Yaprakların Gösterdiği Gizli Patika

Geniş gövdeli kayınların, kokulu ardıçların ve göğe uzanan çamların çevrelediği Yeşilyol Ormanı’nda Pati adında genç bir porsuk yaşardı. Pati, diğer porsuklar gibi toprağı eşelemeyi severdi ama onun en büyük merakı, ormanın birbirinden farklı izlerini okumaktı. Yumuşak çamurda hangi karacanın geçtiğini, kuru yaprakların üzerindeki kıvrımdan hangi yılanın süzüldüğünü, kırılmış bir dalın sesinden rüzgârın nereden estiğini anlayabilirdi.
Bir yaz sabahı Pati, ormanın alışılmadık bir sessizlikle uyandığını fark etti. Dere yatağında su yerine yalnızca yuvarlak taşlar parlıyor, eğrelti otları başlarını eğiyor, meşe ağaçlarının yaprakları bile neşeyle hışırdamıyordu. Arılar çiçekten çiçeğe konuyor, fakat susuzluktan küçülen menekşeler onlara yeterince balözü sunamıyordu. Yaşlı kaplumbağa Gümüş kabuğunu güneşe çevirdi ve iç çekti.
“Ormanın kuzeyindeki kaynak kesildi,” dedi. “Su, köklerin arasından başka bir yola sapmış olmalı. Onu bulamazsak küçük fidanlar da susuz kalacak.”
Pati, dere kenarında dikkatle inceleme yaptı. Çam iğneleri arasında üç parlak yaprak gördü. Biri sarı huş yaprağı, biri kızıl akçaağaç yaprağı, diğeri de gümüş renkli kavak yaprağıydı. Yapraklar rüzgârla savrulmuş gibi görünüyordu, ancak hepsi aynı yöne, yosunlu bir kayanın arkasına doğru uzanmıştı. Pati, bunu ormanın bıraktığı bir işaret olarak kabul etti.
Yola çıkarken ona kızıl tilki Kıvılcım, ağaçkakan Tıkır ve iki genç karaca, Suna ile Yaman katıldı. Her biri farklı bir beceriye sahipti. Kıvılcım keskin burnuyla nemli toprağı kokluyor, Tıkır uzaklardan gelen boş yankıları dinliyor, karacalar da yüksek otların arasındaki izleri seçiyordu. Pati ise bütün işaretleri bir araya getiriyordu.
Gizli patika, sarmaşıkların örttüğü alçak bir kemerin altından geçiyordu. Burada ormanın sesleri değişti. Sağ tarafta bir baykuşun yumuşak ötüşü, solda yaprakların arasından geçen kertenkele hışırtısı duyuluyordu. Tıkır gagasını gövdeye üç kez vurdu. Ses, ilerideki yaşlı kestaneden yankılanıp geri döndü.
“Önümüzde boş bir kovuk var,” dedi. “Belki suyun sesi orada saklanıyordur.”
Kestanenin kökleri arasında gerçekten de dar bir yarık buldular. Fakat yarığın önü taş, dal ve çam kozalağıyla kapanmıştı. Pati hemen kazmaya başladı. Kıvılcım dalları kenara taşıdı, karacalar boynuzlarıyla ağır taşları itti, Tıkır da sıkışan köklerin çevresine küçük delikler açtı. Bir süre sonra toprağın altından ince bir şırıltı duyuldu. Herkes sevinçle birbirine baktı.
Ne var ki su dışarı çıkamıyordu. Köklerin arasında biriken kil, yolu tıkamıştı. Pati, acele etmek yerine çevreyi inceledi. Yakındaki söğüdün dalları suya doğru eğiliyor, yosunlar yalnızca bir yanda parlak duruyordu. Bu, suyun aslında yarığın sol tarafında ilerlediğini gösteriyordu. Pati, Gümüş kaplumbağanın daha önce söylediği bir sözü hatırladı: “Orman, sabırlı olana yolunu gösterir.”
Hep birlikte yarığın solundaki gevşek toprağı kazdılar. Önce bir damla, sonra ince bir iplik gibi su çıktı. Su, taşların arasından kıvrılarak eski dere yatağına doğru akmaya başladı. Ancak yatağın bazı bölümleri kurumuş yapraklarla doluydu. Arkadaşlar yaprakları temizledi, küçük çukurlara taşlar yerleştirerek suyun fidan köklerine ulaşmasını sağladı. Pati, hiçbir canlı yuvasını bozmadıklarından emin olmak için her adımda çevreyi kontrol etti.
Öğleye doğru dere yeniden şarkı söylemeye başladı. Önce bir serçe suya kondu, sonra arılar çiçeklerin üzerinde vızıldadı. Eğrelti otları doğruldu, kayınların yaprakları hafif bir melodiyle sallandı. Uzakta bir ağaçkakanın düzenli vuruşları, derenin şırıltısına eşlik etti. Orman, uzun süredir tutamadığı nefesini sonunda bırakmış gibiydi.
Akşamüstü bütün hayvanlar yaşlı kestanenin altında toplandı. Gümüş kaplumbağa, Pati’ye parlak bir meşe palamudu verdi.
“Bu, cesaretin değil, dikkatli dostluğun hatırası olsun,” dedi. “Çünkü ormanı yalnızca güçlü olanlar değil, birbirini dinleyenler korur.”
Pati palamudu toprağa dikti. O günden sonra Yeşilyol Ormanı’nda her yavru, ağaçların gölgelerini, hayvanların izlerini ve rüzgârın taşıdığı sesleri okumayı öğrendi. Gizli patika ise hiç kaybolmadı; yağmurdan sonra parlayan yapraklarıyla, ormana kulak veren herkese doğru yolu göstermeye devam etti. Dere aktıkça orman büyüdü, orman büyüdükçe de dostların kalbindeki neşe kök saldı.




