Masal Sitesi

Kelimelerin Uçtuğu Çatı Katı

Rana, yağmurlu öğleden sonralarda büyükannesinin evindeki çatı katına çıkmayı severdi. Orada eski bavullar, düğmesi eksik bir akordeon ve yıllardır açılmamış kitaplarla dolu ahşap bir sandık vardı. Bir gün, sandığın arkasında tozlu bir bilgisayar buldu. Bilgisayarın ekranında yalnızca küçük, ışıklı bir cümle duruyordu: “Hayal edenler için masal sitesi.”

Rana merakla ekrana dokundu. Karşısına sayısız renkli pencere açıldı. Birinde konuşan taşların öyküsü, diğerinde bulutlara resim çizen bir çocuğun düşü vardı. Sayfaların kenarlarında minik harfler kanat çırpıyor, masallar okunurken odanın içinde usulca dolaşıyordu. Rana, bunun sıradan bir bilgisayar olmadığını hemen anladı.

Siteye girmek için bir ad yazması gerektiğinde “Rana” yazdı. Ekran parladı ve karşısına gümüş saçlı, gözleri yıldız gibi ışıldayan bir kütüphaneci çıktı. Adı Mırmır’dı. Mırmır, “Burası, çocukların iyi düşünceleriyle büyüyen bir masal bahçesidir,” dedi. “Her masalın içinde bir umut tohumu saklıdır. Fakat bugün bahçemizde tuhaf bir sessizlik var.”

Rana dikkat kesildi. Gerçekten de bazı sayfalar bomboştu. Bir zamanlar neşeyle akan cümlelerin yerinde yalnızca soluk noktalar görünüyordu. Mırmır, masalların kaybolmadığını, onları oluşturan “ilk cümlelerin” saklandığı yerden ayrıldığını anlattı. İlk cümleler olmadan hiçbir öykü yolunu bulamıyor, karakterler de ne yapacaklarını bilemiyordu.

Rana, Mırmır’la birlikte sitenin görünmeyen köşelerine doğru ilerledi. Önce Sessiz Harfler Koridoru’ndan geçtiler. Burada harfler, kapıların önünde utangaç kelebekler gibi duruyordu. Rana onlara, “Her kelimenin bir anlamı vardır; birlikte durduğunuzda daha güzel bir dünya kurarsınız,” deyince harfler el ele tutuşup parlayan bir yol oluşturdular.

Yol, Düşünce Kuyusu’nun başında sona erdi. Kuyunun içinde üç ilk cümle dönüp duruyordu. Biri, “Bir gün…” diye başlayıp devamını bulamıyordu. Diğeri, “Uzaklarda…” sözüne tutunmuş, nereye gideceğini bilemiyordu. Üçüncüsü ise sadece “İyilik…” diyebiliyordu. Kuyunun yanında, kapağı kapanmış küçük bir kutu vardı. Kutunun üzerinde “Beni açmak için en güzel sonu değil, en doğru başlangıcı düşün” yazıyordu.

Rana uzun süre düşündü. Sonra ilk cümlenin her zaman büyük bir olayla başlaması gerekmediğini anladı. Bazen küçük bir merhaba, içten bir özür ya da yardım etmek için uzanan bir el de yepyeni bir masal başlatabilirdi. Kutunun kapağına dokunarak, “Bir çocuk, kaybolan umutları bulmak için yola çıktı ve önce dinlemeyi seçti,” dedi.

Kutu hemen açıldı. İçinden altın renkli bir tüy çıktı. Tüy, üç ilk cümlenin üzerine dokunduğunda kelimeler yerlerine kavuştu. “Bir gün” sözü güneşli bir sabaha, “Uzaklarda” sözü rengârenk bir şehre, “İyilik” sözü ise kapısını herkese açan küçük bir eve dönüştü. Bomboş sayfalar yeniden doldu; karakterler gülümsedi, masalların içinden müzik sesleri yükseldi.

Mırmır, Rana’ya teşekkür etmek için ona tek bir dilek hakkı sundu. Rana, “Bu site yalnızca benim için çalışmasın. Masal okumayı seven herkes, burada kendi güzel başlangıcını bulabilsin,” dedi. O anda bilgisayarın ekranı gökyüzü gibi genişledi ve masal sitesi, dünyanın dört bir yanındaki çocukların hayal kurabileceği bir ışık penceresine dönüştü.

Rana bilgisayarı kapattığında çatı katı yine sessizdi; fakat sandığın üzerinde yeni bir kitap duruyordu. Kapağında adı yazmıyordu. İlk sayfası da boştu. Rana gülümsedi, kalemini eline aldı ve kendi masalına şu cümleyle başladı: “Her güzel hikâye, birinin kalbinden geçen iyi bir düşünceyle başlar.” O günden sonra çatı katına çıkan herkes, sayfaların arasında kendisine ayrılmış küçük bir umut buldu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu