Ders Veren Hikayeler

Küçük Bir İyilik, Büyük Bir Yankı

Gökova’nın kıyısında, evlerin pencerelerine sabah ışığı dolan küçük bir kasaba vardı. Bu kasabada Umut adında, hızlı düşünmesiyle övünen bir çocuk yaşardı. Umut, bir işi hemen bitirmenin, kimseye ihtiyaç duymamanın ve elindekini dikkatle saklamanın çok önemli olduğuna inanırdı. Kalemlerini kimseyle paylaşmaz, annesinin yaptığı çörekleri kardeşinden saklar, arkadaşları yardım istediğinde de “Benim de işim var,” derdi.

Bir gün öğretmeni sınıfa eski bir tahta kutu getirdi. Kutunun üzerinde tek bir cümle yazıyordu: “İyilik, sahibinden ayrıldığında küçülmez; çoğalır.” Öğretmen, kutuyu sınıfın ortasına bırakarak çocuklara bir hafta boyunca yaptıkları iyilikleri anlatmalarını söyledi. Her iyiliği duyan çocuk, kutuya renkli bir taş bırakacaktı.

Umut bu fikri pek önemsemedi. Ona göre iyilik, karşılığında bir şey elde edilemeyen gereksiz bir uğraştı. İlk gün sınıf arkadaşlarından Elif’in mürekkebi bitince ona kalemini vermek yerine defterini kapattı. Teneffüste yere düşen kitapları gören yaşlı hademe Rıza Amca’nın yanından da sessizce geçti. Akşam eve dönerken kasabanın çeşmesinin başında su kovasını taşımakta zorlanan bir kadına rastladı, fakat acele edip yoluna devam etti.

Ertesi sabah Umut’un çantası tuhaf biçimde ağırdı. Çantayı açınca kitaplarının arasında parlak, mavi bir taş gördü. Taşın üzerinde incecik harflerle “Görülmeyen iyilik de bir gün yolunu bulur,” yazıyordu. Umut şaşırdı ama taşı kutuya koymadı. Onu cebine atıp okul yoluna devam etti.

O gün kasabaya beklenmedik bir yağmur yağdı. Sokaklar suyla doldu, dükkânların önündeki tahta köprüler kayganlaştı. Umut, meydanda küçük bir kedi yavrusunun ıslak bir kasanın altında titrediğini gördü. Önce yürüyüp gitmek istedi. Sonra cebindeki mavi taş ısındı. Umut eğilip yavruyu kucağına aldı, onu fırının saçak altına götürdü ve kendi atkısına sardı.

Fırıncı Nermin Hanım bunu görünce çocuğa bir parça sıcak ekmek verdi. Umut ekmeği tek başına yemek üzereyken yanında bekleyen iki kardeşi fark etti. Çocukların sabahtan beri bir şey yemediğini öğrenince ekmeği üçe böldü. Kardeşlerden biri, “Sen bize verdin, biz de bir gün başkasına veririz,” dedi.

Bu söz Umut’un aklında kaldı. Okula varınca Elif’in hâlâ kalemsiz olduğunu gördü ve yedek kalemini ona uzattı. Sonra arkadaşlarıyla birlikte Rıza Amca’nın taşıdığı kitapları sınıfa götürdü. Öğleden sonra çeşmenin başındaki kadının kovalarını evine kadar taşıdı. Her iyilikten sonra mavi taş biraz daha parlıyor, fakat Umut taşın neden parladığını henüz anlayamıyordu.

Haftanın son günü öğretmen kutuyu açtı. İçinde yalnızca birkaç renkli taş vardı. Bazı çocuklar yaptıkları iyilikleri anlatmış, bazıları ise çekinip susmuştu. Umut da mavi taşı çıkardı ve başından geçenleri anlattı. O sırada kapı çalındı. Rıza Amca içeri girerek kitapları taşıyan çocuklara teşekkür etti. Ardından Nermin Hanım, fırındaki iki kardeşle birlikte geldi. Onlar da Umut’un verdiği ekmeğin kendilerine cesaret verdiğini ve yolda rastladıkları yaşlı bir adama yemek götürdüklerini söylediler.

Öğretmen gülümseyerek kutunun kapağını kaldırdı. Kutunun içi, kimsenin fark etmediği iyilikleri anlatan taşlarla dolmuştu. Bir taş, Elif’in teneffüste sınıfın çiçeklerini suladığını; başka bir taş, fırın çırağının kapının önündeki su birikintisini temizlediğini söylüyordu. Küçük bir yardım, başka bir yardıma dönüşmüş, iyilik kasabanın her köşesine sessizce yayılmıştı.

Umut o gün önemli bir şey öğrendi: İyilik, alkış almak için yapılmazdı. Bazen bir kalem, bazen yarım ekmek, bazen de yalnızca uzatılan bir el olurdu. Değeri, büyüklüğünden değil, bir başkasının yükünü hafifletmesinden gelirdi.

Ertesi hafta sınıfta yeni bir kutu vardı. Bu kez üzerinde şöyle yazıyordu: “Bugün kimin gününü güzelleştirebilirsin?” Umut, kutuya ilk taşı bırakan kişi oldu. Ancak bu defa taşın üzerinde kendi adını yazmadı. Çünkü artık iyiliğin en güzel tarafının, yapan kişinin değil, çoğalan sevincin hatırlanması olduğunu biliyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu