Bir Sonbahar Masalı

Ormanda Sabah
Ormanda hafif bir sis vardı. Yapraklar ıslaktı. Toprak mis gibi kokuyordu. Çimenlerin arasında küçük bir sincap uyandı. Adı Pıtı’ydı. Pıtı ayağa kalktı. Kuyruğunu silkedi. Gözleri parladı. Bugün yeni şeyler keşfetmek istiyordu.
Yaprakların Dansı
Havada bir serinlik vardı. Ağaçların dalları yavaşça sallandı. Sarı, turuncu ve kırmızı yapraklar yere düşmeye başladı. Her düşen yaprak bir melodiydi. Rüzgar yapraklara dokunuyordu. Yapraklar dans ediyordu. Pıtı dans eden yaprakları izledi. Ayaklarıyla küçük ritimler vurdu. Rüzgar “Huşu!” dedi. Pıtı gülümsedi.
Yeni Arkadaş
Yerde tek bir yaprak farklıydı. Altın gibi parlıyordu. Üzerinde minicik su damlaları vardı. Pıtı yaprağın yanına eğildi. “Merhaba,” dedi Pıtı yumuşakça. Yaprak titredi. “Ben Sarı Yaprak,” dedi yaprak kendi sesiyle. Sarı Yaprak uçmayı çok sevmiş. Şimdi yere düşmüştü ve biraz korkuyordu.
Pıtı yaprağa dokundu. Pıtı çok nazikti. “Korkma,” dedi. “Seninle oynayacağım.” Pıtı ve Sarı Yaprak el ele (kuyruk-yaprak) verip küçük bir oyun kurdular. Yanlarından geçen kelebek onlara baktı. Kelebek kanatlarını hafifçe çırptı ve onlara eşlik etti.
Meşe Dede ile Sohbet
Ormanın ortasında büyük bir meşe ağacı vardı. Herkes ona Meşe Dede derdi. Meşe Dede gövdesi kalındı ve dalları kocamandı. Pıtı ve Sarı Yaprak Meşe Dede’nin gölgesine geldiler. Meşe Dede derin bir nefes aldı. “Hoş geldiniz,” dedi yavaşça. Sesi, rüzgarın yapraklarla konuştuğu türdendi.
Pıtı sorular sordu. “Neden yapraklar düşer?” Meşe Dede gülümsedi. “Her mevsimin bir şarkısı vardır. Sonbahar yaprakları sarıya boyar ve onlara dinlenme zamanını hatırlatır. Sonra yeni bir başlangıç gelir.” Şöyle dedi ve dallarını hafifçe salladı. Sarı Yaprak dinledi. Biraz rahatladı.
Rüzgarla Oyun
Bir esinti geldi. Esintinin adı Esinti’ydi. Esinti oyun oynamayı severdi. Esinti yaprakları kaldırdı. Pıtı ile Sarı Yaprak uçtuğunu hissetti. Pıtı minik bir çığlık attı ama sonra güldü. Rüzgar onları yumuşakça bir tepeye bıraktı. Tepede başka küçük hayvanlar da vardı. Hepsi bir araya gelip rüzgarla yarıştı.
Oyun sırasında Pıtı bir fındık buldu. Fındık parlaktı. Pıtı onu saklamak istedi. “Bu kış için,” dedi. Sarı Yaprak başını salladı. Herkes hazırlık yapıyordu. Ancak o gün oyun daha önemliydi. Hep birlikte koşup gülüştüler. Güneş yüzlerini ısıttı.
Akşam Oluyor
Gün yavaştan kayıyordu. Gökyüzü pembe ve turuncuya boyandı. Kuşlar yuvalarına döndü. Meşe Dede hafifçe mırıldandı: “Zaman dinlenme zamanı.” Pıtı fındığını güvenli bir yere sakladı. Sarı Yaprak nihayet yoruldu. Rüzgar onu nazikçe bir gölgeye yatırdı.
Pıtı Sarı Yaprak’a sarıldı. “Yarın yine oynarız,” dedi. Sarı Yaprak hafifçe titredi. “Evet,” dedi. Gece gelince yıldızlar yandı. Orman sessizleşti. Rüzgar yumuşadı. Her şey derin bir uykuya daldı.
Sabahın İlk Işığı
Ertesi sabah güneş tazelenmişti. Pıtı yeni maceralar için hazırdı. Sarı Yaprak yerde farklı bir yerde duruyordu ama hala parlaktı. Meşe Dede’den vedalaştılar. Orman onların eviymiş gibi görünüyordu. Her yeni gün bir masalken, her masal da yeni bir gülüştü.
Ve böylece Pıtı, Sarı Yaprak ve yeni arkadaşları yeniden oyun oynamaya başladılar. Her düşen yaprak bir hikaye getirdi. Her rüzgar yeni bir şarkı fısıldadı. Ormanda her sonbahar bir masal olurdu. Ve masal bitmedi; sadece başka bir güne taşındı.




