Küçük Prensesin Hikayesi

Küçük Prenses
Uzak bir kalenin küçük bir odasında, minik bir prenses yaşarmış. Odası pencereden gelen güneşle ısınır, oyuncakları küçük bir halının üstünde sıralanırmış. Prensesin en sevdiği şey gülümsemekmiş. Her sabah uyandığında önce aynaya bakar, sonra derin bir nefes alıp “Günaydın” dermiş.
Bahçedeki Keşif
Bir sabah prenses bahçeye çıkmış. Ayaklarını çıplak hissetmiş; çimenlerin serinliğini, toprağın kokusunu sevmiş. Bahçede rengarenk çiçekler ve minik bir kuş yuvası varmış. Kuşlar ötünce prenses de onlarla söyleşirmiş gibi başını sallarmış. Oyun oynamayı çok severmiş ama keşfetmeyi daha çok.
Yeni Arkadaşlar
Bahçede bir kaplumbağa, bir kedicik ve bir küçük tavşanla tanışmış. Kaplumbağa yavaşça yürür, kuşlar şarkı söyler, tavşan hoplarmış. Prenses hepsine birer isim vermiş: Kaplumbağa “Yavaş”, kedi “Mırmır”, tavşan ise “Zıpır” olmuş. Birlikte çiçek toplamışlar, yapraklardan küçük bir ev yapmışlar.
Küçük Bir Macera
Gün ilerledikçe ufukta koyu bir bulut görünmüş. Prenses ve arkadaşları yağmur yağmadan önce güvenli bir yere sığınmak istemişler. Yavaş kaplumbağaya yardım etmiş, Mırmır kediyi kucağına almış, Zıpır’ı da nazikçe taşımış. Hepsi birlikte küçük bir ağacın altına saklanmışlar.
Yağmur başladığında prenses pencerenin kenarında durup damlaların pencerede dans etmesini izlemiş. Hem mutluymuş hem de biraz meraklı; yağmurla ilgili yeni bir şey öğrenmek istemiş. Arkadaşlarıyla birlikte bir su birikintisi bulup küçük ayak izleri bırakmışlar. Gülmüşler, şarkılar söylemişler, yağmurun sesi onlara ninni gibi gelmiş.
Gün Batımı Sürprizi
Yağmur dindiğinde gökyüzü temizlenmiş, güneş tekrar ortaya çıkmış. Gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirmiş. Prenses ve arkadaşları gökkuşağının renklerini saymışlar: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor. Her renk onlara ayrı bir oyun fikri vermiş.
- Kırmızı: Koşma oyunu.
- Turuncu: Top oynama.
- Sarı: Gülüp şarkı söyleme.
- Yeşil: Saklambaç.
- Mavi: Su birikintilerinde zıplama.
Prenses en çok saklambaç oynamayı sevmiş. Gizlenirken ağacın arkasına saklanmış; Mırmır onu kolayca bulmuş, Zıpır ise zıplayarak eğlenceyi daha da neşelendirmiş. Yavaş kaplumbağa da kendi hızında oyuna katılmış; arkadaşları onu beklemiş, beraber gülmüşler.
Akşam ve Ninni
Akşam olunca, prenses yavaşça kalesine dönmüş. Masal kitabını almış, pencereden dışarı bakıp günün maceralarını düşünmüş. Annesi gelmiş, yüzünde sıcak bir gülümseme varmış. Birlikte çay içmişler (tatlı bir bitki çayı veya ılık süt olabilir) ve prenses günün en sevdiği anlarını anlatmış.
Yatmadan önce prenses pencereye tekrar bakmış. Bahçe sessizmiş, yıldızlar birer birer parlamaya başlamış. Prenses gözlerini kapamadan önce arkadaşlarını düşünmüş: Yavaş, Mırmır ve Zıpır. Hepsine birer iyi geceler dilemiş. Sonra yumuşak yatağına uzanıp derin bir nefes almış.
Sabah Tekrar
Prenses ertesi sabah yeniden uyanmayı dört gözle beklemiş. Çünkü yeni bir gün, yeni bir keşif demekmiş. Her gün küçük şeylerin ne kadar büyük mutluluklar getirdiğini öğrenmiş. Bir çiçeğin kokusu, bir kuşun şarkısı, bir arkadaşın elinin sıcaklığı… Bunlar onun dünyasını güzelleştirmiş.
Gözleri kapandığında, rüyasında gökkuşağının altında arkadaşlarıyla oynuyormuş. Her çocuğun kendi minik prenses hikayesi olabileceğini bilirmiş; bu hikaye de onun masal kutusuna konmuş, sabaha kadar onu korumuş.




