3. Sınıf Hikayeleri

Yankı Kutusunun Paylaştığı Güzel Fikir

Duruova İlkokulunda üçüncü sınıfa giden Arda, sorular sormayı ve çevresindeki ayrıntıları fark etmeyi çok severdi. Bir sabah öğretmeni, sınıfa güzel bir haber verdi: Okullar arasında “Yaşadığımız Yeri Güzelleştirelim” adlı bir proje yarışması yapılacaktı. Her sınıf, mahallesindeki bir sorunu seçip çözüm önerecekti. Arda hemen elini kaldırdı. “Parkımızda su boşa akıyor. Musluklara zaman ayarlı kapaklar yapabiliriz,” dedi.

Arkadaşları bu fikri beğendi. Elif çizim yapmayı, Kerem ölçü almayı, Nehir de insanlarla konuşup öneri toplamayı üstlendi. Ancak sınıftaki Bora, projenin tamamını kendisinin hazırlaması gerektiğini düşünüyordu. “En iyi fikri ben bulurum. Hepimiz benim planımı uygularsak kesin kazanırız,” diyerek arkadaşlarının sözünü sık sık kesiyordu. Arda, Bora’ya kızmak yerine herkesin güçlü olduğu bir işin bulunmasını önerdi. Fakat Bora bunu önemsemedi.

Ertesi gün Arda, gerekli kartonları bulmak için okulun eski deposuna gitti. Rafların arasında tozlu kutular, kullanılmayan haritalar ve çatlamış saksılar vardı. Tam çıkacakken ayağı küçük, yuvarlak bir tahta kutuya takıldı. Kutunun üzerinde gümüş renkli bir kulak resmi bulunuyordu. Kapağını açtığında içinden yumuşak bir fısıltı yükseldi: “Duyulan söz değil, verilen emek büyür.”

Arda şaşkınlıkla kutuyu sınıfa götürdü. Öğretmeni kutuyu dikkatle inceledi. “Bu, yıllar önce öğrencilerin yaptığı eski bir yankı kutusuna benziyor,” dedi. “Belki de içindekileri dinlemeyi denemeliyiz.” Arda kapağın yanındaki küçük düğmeye bastı. Kutunun içinden bu kez Elif’in sesi duyuldu: “Parkın ağaçlarını da korumalıyız; yoksa su tasarrufu tek başına yetmez.” Elif bunu henüz kimseye söylememişti.

Sonra Kerem düğmeye dokundu. Kutudan onun düşüncesi duyuldu: “Muslukların altına yağmur suyunu biriktirecek küçük kaplar koyabiliriz.” Nehir’in ardından gelen cümlesi ise şöyleydi: “Mahalledekilere suyu nasıl dikkatli kullanacaklarını anlatan resimli kartlar hazırlayalım.” Çocuklar hayret içinde birbirlerine baktılar. Kutu, söylenmemiş ama emek verilerek düşünülen güzel fikirleri duyuyordu.

Bora kutuyu eline alınca kapağı açılmadı. Ne kadar uğraşsa da düğme dönmedi. Yüzü kızardı. “Demek kutu beni sevmiyor,” diye mırıldandı. Arda, “Belki de senden bir şey saklamanı değil, paylaşmanı bekliyordur,” dedi. Bora bir süre sustu. O güne kadar evde yaptığı küçük su çarkının planını kimseye göstermediğini anlattı. Çünkü fikrinin beğenilmemesinden korkuyordu.

Arda, Bora’nın planını dinleyince bunun projeye çok yardımcı olacağını fark etti. “Çarkı musluğun yanına yerleştirirsek su akarken küçük bir göstergeyi hareket ettirebilir. Böylece çocuklar ne kadar su kullandıklarını görebilir,” dedi. Bora’nın gözleri parladı. Elif çizimi geliştirdi, Kerem ölçüleri kontrol etti, Nehir de kartlara eğlenceli bilgiler yazdı. Arda ise bütün parçaları birleştirip görev listesini hazırladı.

Günler boyunca sınıf, teneffüslerde ve okul çıkışlarında çalıştı. İlk yaptıkları kapak sızdırdı, karton tabelalar rüzgârda devrildi, su çarkının kanatları da iki kez ters döndü. Fakat çocuklar her başarısız denemede birbirini suçlamak yerine yeni bir çözüm aradı. Öğretmenleri, “Bir işi birlikte düzeltmek, ilk seferde doğru yapmaktan daha öğretici olabilir,” diyerek onları cesaretlendirdi.

Yarışma günü jüri üyeleri okul bahçesine geldi. Çocuklar, parkın musluklarına taktıkları zaman ayarlı kapakları, yağmur suyu kaplarını ve Bora’nın su çarkını tanıttı. Nehir, mahalle sakinlerinin önerilerini nasıl topladıklarını anlattı. Jüri, projenin yalnızca suyu korumadığını, çocukları da birlikte düşünmeye teşvik ettiğini söyledi. Sonuç açıklandığında Duruova İlkokulu birinci oldu. Ancak öğretmenleri ödülü yalnızca bir sınıfın değil, bütün mahallenin başarısı olarak gördü.

O akşam Arda, yankı kutusunu yeniden depoya götürdü. Kapağı kapatmadan önce içinden son bir fısıltı geldi: “Paylaşılan emek, herkesin kalbinde yankılanır.” Arda gülümsedi. Bora da ertesi gün arkadaşlarına kendi fikrini anlatırken artık söz kesmiyordu. O günden sonra sınıfta yeni bir alışkanlık başladı: Bir fikir ortaya çıktığında herkes önce dinliyor, sonra katkısını ekliyordu. Çünkü çocuklar, en parlak düşüncenin bile dostlukla birleşince gerçek bir iyiliğe dönüşebileceğini öğrenmişti. Bu, 3. sınıf hikayeleri arasında anlatılacak kadar güzel bir ders olmuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu