Hikaye OkuHikayeler

Kıskançlık Hikayesi

Bir Sonbahar Akşamı

Rüzgârın ıslık çaldığı bir akşamüstüydü. Yürüyüş yolundaki sararmış yapraklar adımlarının ritmini belirliyordu. Elif, yanındaki bankta oturanlara bakmadan yürümeyi seçti; gözleri, birkaç adım ötesindeki vitrine yansıyordu. İçinde bir şey kıpırdanıyordu ama adını koyamıyordu; yalnızca nefesini tutup tutmadığını anlamaya çalışıyordu.

Ayşe ondan daha popülerdi. İş yerinde daha çok konuşulan, davet edilen, herkesin derdini dinleyen kişiydi. Elif bu gerçeği yıllardır kabul etmiş gibiydi; ama o gece, Ayşe’nin gülüşünde, bir toplantı sonrasında paylaşılan bir fotoğrafta, hatta bir mesajın hızlı yanıtında kıskançlık kıvılcımı içinde sıkıştı.

Kıskançlığın İlk Kıvılcımı

Kıskançlık kolay doğmaz. Elif için o günkü kıvılcım, küçük bir anın birikmiş birikmiş haline dönüşmüştü. Üniversiteden beri yakın olan iki arkadaşın yolları mezuniyetle ayrılmış gibiydi: Ayşe şehir dışında kariyer peşine düşmüş, Elif ise kentte kalmış, kendi ritmini bulmaya çalışmıştı. İnsanlar farklı noktalara gittiğinde dengeler de değişir. Elif, Ayşe’nin başarılarını kutlamak isterken, içindeki kutlama sesi bir an için boğuluyordu.

„Bunu neden hissediyorum?“ diye sordu kendi kendine. Bu sorunun cevabı bir tek olayda saklı değildi; geçmişte biriktirdiği değersizlik hissi, bazı ilişkilerde onay beklemekten doğan yorgunluk, ve en çok da kendine dair kurduğu sert yargılar birleşiyordu.

Bir Konuşma

Elif ertesi sabah mesaj attı. Uzun zamandır görmedikleri için kısa bir kahve davetiydi. Ayşe heyecanla kabul etti. Karşılıklı oturduklarında, dışarıdan baktığınızda her şey sıcaktı: kahkahalar, eski anılar, yeni planlar. İçerideyse Elif’in aklında başka bir soru vardı. Konuşma fırsatı bulduğunda, hiç beklenmedik şekilde dürüst oldu.

„Son zamanlarda seni gördükçe tuhaf hissediyorum,“ dedi Elif. „Başarıların güzel ama bazen kendimi unuttuğumu düşünüyorum.“

Ayşe önce şaşırdı, sonra yavaşça Elif’e baktı. „Bunu hiç hissettiğini bilmiyordum,“ dedi. „Seninle gurur duyuyorum ama eğer ben seni dışlıyorsam söyle. Belki farkında değildim.“

O an Elif’in yüzündeki gerilimden bir parça koptu. İtiraf etmek, kıskançlığın zehrini azaltmıştı ama tamamen yok etmemişti. İkisi uzun uzun konuştular; geçmişteki kırgınlıklar, beklentiler ve birbirlerine dair unuttukları küçük ritüellerin önemi masaya yatırıldı. Ayşe, habersizce bazı sınırları zorladığını kabul etti. Elif ise kendi içine daha nazik davranmayı öğrenmesi gerektiğini fark etti.

İçsel Bir Yolculuk

Kıskançlık çoğu zaman ilişkiyi tehdit eden bir duygu gibi görünür; ama bazen bize neyin eksik olduğunu da gösterir. Elif, o haftadan sonra yalnızca Ayşe ile ilişkisini değil, kendisiyle olan bağını da onarmaya başladı. Sabah yürüyüşlerinde yeni rotalar denedi, eskiden ertelediği bir atölyeye yazıldı, kendisini başkalarıyla kıyaslamamaya dair küçük egzersizler yaptı.

Bu süreç kolay değildi. Bazı anlarda eski duygular geri döndü; eski fotoğraflara bakarken, davet almadığı bir etkinliği öğrendiğinde kıskançlık yeniden kıpırlandı. Fakat artık Elif, o duyguyu tanıyıp ona isim verebiliyordu. „Kıskançım“ diyebildiği anlarda, duygu onun üzerinde belirleyici olamıyordu. Kıskançlıkla başa çıkmak bir beceriye dönüştü: duygu gözlemleniyor, sebebi sorgulanıyor, ve gerekiyorsa konuşuluyordu.

Yeni Bir Denge

Ayşe ile ilişkileri daha açık, daha berrak oldu. İkisi de birbirlerine daha sık haber verdi; küçük paylaşımlar, eski günlerdeki gibi birbirlerine duyulan ilgiyi tazeledi. Elif’in kendi içindeki çalışma ise sürdü. Kıskançlığın kaynağını kendi eksiklikleriyle değil, korunma mekanizmasıyla ilişkilendirmek ona özgüven kazandırdı.

Akşamüstlerinden birinde yeniden yürüyüşe çıktığında Elif, vitrinlere yansıyan yüzüne baktı. Yüzündeki ifade farklıydı; artık kendine kızgın değil, meraklıydı. Kıskançlık hâlâ ara sıra uğrayacaktı ama artık ona hükmetmeyecekti. Bir duygu olarak kıskançlık, hayatının yalnızca bir parçasıydı ve Elif, parçaları yerli yerine koymayı yeni öğreniyordu.

Yolun kenarında bir banka oturdu. Bir yaprak düştü, eline kondu, sonra rüzgâr aldı. Elif usulca gülümsedi ve içinden: „Yavaş, ama emin adımlarla,“ dedi.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu