Bebek Masalları ve Hikayeleri Oku

Ay Işığında Açılan Yumuşak Kapı

Ay, Çiyçiçeği Vadisi’nin üzerine yuvarlak ve parlak bir gülümseme gibi asılmıştı. Vadideki yuvalarda yavrular uykuya hazırlanıyor, anneler yumuşak seslerle ninni söylüyordu. Yalnızca minik tavşan Tombi’nin gözleri hâlâ açıktı.

Tombi yatağında sağa döndü, sola döndü. Yastığını kabarttı, battaniyesini çenesine kadar çekti, sonra küçük pembe burnunu pencereden dışarı uzattı. O gece her şey sessizdi ama Tombi’nin aklında uçuşan düşünceler susmak bilmiyordu.

“Acaba yıldızlar nasıl parlıyor? Ay neden hiç düşmüyor? Sabah olunca ilk hangi çiçek açacak?” diye düşündü.

Tam o sırada penceresinin kenarına minicik, gümüş renkli bir tüy kondu. Tüy, rüzgâr olmadığı hâlde hafifçe kıpırdadı ve yere doğru süzüldü. Tombi peşinden gitti. Tüy, evin önündeki yonca yapraklarının arasından geçerek ay ışığının aydınlattığı yuvarlak bir taşın üzerine kondu.

Taşın üzerinde daha önce hiç görmediği incecik bir çizgi vardı. Çizgi, önce bir yay gibi kıvrıldı, sonra iki yana doğru uzadı. Tombi şaşkınlıkla bakarken ay ışığı çizginin içinden sızdı ve taşın üzerinde yumuşacık bir kapı belirdi.

Kapının tokmağı, küçük bir pamuk topuna benziyordu. Tombi ona dokununca kapı gıcırdamadan açıldı. İçeriden lavanta, süt ve taze ekmek kokusunu andıran tatlı bir koku geldi.

Kapının ardında bambaşka bir bahçe vardı. Çimenler kadife gibi yumuşak, çiçekler ise fısıltıyla şarkı söylüyordu. Her çiçeğin ortasında küçücük bir ışık uyukluyordu. Bahçenin ortasında, uzun kulaklı yaşlı bir kirpi oturuyordu. Adı Narin Nine’ydi.

“Hoş geldin Tombi,” dedi Narin Nine. “Bu bahçeye yalnızca uykusu gelmeyen ama kalbi iyilik arayan yavrular gelebilir.”

Tombi kulaklarını dikti. “Benim uykum gelmiyor. Ne yapmalıyım?” diye sordu.

Narin Nine, ona üç küçük görev verdi. İlk görev, uyuyan bir uğur böceğinin üzerine düşen yaprağı sessizce kaldırmaktı. Tombi yaprağı iki patisiyle dikkatle tuttu ve uğur böceğini uyandırmadan kenara bıraktı.

İkinci görev, susamış bir papatyanın köklerine üç damla çiy taşımaktı. Tombi, çiy damlalarını büyük bir yaprağın içinde yuvarlayarak papatyanın yanına götürdü. Papatya başını kaldırıp mis gibi koktu.

Üçüncü görev ise en zoruydu. Bahçenin en köşesinde, tek başına duran küçük bir ışık vardı. Işık, titreyip duruyor, bir türlü parlayamıyordu.

“Onu nasıl aydınlatacağım?” diye fısıldadı Tombi.

Narin Nine gülümsedi. “Bazen bir ışığın büyümesi için ona yalnız olmadığını hatırlatmak yeterlidir.”

Tombi ışığın yanına oturdu. Ona vadideki güzel şeyleri anlattı: sabah çiçeklerinin kokusunu, annesinin sıcak kucağını, yağmurdan sonra parlayan yaprakları ve arkadaşlarıyla oynadığı yumuşak çim oyunlarını… Işık, Tombi’yi dinledikçe biraz daha parladı.

Sonunda bütün bahçe altın renkli bir aydınlığa büründü. Çiçekler ninni söylemeye başladı. Narin Nine, Tombi’ye küçük bir yaprak verdi. Yaprağın üzerinde tek bir kelime yazıyordu: Paylaş.

“Bu yaprak ne işe yarıyor?” diye sordu Tombi.

“İçindeki güzel düşünceleri paylaşınca kalbin hafifler,” dedi Narin Nine. “Kalbi hafifleyen yavruların uykusu da yumuşacık olur.”

Tombi, ay ışığından yapılmış kapıdan kendi yuvasına döndü. Yaprağı yastığının altına koydu. Sonra annesine sarılıp o gece öğrendiklerini anlattı. Annesi onu dinlerken Tombi’nin gözleri ağırlaşmaya başladı.

Sabah olduğunda Tombi, penceresinin önünde minicik bir çiy damlası buldu. Damlanın içinde gümüş kapı bir an görünüp kayboldu. Tombi bunun bir teşekkür olduğunu anladı.

O günden sonra vadide uykusu gelmeyen her yavruya Tombi güzel bir düşünce anlattı. Kimi zaman bir çiçeğin kokusunu, kimi zaman sevgi dolu bir sarılışı paylaştı. Böylece Çiyçiçeği Vadisi’nde geceler daha huzurlu, rüyalar daha renkli oldu.

Bebek masalları ve hikayeleri oku diye arayan herkes bilsin ki en tatlı uyku, sevgiyle paylaşılan güzel düşüncelerin ardından gelir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu