Masallar

Kanadı Kırık Sivrisinek Masalı

Masal

Küçük Kanat

Ormanın kenarındaki küçük sazlıktan gelen akşam rüzgârı, her şeyi usul usul sallıyordu. Bu sazlıkta Pırpır adında bir sivrisinek yaşardı. Pırpır diğerlerinden farklıydı; yalnızca geceleri uçup dolaşmaz, sabahları ötücü böceklerle sohbet eder, yaprakların arasındaki hikâyeleri dinlerdi.

Bir gece, Pırpır sazlıkta oynarken ince bir ağın arasına takıldı. Mücadele ederken kanadının bir teli zarar gördü ve artık eskisi gibi hafifçe süzülemedi. Uçmaya çalıştıkça yoruldu, sonunda yere kondu ve titremeye başladı. Korktu; çünkü uçmak onun dünyasıydı.

Sabah olunca arkadaşları Pırpır’ı yerde buldu. Kurbağa Gümüş, salyangoz Sümükçük ve ateşböceği Minik ona yardım etmek için toplandılar. Kimse Pırpır’ı yargılamadı. Kuşlar sivrisinekleri ezelden beri pek sevmezlerdi ama dostlar birbirine bakmayı bildiler.

Yardım Eli

Gümüş uzun bir yaprak kopardı, Sümükçük etraftan yumuşak yosun taşıdı, Minik ise parlak bir iplik gibi gözüken örümcek ağını nazikçe çekerek sarma işini üstlendi. Hep birlikte Pırpır’ın kırık kanadını bir süreliğine sabitlediler. Pırpır utangaçtı; istediği sadece tekrar o rüzgârla dans edebilmekti. Arkadaşları ona, “Sen sadece uçamıyor olsan da hâlâ çok şey yapabilirsin” dediler.

Pırpır ilk başta inanamıyordu. Kendi kendine, “Uçamıyorsam ne işe yararım?” diye sordu. Ancak zamanla yerdeyken de yapabildiklerini keşfetti. İnce bacaklarıyla çiçeklerin üzerine konup tozlarını dağıtıyor, küçük meyvelerin derinliklerine girip çekirdekleri dışarı çıkarıp toprağa gömüyordu. Önceden görmediği bir dünyayı keşfetmişti: toprak, kökler, sabah çiyi ve karıncaların titiz yürüyüşü.

Küçük İşlerin Gücü

Pırpır burada küçük ama önemli işler yapmayı öğrendi. Gece vardiyasındaki ateşböcekleri için yolları temizledi, düşen tohumları yuvarlayıp uygun yerlere taşıdı, kaybolan kurbağa yavrularına rehberlik etti. İşler apaçık büyüleyiciydi: Uçamayan küçük bir canlı, ormanın günlük işlerinde vazgeçilmez oldu.

Günlerden bir gün, yağmurlar başlayıp su birikintileri çoğaldığında, sazlıktaki yollar neredeyse gözden kayboldu. Küçük Pırpır, bir araya gelen dostlarının yardımıyla sivri bir yaprağı bir köprü gibi hafifçe eğip suyun üzerinden geçilebilecek minik bir geçit yaptı. O an herkes anladı ki, bazen bir kanat kadar büyük işler yapmak için uçmak gerekmez; yerden de dünyayı değiştirmek mümkündür.

Ormanın Dersi

Zamanla Pırpır’ın kanadı biraz toparlandı. Uçabildiğinde eskisi kadar uzun kalamayabiliyordu ama artık yüzünü rüzgâra dönüp kısa sürelik süzülmeler yapabiliyordu. En önemlisi, Pırpır değişmişti; kendine daha nazikti ve başkalarının yardımlarını kabul etmeyi öğrenmişti.

Ormandaki hikâye kısa zamanda yayıldı. Diğer hayvanlar Pırpır’a bakıp, herkesin kendine özgü bir yeteneği olduğunu düşündü. Kimisinin sesi güzeldi, kimisinin hızı, kimisininse sabrı. Pırpır ise her sabah yeni bir iş bulup ormanın küçük ihtiyaçlarını gidermeye devam etti. Gece olunca Gümüş, Minik ve Sümükçük etrafında toplanıp birbirlerine günün hikâyelerini anlatırlardı; Pırpır da artık bu hikâyelerin baş kahramanıydı.

Öğrendikleri

  • Bir zorluk, farklı bir yeteneğin kapısını açabilir.
  • Bazı iyilikler uçmayı değil, bakmayı, dinlemeyi ve birlikte çalışmayı gerektirir.
  • Her canlı, küçük veya büyük, bir topluluğun parçasıdır ve değeri vardır.

Pırpır geceleri arada sırada kısa kısa uçtuğu, gündüzleri ise yerdeki işleri yürüttüğü için mutluydu. Kanadı kırılmış bir sivrisinek masalı, ormanda yaşayan herkese farklılıkların nasıl güç yaratabileceğini gösterdi. Sazlıkların arasından esen rüzgâr hâlâ aynıydı; sadece şimdi Pırpır da o rüzgârın bir parçasıydı, ister yerden ister gökyüzünden olsun.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu