Kestane Ormanında Tersine Akan Dere

Kestane Ormanı’nda, dalları gökyüzüne değecek kadar yaşlı ağaçların arasında Pofuduk adında genç bir ayı yaşardı. Pofuduk’un kocaman patileri, yuvarlak kulakları ve herkesi gülümseten bir merakı vardı. Ormandaki her şeyi inceler, karıncaların taşıdığı kırıntılardan bulutların şekline kadar gördüğü her şey hakkında sorular sorardı.
Bir sabah Pofuduk, bal kavanozunu doldurmak için derenin kıyısına gittiğinde şaşkınlıktan yerinde kaldı. Dere, her zamanki gibi tepenin ardından vadiye doğru akmıyordu. Sular, vadi tarafından tepeye doğru ilerliyor, üstelik akarken küçük gümüş baloncuklar çıkarıyordu.
“Bu, ormanın en tuhaf sabahı olmalı,” diye mırıldandı Pofuduk.
Derenin yanında yaşayan kirpi Çıtırtı, suyun kenarına eğilip dikenlerini titretti. “Dün gece suyun içinden çan sesi gibi bir ses duydum,” dedi. “Belki dere, kaybettiği bir şeyi arıyordur.”
Pofuduk ile Çıtırtı, derenin tersine akan sularını izlemeye karar verdi. Yolda onlara uzun kulaklı tavşan Mırmır da katıldı. Mırmır’ın çantasında üç havuç, bir ip yumağı ve ne zaman işe yarayacağı bilinmeyen parlak bir düğme bulunurdu.
Üç arkadaş, derenin peşinden tepeye tırmandı. Su onları yosunlu taşların arasından, eğri dalların altından ve kuşların yuva yaptığı sessiz bir yamaca götürdü. Sonunda, ormanın en eski ağacının gövdesinde yuvarlak bir kapı gördüler. Kapının üzerinde şu sözler yazılıydı: “Unutulan iyilik hatırlanınca yol yeniden yönünü bulur.”
Kapıyı açmak için bir anahtar deliği vardı ama anahtar yoktu. Pofuduk kapının çevresini inceledi, Çıtırtı toprağı eşeledi, Mırmır ise çantasındaki her şeyi çıkardı. Havuçlar işe yaramadı, ip yumağı yalnızca bir dala dolandı. Parlak düğme de anahtar deliğine sığmadı.
O sırada Pofuduk, ağacın köklerinin arasında küçük bir kuş tüyü gördü. Tüyü eline aldığı anda kapının içinden ince bir fısıltı yükseldi: “Beni kimse hatırlamıyor.”
Üç arkadaş birbirlerine baktı. Pofuduk, “Belki kapının açılması için bir iyiliği hatırlamamız gerekiyor,” dedi. Ormanda yaşayanlara sordular. Sincaplar, baykuşlar, geyikler ve kaplumbağalar eski zamanlardan kalan güzel davranışları düşündü ama kimse dereyle ilgili bir şey hatırlayamadı.
Akşamüstü, yaşlı kaplumbağa Tospik ağır adımlarla yanlarına geldi. “Ben küçükken,” dedi, “bu derenin başında susuz kalmış bütün hayvanlar için taşlardan bir su oluğu yapılmıştı. O oluğu yapan, adının bilinmesini istemeyen bir ayıydı. Herkes su içebilsin diye günlerce çalışmıştı. Sonra büyük bir yağmur geldi, oluk çamurun altında kaldı ve zamanla unutuldu.”
Pofuduk’un gözleri parladı. “Unutulan iyilik bu olmalı!”
Hemen işe koyuldular. Pofuduk kalın dalları kenara taşıdı. Çıtırtı küçük taşları yuvarlayarak ayırdı. Mırmır da ipi kullanıp çamura gömülmüş parçaları çekti. Tospik, yıllar önce oluğun nereden geçtiğini gösterdi. Çok geçmeden, yosunların altında saklanan taşlardan yapılmış güzel bir kanal ortaya çıktı.
Pofuduk kanalı temizlemek için derenin kıyısındaki yaprakları toplarken suyun sesi değişti. Tersine akan dere yavaşladı, sonra bir an durdu. Sanki orman derin bir nefes aldı. Pofuduk son çamur parçasını kaldırınca su yeniden vadinin yolunu tuttu. Gümüş baloncuklar bu kez aşağı doğru süzülüyordu.
Ertesi gün bütün hayvanlar eski oluğun çevresinde toplandı. Herkes su içebilsin diye yanına küçük tahta bardaklar koydular. Pofuduk, iyiliği yapan ayının adının bilinmemesinin önemli olmadığını söyledi. “Bir iyilik, alkış beklemeden de ormanı güzelleştirir,” dedi.
O günden sonra Kestane Ormanı’nda her bahar, hayvanlar unutulmuş güzel davranışları hatırlamak için buluştu. Pofuduk da her buluşmada yeni bir iyilik yapıp onu sessizce bir yaprağın arkasına yazdı. Çünkü bazı iyilikler yüksek sesle anlatılmasa bile, doğru zamanda yeniden akacak bir derenin yolunu bulurdu.




