Çan Kulesindeki Sessiz Tüy

Gümüşdere’nin ortasında, çatısı yosunlarla kaplı eski bir çan kulesi vardı. Kulenin tepesindeki çan, sıradan günlerde hiç ses çıkarmazdı. Yalnızca köyde önemli bir iyilik yapıldığında, rüzgâr olmadan bir kez çınlardı. Bu yüzden köylüler çanın sesini duyunca kimin ne yaptığını merak eder, iyiliğin izini sürerdi.
Köyde Pırıltı adında genç bir saksağan yaşardı. Tüyleri güneşte parlıyor, bulduğu parlak düğmeleri ve renkli kurdeleleri yuvasına taşıyordu. Pırıltı çok becerikliydi ama başkalarının onu beğenmesini her şeyden fazla istiyordu. Bir iyilik yapılacaksa bunu herkesin görmesini, çan çalarsa bütün gözlerin ona dönmesini bekliyordu.
Bir yaz günü Gümüşdere’nin deresi ansızın sığlaştı. Değirmenin çarkı dönmüyor, bahçelere su taşıyan küçük kanallar kuruyordu. Köylüler ellerine küreklerini alıp dere yatağını temizlemeye koyuldu. Pırıltı da birkaç kez kanat çırpıp etrafta dolaştı.
“Ben yukarıdan bakarak en uygun yeri bulacağım,” dedi. “Siz de söylediklerimi yaparsınız.”
Oysa Pırıltı, dere boyunca uçarken yalnızca kendi yansımasını izliyor, nehir kenarındaki parlak taşları topluyordu. Asıl işi, yaşlı kunduz Uslu ile küçük tarla faresi Mercan yapıyordu. Uslu çatlamış su bendini onarıyor, Mercan ise dar kanalların içine sıkışan dalları çıkarıyordu. Gün batımına kadar çalıştılar ve su yeniden akmaya başladı.
Tam o sırada eski çan bir kez çınladı. Köylüler sevinçle kuleye baktı. Pırıltı hemen yüksek bir dala kondu.
“Çanı ben çaldırdım!” diye bağırdı. “Derenin nereden akacağını ben buldum. Bütün köyü ben yönlendirdim!”
Gerçekte kimse Pırıltı’nın yönlendirmesini duymamıştı, fakat herkes yorgundu. Bazı köylüler onun sözlerine inandı. Uslu ile Mercan sessizce birbirlerine baktı. Çanın sesi iyilik yapanı övmek içindi; ama bu kez yanlış bir gurur, gerçek emeğin üzerini örtmüştü.
Ertesi sabah Pırıltı’nın yuvasının önünde küçük bir kalabalık oluştu. Herkes ondan yeni bir işaret bekliyordu. Çiftçiler, “Hangi tarlaya su götürelim?” diye soruyor, çocuklar onun kanat çırpışlarını taklit ediyordu. Pırıltı, hoşuna giden bu ilgiyi kaybetmemek için dereyi tekrar kontrol edeceğini söyledi.
Fakat gece boyunca yağmur yağmış, tepelerden gelen sular dereye karışmıştı. Pırıltı, yukarıdan bakınca büyük kayanın arkasında kapanan dar kanalı fark etmedi. Su, yanlış yöne taşarak sebze bahçesine doldu. Havuçlar çamura gömüldü, çiçek tarhları eğildi. Kimse zarar görmedi ama köylülerin bütün günkü emeği boşa gitti.
Pırıltı utancından konuşamadı. İlk kez herkesin gözünün üzerinde olmasının ne kadar ağır olduğunu hissetti. Çan kulesine uçtu ve oradaki yaşlı bekçi baykuş Bilgeç’e sığındı.
“Ben yalnızca beğenilmek istedim,” dedi. “Ama başkalarının yaptığı iyiliği kendime mal ettim. Şimdi herkes bana güveniyor, ben ise güveni hak etmediğimi biliyorum.”
Bilgeç, kanadından düşmüş ince, gri bir tüyü gösterdi.
“Çanın sesi yüksek olabilir,” dedi, “ama iyiliğin değeri sesinde değil, kime fayda sağladığındadır. Gerçeği söylemek bazen alkıştan daha zor, fakat daha değerlidir.”
Pırıltı ertesi sabah köy meydanına indi. Herkesin önünde, “Dünkü su bendini ben onarmadım. Uslu ve Mercan çalıştı. Ben onların emeğini kendime aitmiş gibi anlattım. Ayrıca kanalı doğru kontrol etmediğim için bahçeler zarar gördü,” dedi. Sonra başını eğip özür diledi.
Uslu, Pırıltı’nın dürüstlüğünü görünce ona küçük bir kürek uzattı. Mercan da çamurlu kanalı gösterdi. Üçü birlikte çalışmaya başladılar. Pırıltı bu kez önden uçup gösteriş yapmadı; taşları taşıdı, dalları ayırdı ve yorulan arkadaşlarına su getirdi.
Gün batarken kanal düzeldi. Su yeniden bahçelere ulaştı. Eski çan, bu kez iki kez çınladı. Köylüler şaşırdı. Bilgeç gülümsedi ve şöyle dedi:
“İlk ses, yapılan iyiliği; ikinci ses ise hatasını kabul edip onu düzeltme cesaretini anlatıyor.”
O günden sonra Pırıltı, parlak düğmeleri yuvasında saklamak yerine köyün ortak sandığına bırakmaya başladı. Bir iyilik gördüğünde de hemen öne atılmadı; önce kimin emek verdiğini söyledi. Gümüşdere’de herkes şunu öğrendi: Başkasının ışığını sahiplenmek insanı bir süre parlatır, fakat dürüstlük insanın içini gerçekten aydınlatır.




