6 Yaş MasallarıMasallar

Açmayan Çiçeğin Masalı

Bir bahçede küçük bir sır

Eski bir bahçenin en köşesinde, taşların arasından çıkan küçük bir saksı duruyordu. Her gün güneş vurur, yağmur yağar, rüzgâr hafif hafif eserdi. Saksının içinde bir sürü yeşil yaprak vardı ama ortada büyük, rengârenk bir çiçek yoktu. Bahçedeki diğer çiçekler her sabah açar, arılara ve kelebeklere yer verirken bu saksıdaki çiçek bir türlü açmazdı.

Meraklı çocuk

Günlerden bir gün, sokakta oynayan küçük Lina bahçeye uğradı. Saksıya baktı ve sordu: “Neden hiç açmıyorsun?” Yapraklar hafif bir titreyişle cevap verdi: “Sabır, sabır…” Lina sabırlı olmayı bilmediğini düşünmedi ama çiçeği merak etti. Her gün gelir, toprağı kontrol eder, suyunu bir parça verir, konuşur ve şarkı mırıldanırdı.

Komşuların fikirleri

Bahçedeki diğer çiçekler farklı fikirler sundu. Güller dedi ki: “Belki güneş yetmiyordur.” Menekşeler fısıldadı: “Belki toprağı özel bir şey bekliyordur.” Kırlangıçlar gökyüzünden bakıp: “Belki de rüzgâr doğru zaman gelene kadar beklemesini söylüyordur.” Herkes kendi bildiğini anlattı ama kimse kesin olarak bilmiyordu.

Lina’nın kararı

Lina, bir büyücü olmadığını ama çiçeğe yardım edebileceğini anladı. Onu zorlamak yerine anlamaya çalıştı. Sabah erken kalktı, saksının yanına oturdu ve sessizce bekledi. Yaprakların arasından minik bir nefes aldı; sanki çiçek söylemek istiyor ama kelimeleri yoktu. Lina ona yalnız olmadığını hissettirmek için masallar anlattı, en sevdiği kurabiye tarifini fısıldadı, hatta küçük bir kâğıttan kuş yaptı ve dalına asarak şarkı söyledi.

Günler geçti

Zaman akıp geçti. Lina’nın ilgisi her gün biraz daha büyüdü. Bahçedeki diğer bitkiler de ona katıldı; arada komik bir şarkı, bazen bir rüzgâr oyunu, bazen de sakin bir sohbet yaptılar. Lina, çiçeğin açmamasının eksiklik değil, farklılık olduğunu anlamaya başladı. Her canlının kendine özgü bir zamanı ve yolu vardı.

Bir sabah değişen hava

Bir sabah herkes alışılmışın dışında bir sessizlikle uyandı. Gökyüzü parlak, hava tatlıydı. Lina saksıya koştu ve yaprakların arasından küçük, henüz tam açmamış bir tomurcuk gördü. Tomurcuk ağır ağır gerildi, tıpkı yeni bir kitabın ilk sayfasını açması gibi. Çevredeki bitkiler nefesini tuttu; kuşlar alçakta hafifçe cıvıldadı. Tomurcuk, zamanla ve sevgiyle büyüdü, rengârenk ama sakin bir çiçek oldu — ne çılgınca açılan güller gibi ne de hemen solan bir tür; kendi temposunda, kendi güzelliğinde açtı.

Öğrenilen ders

O gün Lina anladı ki her şey aynı şekilde olmak zorunda değildi. Bazı çiçekler erken açar, bazıları geç; bazıları parlak, bazıları ise sakin bir parlaklığa sahiptir. En önemlisi, her canlının kendi zamanında, kendi koşulunda gelişmesine saygı göstermektir. Bahçedeki diğer bitkiler de öğrenmişti: merak ve sabır, zorlamaktan daha çok işe yarıyordu.

Masalın kapanışı

Lina, her sabah çiçeğe selam verip şarkılar söylemeye devam etti. Çiçek bazen kapalı kaldı, bazen açtı, ama Lina artık buna üzülmüyordu. Çünkü birlikte vakit geçirmek, dinlemek ve beklemek onları daha da yakınlaştırmıştı. Bahçe, farklılıkların ve sabrın buluştuğu bir yer olmuştu.

  • Sabır bazen en iyi yardımcıdır.
  • Herkesin kendi zamanı vardır.
  • Dikkatle dinlemek, anlamaya açar.

Gün batarken Lina bahçeyi terk ettiğinde, arkada hafifçe sallanan bir çiçek ve rüzgârla fısıldayan yapraklar kaldı. Onlar bilirdi ki her yeni gün, yeni bir sürpriz getirir; bazen bir çiçeğin açışı, bazen de sessizce kalmayı öğrenmenin verdiği huzur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu