Uyku Masalları ve Hikayeleri Oku

Yastıkların Altında Uyuyan Nehir

Gecenin usulca mor renge büründüğü bir akşam, Ada yatağına uzanmış, penceresinden görünen yıldızları sayıyordu. Bir, iki, üç derken sayılar birbirine karıştı. Çünkü sokağın taşları arasından incecik bir su sesi geliyordu. Bu, yağmurun ya da çeşmenin sesi değildi. Sanki biri, çok uzakta, yumuşak bir ninni söylüyordu.

Ada merakla battaniyesini omuzlarına aldı ve sesin peşinden odasının kapısına kadar gitti. Tam eğilip yere bakacakken yastığının altından küçük, gümüş renkli bir damla yuvarlandı. Damla halının üzerinde ilerledi, sonra parıldayan minicik bir dereye dönüştü. Dere, kapının altından süzülüp koridora doğru akmaya başladı.

Ada şaşkınlıkla fısıldadı: Bu su nereye gidiyor?

O anda dere, su kabarcıklarıyla cevap verdi. Kabarcıkların içinde küçücük görüntüler beliriyordu: Uçan bir balon, tarçın kokulu bir fırın, papatyalardan yapılmış bir salıncak ve gökyüzünde yavaşça süzülen bir sandal. Ada, bu görüntüleri görünce korkmak yerine içinin ısındığını hissetti. Çünkü derenin sesi, ona güvenli bir yerin kapısını açıyor gibiydi.

Dere, evin merdivenlerinden aşağı inerken Ada da arkasından yürüdü. Her basamakta su biraz daha genişledi. Salondaki halının üzerine geldiğinde, yuvarlak ve berrak bir göle dönüştü. Gölün ortasında yaşlı bir kaplumbağa yüzüyordu. Sırtında minik bir yastık, başında da mavi bir gece takkesi vardı.

Ben Ninni Nehri’nin bekçisi Pırıltı Kaplumbağa’yım, dedi. Her gece bu nehir, çocukların güzel düşlerine giden yolu taşır. Fakat bugün nehrin ninnisi eksildi. Eksilen sesi bulamazsak, düş kapıları sabaha kadar açılmayacak.

Ada, kaplumbağanın yanına çömeldi. Nehrin kıyısında üç küçük taş gördü. Birincisi gümüş, ikincisi pembe, üçüncüsü bal rengindeydi. Pırıltı, sesin bu taşlardan birinde saklanabileceğini söyledi. Ada önce gümüş taşı kulağına götürdü. Taş, hızlı hızlı atan bir saatin sesini çıkardı. Pembe taşta uzak bir kahkaha vardı. Bal rengindeki taş ise sessizdi.

Ada taşı avucunun içinde tutup bir süre bekledi. Sessizlikte kendi nefesini, evin duvarlarındaki sakinliği ve mutfakta soğuyan sütün hafif kokusunu fark etti. Sonra bal rengindeki taşın içinden çok ince bir melodi yükseldi. Bu, kimsenin söylemediği ama herkesin kalbinde bildiği bir ninniydi.

Sesi buldun, dedi Pırıltı sevinçle. Onu duymak için gürültünün bitmesini beklemek gerekiyordu.

Ada taşı nehrin ortasına bıraktı. Bir anda suyun üzerinde ışıklı halkalar oluştu. Halkalar birbirine değdikçe ninni büyüdü; önce evin salonunu, sonra bütün sokağı, ardından mahallenin çatılarının üzerini doldurdu. Pencerelerden yayılan sıcak ışıklar yumuşadı. Uykusu gelmeyen kediler kıvrılıp gözlerini kapattı. Gece kuşları bile kanatlarını dinlendirmek için dallara yerleşti.

Nehrin üzerinde şimdi ince bir sandal duruyordu. Pırıltı, Ada’yı içine davet etti. Sandal, suyun üzerinde ilerlerken Ada birbirinden güzel düşler gördü. Bir düşte ağaçlar çocuklara meyve yerine cesaret veriyordu. Başka bir düşte, gökyüzündeki bulutlar yumuşacık minderler taşıyordu. Son düşte ise Ada, sabah uyandığında sevdiklerine sarılmanın ne kadar güzel olduğunu gördü.

Bir süre sonra sandal, Ada’nın odasındaki yastığın yanına yanaştı. Pırıltı, bal rengindeki taşı ona verdi. Bunu her gece avucunda tutmana gerek yok, dedi. İyi düşler, paylaşıldıkça çoğalır. Yatmadan önce bir güzel düşünceyi hatırlaman yeter.

Ada yastığına uzandı. Gümüş damla yeniden yastığının altına saklandı ve nehir sessizce kayboldu. O gece Ada, uzaklarda akan suyun ninnisini dinleyerek uyudu. Sabah olduğunda odasında ne göl ne de sandal vardı. Yalnızca avucunda bal renginde minicik bir ışık duruyordu.

Ada o günden sonra her gece yatağına girmeden önce günün en güzel anını düşündü. Bazen annesinin gülümsemesini, bazen bahçedeki kelebeği, bazen de kendi yaptığı küçük bir iyiliği hatırladı. Böylece Ninni Nehri yeniden akmaya başladı. Uykunun kıyısına gelen herkes, görünmeyen derenin huzurlu şarkısıyla tatlı düşlere doğru yelken açtı.

Uykuya Dalarken

Şimdi sen de gözlerini yavaşça kapat. Derin bir nefes al ve bugün seni mutlu eden küçük bir anı hatırla. Belki o anın içinde, yastığının altında akan Ninni Nehri’nin pırıltısını bulursun.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu