça insanın kalbinde yeni bir ev de açılıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu