Modern Masallar

Şehrin Ritmini Bulan Turuncu Bisiklet

Yenişehir’de insanlar sabahları aynı anda uyanır, aynı anda telefonlarına bakar, aynı anda hızlı adımlarla yola çıkardı. Binaların arasında yükselen ekranlar hava durumunu, trafik yoğunluğunu ve günün en çok kullanılan kelimesini gösterirdi. Fakat bir salı sabahı şehirde tuhaf bir değişiklik oldu: Yürüyen merdivenler ağırlaştı, trafik ışıkları geç karar verdi, kuşlar bile şarkılarını yarıda bıraktı.

Mina bu yavaşlığı ilk fark edenlerden biriydi. On yaşındaki kız, apartmanlarının bodrumunda bisiklet tamir etmeyi severdi. O gün eski eşyaların arasından turuncu renkli, ince tekerlekli bir bisiklet çıkardı. Bisikletin üzerinde marka yerine küçük bir gülümseme işareti vardı. Mina gidonu silerken zil kendi kendine çaldı. Çın! Ses, bodrumun duvarlarında değil, sanki bütün şehirde yankılandı.

Bisikletin sepetinde buruşturulmuş bir kâğıt duruyordu. Kâğıtta şu cümle yazılıydı: Şehrin ritmi, birbirini fark edenlerin adımlarıyla atar. Mina önce bunun eski bir oyun olduğunu düşündü. Tam kâğıdı katlayacakken bisikletin ön tekerleği kapıya doğru döndü. Zil bir kez daha çaldı. Mina, merakına güvenip bisiklete bindi.

Bisiklet onu mahallenin fırınına götürdü. Fırıncı Rauf Amca, sipariş ekranına bakıp kaşlarını çatıyordu. Yaşlı adam, yeni uygulamadaki düğmeleri karıştırmış, hazırladığı ekmeklerin kime ait olduğunu bulamamıştı. Mina onun yerine ekranı düzenledi. Rauf Amca da o sırada karşı dükkândaki çocuğa sıcak simit gönderdi. Bisikletin zilinden küçük, parlak bir nota yükseldi ve sepetin içine kondu.

İkinci durakta, kütüphanenin önünde bekleyen Aras’ı gördüler. Aras’ın robot köpeği kaybolmuştu. Çocuk, arama uygulamasına bakmaktan başını kaldırmıyordu. Mina telefonu bir kenara bırakıp çevreyi dikkatle dinlemeyi önerdi. Robot köpek, parkın sulama borusunun yanında sessizce durmuştu; çünkü yağmur sensörü bozulmuş, patilerini ıslatıyordu. Aras sensörü düzeltti. Köpek kuyruğunu sallayınca bisikletin sepetine ikinci bir ışıklı nota düştü.

Üçüncü zil, şehrin ortasındaki yüksek kuleyi gösterdi. Kulenin tepesinde, geceleri bütün sokakları aydınlatan büyük bir nabız lambası vardı. Lamba o gün neredeyse sönüktü. Mina ve Aras merdivenlerden çıkarken çevrelerindeki insanların da yavaşladığını gördüler. Herkes birbirinden uzak duruyor, kimse başını kaldırmıyordu.

Kulenin kontrol odasında yaşlı bir görevli onları karşıladı. Görevli, lambanın çalışması için özel bir enerji gerektiğini söyledi. Bu enerji elektrikten değil, insanların birbirine ayırdığı gerçek ilgiden oluşuyordu. Son günlerde herkes acele etmiş, dinlemek yerine bildirimleri takip etmişti. Kulede yalnızca iki parlak nota vardı; oysa lambayı yeniden yakmak için yüzlercesi gerekiyordu.

Mina hemen bisiklete atlayıp caddelere indi. Bu kez yalnızca kendisi ve Aras yardım etmedi. Rauf Amca fırının önüne bir sandalye koyup yoldan geçenleri dinlemeye başladı. Aras, çocuklara bozuk oyuncaklarını birlikte onarmayı öğretti. Mina ise apartmanların kapılarına küçük notlar bıraktı: Bugün yanındaki kişiye bir dakika ayırmayı dener misin?

İnsanlar önce şaşırdı, sonra birbirlerine bakmaya başladı. Bir kadın, otobüs durağında elindeki poşetleri taşıması için komşusuna yardım etti. İki kardeş, uzun zamandır paylaşamadıkları oyuncağı sırayla kullandı. Bir taksi şoförü, yolu bilmeyen turistlere ücret almadan doğru sokağı gösterdi. Her teşekkür, her sabırlı dinleyiş ve her küçük yardım, turuncu bisikletin sepetine ışıklı bir nota bıraktı.

Akşam olduğunda sepet dolmuştu. Mina ve Aras notaları kuleye taşıdı. Görevli onları lambanın içine yerleştirince şehir bir anda renklenmedi; önce yumuşak bir ışık yandı, ardından kuleden sıcak bir ritim yayıldı. Trafik ışıkları yeniden uyumla değişti, ekranlar sessizleşti, kuşlar şarkılarını tamamladı. En önemlisi, insanlar yürürken artık yalnızca önlerine değil, birbirlerine de bakıyordu.

Ertesi sabah turuncu bisiklet yeniden apartmanın bodrumunda duruyordu. Mina onu kilitlemedi. Yanına bir sepet ve boş not kâğıtları koydu. Çünkü şehirlerin ritmi bir kez bulununca sonsuza dek kendiliğinden sürmezdi. Onu canlı tutan şey, her gün yeniden seçilen küçücük bir dikkatti. Bisikletin zili son kez çaldı; bu defa sesi yalnızca Mina değil, bütün Yenişehir duydu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu