Dünya Masalları

Dünyanın Dört Yanından Gelen Mavi Tüy

Uzak ülkelerin birbirine masal anlattığı Eski Köprüler Şehri’nde, her sabah başka bir dilde şarkı söylenirdi. Kimi çocuklar ince, neşeli kelimelerle selamlaşır; kimileri ellerini kalplerine götürerek iyi dileklerini anlatırdı. Şehirde yaşayan on yaşındaki Nevra ise bütün bu dilleri merak eder, her kelimenin içinde saklı küçük bir gülümseme olduğuna inanırdı.

Bir gün, şehrin ortasındaki Saatli Meydan’da büyük bir duyuru yapıldı. Dünyanın dört yanından gelen çocuklar, Barış Şenliği’nde kendi ülkelerinden bir masal anlatacaktı. Fakat şenliğin açılışında kullanılacak özel çan ortadan kaybolmuştu. Bu çan çalmadan hiçbir masal başlayamazdı.

Nevra, meydanın taşları arasında parlayan mavi bir tüy buldu. Tüyün üzerinde, daha önce hiç görmediği gümüş renkli işaretler vardı. İşaretler bir anda ışıldadı ve tüy havalanarak kuzeye doğru süzüldü. Nevra, tüyü izlerken farklı ülkelerden gelen üç çocukla karşılaştı: Hindistan’dan baharat kokulu mendil taşıyan Amira, Peru’dan renkli iplerle örülmüş bir bileklik takan Tavi ve Fas’tan küçük bir seramik kuş getiren Selim.

Çocuklar birbirlerinin söylediklerini tam anlayamıyordu. Amira hızlı hızlı konuşuyor, Tavi elleriyle dağları ve güneşi anlatıyor, Selim ise çantasındaki kuşu göstererek bir şeyler açıklamaya çalışıyordu. Nevra onların yüzlerine bakınca hepsinin aynı şeyi merak ettiğini fark etti: Mavi tüy nereye gidiyordu?

Tüy, onları şehrin dışındaki Eski Diller Bahçesi’ne götürdü. Bahçede dünyanın dört yanından getirilmiş ağaçlar büyüyordu. Hint inciri, And dağlarının minik çamı, Atlas sediri ve Anadolu’nun akasyası yan yana duruyordu. Tam ortada ise dalları gökyüzüne uzanan yaşlı bir çınar vardı. Çınarın gövdesinde boş bir yuva bulunuyordu.

Nevra yuvaya yaklaşınca çınar derin bir hışırtıyla konuştu:

“Barış çanı, tek bir dilin değil, birbirini dinleyen kalplerin sesini bekler.”

Çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Çanın nerede olduğunu öğrenmek için her biri kendi ülkesinden getirdiği en değerli şeyi çınarın önüne bıraktı. Amira mendilini, Tavi renkli bilekliğini, Selim seramik kuşunu, Nevra ise dedesinden kalan küçük pusulayı sundu. Fakat hiçbir şey olmadı.

O sırada bahçenin kenarından yaşlı bir bahçıvan geldi. Çocukların hediyelerine baktı ve gülümsedi.

“Değerli olanı vermek kolay değildir,” dedi. “Ama bazen en değerli armağan bir eşyayı değil, bir duyguyu paylaşmaktır.”

Çocuklar bunun üzerine eşyalarını geri aldılar. Amira, arkadaşlarına ülkesinde misafire neden tatlı ikram edildiğini anlattı. Tavi, dağlarda kaybolan bir yolcunun nasıl yardımla evine ulaştığını mimikleriyle gösterdi. Selim, seramik kuşunu avuçlarına alıp kuşların uzak yerlere umut taşıdığına dair bir ezgi mırıldandı. Nevra da pusulasının yalnızca yön göstermediğini, kararsız kalanlara cesaret verdiğini söyledi.

Birbirlerini dikkatle dinledikçe mavi tüy yeniden yükseldi. Gümüş işaretler dört çocuğun anlattığı güzel duyguları birer ışığa dönüştürdü: ikram, yardım, umut ve cesaret. Işıklar birleşince bahçenin uzak köşesindeki taş bir kuyudan berrak bir çan sesi yükseldi. Çan, toprağın altında saklanmıştı; fakat onu ortaya çıkaran çocukların ortak anlayışıydı.

Çocuklar çanı birlikte Saatli Meydan’a taşıdılar. Şenlik başladığında önce Amira, sonra Tavi, Selim ve Nevra masallarını anlattı. Diller farklıydı ama her masalın içinde paylaşmak, dinlemek ve iyilik yapmak vardı. İnsanlar anlamadıkları cümlelerde bile yüzlerdeki sevinci gördü. Çocuklar her alkışta başka bir dilin güzelliğini keşfetti.

Şenliğin sonunda mavi tüy, çanın üzerine kondu ve dört renkte parladı. O günden sonra Eski Köprüler Şehri’nde “dünya masalları” geceleri düzenlenmeye başladı. Her çocuk, kendi dilinde bir hikâye anlatıyor; sonra başka bir çocuğun masalını sessizce dinliyordu.

Nevra, dünyanın uzak yerlerinde yaşayan insanların bazen farklı kelimeler kullandığını, fakat iyilik söylemek için aynı kalbe ihtiyaç duyduğunu öğrendi. Mavi tüy ise her yıl yeni bir çocuğun omzuna konarak dostluğun yolunu göstermeyi sürdürdü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu