Gümüş Ayakkabı ve Çocuk Masalı

Bir varmış bir yokmuş
Küçük bir köyde Elif adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Elif, her gün ormanın kenarındaki patikadan geçer, kuşları dinler ve çiçekleri sayarmış. Bir sabah, çamların altında parıldayan küçük bir nesne görmüş. Eğilmiş, eline almış ve bunun ince işlemeli, parlak bir ayakkabı olduğunu fark etmiş. Ayakkabı gümüş rengindeymiş ve üstünde minik yıldız desenleri varmış.
Gümüş ayakkabının sırrı
Elif, ayakkabıyı cebine koymuş ve evine koşmuş. Annesi ayakkabıyı görünce gülümsemiş ama bunu kimseye söylememesini tembihlemiş. Çünkü yaşlı köy terzisi, köyde yıllardır anlatılan bir masaldan bahsetmiş: “Gümüş ayakkabı, sahibine cesaret verirmiş; ama yanlış ellerde kaybolurmuş.” Elif merak etmiş. Ayakkabının sadece küçük bir sağ ayakkabı olduğunu, solunun kayıp olduğunu düşünmüş.
Yeni arkadaşlar
Ertesi gün Elif, ayakkabıyı giymiş gibi hissetmiş; omuzlarına hafif bir sıcaklık çökmüş ve yürüyüşü daha hafifmiş. Ormanda gezerken bir sincabı, bir kaplumbağayı ve usulca çalının arkasında saklanan minik bir baykuşu görmüş. Hepsi Elif’e yaklaşmış, sanki ayakkabının verdiği güvenle konuşuyorlarmış gibi onunla arkadaş olmuşlar.
Kaybolan köy çanının öyküsü
Köy meydanındaki eski çan bir gece ansızın susmuş. Köylüler yeni hasat zamanında çanı çalamayınca üzülmüşler. Çanın sesi, toplandıkları zamanları, dayanışmayı hatırlatırmış. Elif, gümüş ayakkabının ona verdiği cesaretle çanı bulmaya karar vermiş. Yanına yakın arkadaşlarını, sincabı, kaplumbağayı ve baykuşu da almış.
İz sürme
Hayvanlar ve Elif, çanın sesi yerine günün sabah esintisini dinleyerek iz sürmüşler. Bir iz, ormanın en derin kısmına, eski bir kayanın yanına çıkmış. Orada küçük bir mağara girişi varmış. İçeriye bakınca, çanın orada olmadığı ama eski bir ip parçası ve ayakkabının eşini arayabileceğine dair bir parça kağıt bulmuşlar. Kağıtta şöyle yazıyormuş: “Gerçek cesaret, paylaşınca büyür.”
Paylaşmanın gücü
Elif, yalnız başına hareket etmenin doğru olmadığını düşünmüş. Köydeki herkesi toplamak için koşmuş. Çocuklar, yaşlılar, terzi, fırıncı ve çiftçiler hepsi ormana gelmiş. Birlikte mağarayı aramışlar ve sonunda çanın yerini gösteren daha büyük bir ip izine ulaşmışlar. İp, çanı taşımaya çalışırken yorulan eski bir ahşap kırığın içine dolanmış. Hep beraber çalışıp ipi çözmüşler ve çanı yerine asmışlar. Köy meydanı yeniden çınlamış.
Gümüş ayakkabının gerçek anlamı
Çanı eski yerine koyduktan sonra Elif, ayakkabının eşini bulmayı başaramamış ama artık buna ihtiyaç duymadığını anlamış. Ayakkabının ona verdiği cesaret, başkalarıyla birlikte hareket ettiğinde daha güçlü hale gelmiş. Köylüler Elif’i ve küçük arkadaşlarını övmüş; ama Elif en çok birlikte başarmanın verdiği mutluluğu sevmiş.
Masalın küçük dersi
O günden sonra köy halkı, sorun çıktığında birbirine yardım etmeyi, küçükleri dinlemeyi ve kimsenin yalnız bırakılmamasını öğrenmiş. Elif de bazen ormanda yürürken gümüş ayakkabıyı cebinde taşırmış; hatırlatması olsun diye: cesaret paylaşılınca büyür ve her parça bir araya gelince eksikler tamamlanırmış.
Ve köyün çocukları gece uyumadan önce yıldızlara bakıp birbirlerine küçük iyilik hikâyeleri anlatır olmuşlar. Böylece hem cesaretleri hem de merhametleri büyümüş.





gece 1 sularında bebeğime okuduğum bilmem kaçıncı masal zeynebim de zeynebim