Büyüklerinin Sözü Dinlemeyen Küçük Devin Başına Gelenler

Küçük Devin’in Macerası
Köyün kenarında, ağaçların gölgesinde yaşayan küçük bir dev vardı. Boyu diğer devlere göre daha kısaydı; sevimli, meraklı ve oyun oynamayı çok severdi. Büyüklere hep saygı gösterir, ama yeni şeyler keşfetme isteği bazen söz dinlemesini zorlaştırırdı.
Bir gün sabah olunca büyükler, ona uyarıda bulundu: “İnce Köprü’den uzak dur. Orası senin gibi birinin ağırlığını taşıyamaz.” Köydeki herkes İnce Köprü’nün ne kadar hassas olduğunu bilir; her adımda titrer, taşları birbirine bağlı tutan sarmaşıklar eskimişti. Ama küçük dev, koca ayaklarının kırılabileceğine inanmak istemedi. “Bir köprü değil canım,” dedi kendi kendine. “Benim adımlarım yumuşaktır.”
Meraktan ve biraz da gösteriş yapmak isteğinden, kimse onu görmeden köye doğru indi. İnce Köprü’ye geldiğinde durdu, derin bir nefes aldı ve zıpladı. İlk adımı attığında köprünün bir ucu hafifçe çöktü; ama küçük dev durmadı. İkinci adımda tahta bir parça kırıldı. O sırada köyün su değirmeni için suyun akışı değişti ve değirmenci, şaşkın gözlerle suyun yön değiştiğini gördü.
Köprü çökmek üzereydi; hemen koşup geri dönmek istese de, ayakları halatların arasına takılmıştı. Üstelik o andaki hareketiyle bir sopayı devirdi; sopanın düşmesiyle köprünün diğer ucu tamamen koptu. Küçük dev titreyerek olduğu yerde kaldı. Köprünün kırılması, köy yolunu ve değirmenin su yolunu tıkamıştı. İnsanlar ve diğer devler panikledi, tarlalar susuz kalabilirdi.
Köyün büyükleri sinirlenmediği kadar üzülmüştü. Olayı gören yaşlı komşu, küçük devin yanına geldi ve sakin bir sesle konuştu: “Sana kaç kez söyledik? Uyarılarımız seni korumak içindi.” Küçük dev utanmıştı; hem korkmuş hem de yaptığı hatanın büyüklüğünü yeni yeni anlamaya başlamıştı.
Ancak büyüklerin sözleri sadece azar değildi. Hep birlikte, köprüyü tamir etmek ve su yolunu açmak için plan yaptılar. Küçük dev en başta sadece izlemek istemişti ama yaşlı değirmenci ona bakıp, “Gel, yardım et. Hatalar düzeltilebilirse, doğru olanı yaptığın zaman insanlara iyilik yapmış olursun,” dedi. İşte o söz küçük devin içine işledi.
Herkes bir görev aldı: bazıları sarmaşıkları toparladı, bazıları kırık tahtaları yerine koydu. Küçük dev ise en ağır taşları yerinden oynatıp taş duvarları yeniden ördü; kırdığı köprünün parçalarını toplayıp, yeni bir destek yaptı. İlk başta işleri aceleyle düzeltmeye çalışırken tekrar hata yaptı ama bu sefer büyükler yanındaydı, sabırla gösterdiler, birlikte yeniden denediler.
Çabalar birkaç gün sürdü. Küçük dev, her gün daha dikkatli oldu; artık acele etmiyor, önce dinliyor, sonra soruyordu. Köprü yeniden sağlam olduğunda köylüler küçük deve teşekkür etti. Değirmencinin öğüdü kulaklarında çınlıyordu: “Dinlemek, sadece kısıtlama değil; seni beklenmedik zararlardan korur.”
O günden sonra küçük devin merakı bitmedi ama değişti. Büyüklerinin sözlerini önemsiyor, önce neden söylediklerini anlamaya çalışıyor, sonra kendi kararını veriyordu. Hatalar yapmaya devam etti elbette; ama artık hatalarını düzeltmeyi ve başkalarıyla iş birliği yapmayı öğrenmişti.
- Küçük dev, uyarıların arkasında bir neden olduğunu anladı.
- Sorumluluk almak, yapılan hataları düzeltmenin en doğru yolu oldu.
- Dinlemek, cesaretsizlik değil; bilgelik işareti olabilir.
Köy artık daha dikkatliydi; köprü sağlamdı ve küçük dev de büyüdükçe öğrendiklerini başkalarına anlatmayı sürdürdü. Herkesin hatalar yapabileceğini, ama önemli olanın o hatalardan öğrenmek olduğunu görmüşlerdi. Böylece İnce Köprü, hem kırılganlığın hem de dayanışmanın küçük bir sembolü oldu.




