10 Yaş Masalları

Rüzgârın Unuttuğu Harfler

Gökova kasabasında herkesin kendine ait bir sesi vardı. Fırıncı Numan’ın kahkahası sabahları dükkânından taşar, terzi Bedia’nın makası şıkır şıkır konuşur, okulun önündeki çeşme ise ince bir türkü söylerdi. On yaşındaki Sera, bu sesleri dinlemeyi çok severdi. Çünkü ona göre bir kasabayı kasaba yapan yalnızca evleri değil, birbirine karışan sesleriydi.

Bir pazartesi sabahı Gökova’da tuhaf bir sessizlik başladı. Önce çeşme sustu. Sonra fırıncının kahkahası kayboldu. İnsanlar konuşuyor, fakat söyledikleri sözler havada görünmez bir duvara çarpıp yere düşüyordu. Ne harfler duyuluyor ne de cümleler tamamlanıyordu. Akşama doğru kasabanın tabelalarındaki yazılar bile silinmeye başladı.

Sera, okulun eski kütüphanesinde bunun nedenini araştırırken rafların arkasından ince, gümüş renkli bir kâğıt buldu. Kâğıtta şöyle yazıyordu: “Rüzgâr, paylaşılmayan sözleri toplar. Onları geri getirmek isteyen, Yitik Harfler Tepesi’ne çıkmalı ve üç sesi aynı ezgide buluşturmalı.”

Sera, kâğıdı cebine koyup yola çıkmaya karar verdi. Yanına en yakın arkadaşı Bora’yı ve sınıfın sessiz öğrencisi Narin’i aldı. Bora yanında pusula taşıyordu; Narin ise gördüğü her şeyi çizmeyi severdi. Üçü, kasabanın dışındaki sarı otların arasından ilerlerken tepeden aşağıya tuhaf şekiller süzüldü. Bunlar, rüzgârın kaptığı harflerdi. Kimi kıvrılıp yaprak olmuş, kimi taşların arasına saklanmıştı.

İlk harfi bir değirmenin kanadında buldular. Harf, “M” biçimindeydi ve dönüp duruyordu. Bora onu yakalamaya çalışınca harf daha da hızlandı. Narin, değirmenin ritmini dikkatle izledi ve “Kanat ne zaman yukarı çıkıyorsa elini değil, gölgesini takip et,” dedi. Bora gölgeyi izleyince harfi kolayca tuttu. Böylece ilk sesi, merak kelimesinden kalan “m”yi geri kazandılar.

İkinci harf, taşlık bir yamacın üzerindeki küçük çan otunun içindeydi. Bu kez harf, yalnızca biri doğru bir söz söylediğinde görünüyordu. Üç arkadaş uzun süre düşündü. Sonunda Bora, “Bazen cesur görünmek için korkmadığımı söylüyorum, ama aslında korkuyorum,” dedi. Çan otu hafifçe sallandı ve içinden parlak bir “a” harfi çıktı. Narin de korktuğunda bunu saklamanın gerekmediğini öğrendi.

Tepenin zirvesine vardıklarında karşılarında Rüzgâr Bekçisi belirdi. Bekçi, tüylerden örülmüş uzun bir pelerin giyiyordu. Elinde ise boş bir nota kâğıdı vardı. “Kasabanızın seslerini geri almak istiyorsanız,” dedi, “üçüncü harfi tek başınıza bulamazsınız. Çünkü son harf, ancak herkesin katkısıyla ortaya çıkar.”

Sera aşağıya, sessiz Gökova’ya baktı. Kasabadaki insanlar birbirlerine bir şeyler anlatmaya çalışıyor, fakat kelimeleri duyulmadığı için giderek birbirlerinden uzaklaşıyordu. Sera, arkadaşlarıyla birlikte tepenin yamacından aşağı seslenmeye başladı. Önce Narin, çeşmenin eski ezgisini hatırladı. Bora, fırıncının kahkahasının ritmini taklit etti. Sera da terzi Bedia’nın makas sesini ellerini çırparak canlandırdı.

Başta bu sesler birbirine hiç uymadı. Bir süre sonra kasabadan başka sesler de yükseldi. Çiftçi Arif, sabah düdüğünü çaldı. Çocuklar tahta kaşıklarla ritim tuttu. Numan fırın tezgâhına vurarak ezgiye katıldı. Bedia makasını açıp kapattı. Herkes, kendi sesinin küçük olduğunu sanıyordu; oysa sesler birleşince tepenin taşları bile titreşmeye başlamıştı.

Rüzgâr Bekçisi gülümsedi. Boş nota kâğıdının üzerinde önce bir “d”, sonra ışıldayan başka harfler belirdi. Harfler havaya yükselip kasabaya doğru süzüldü. Tabelalardaki yazılar yeniden oluştu, çeşme şarkısını buldu, insanlar birbirlerinin sözlerini duymaya başladı. Sessizlik kaybolmuştu; fakat kasaba eskisinden daha gürültülü değil, daha uyumlu hâle gelmişti.

Sera, Bora ve Narin akşamüstü eve dönerken Rüzgâr Bekçisi’nin sözlerini düşündüler: “Bir ses tek başına yol gösterir, ama birçok ses birlikte bir yol kurar.” O günden sonra Gökova’da her ay Sesler Günü kutlandı. Kasabanın insanları bir şarkı söylemek için değil, birbirlerini dinlemeyi unutmamak için bir araya geldi. Sera ise kütüphanedeki gümüş kâğıdı sakladı; çünkü bazı harflerin yalnızca kitaplarda değil, cesaretle söylenen gerçeklerde yaşadığını artık biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu