Yalnız Karga Masalı

Masal Zamanı
Ufak bir tepenin üstünde, çok ince sesli bir rüzgâr eserdi. Rüzgârin sesiyle ağaçların yaprakları hafifçe sallanırdı. Tepede yalnız bir karga yaşardı. Sabahları erkenden uyanır. Gökyüzüne bakar. Kendi gagasını izlerdi.
Diğer kuşlar sürülerle uçar, ağaç dallarında konuşur, oyun oynarlardı. Karga ise tek başına otururdu. Yalnızlık bazen canını sıkardı. Bazen de onu meraklı yapardı. ‘‘Acaba kim benimle oynar?” diye düşünür, sonra gagasını temizlemeye başlardı.
Deneme ve Hata
Bir gün karga aşağı indi. Çayırlarda gezindi. İlk gördüğü sincaptı. Sincap fındık topluyordu.
“Merhaba,” dedi karga. “Benimle oynar mısın?”
Sincap başını salladı. “Şu an fındık topluyorum. Sonra gelebilirim.”
Karga bekledi. Sincap işi bitince gitti. Karga yalnız kaldı.
Sonra tavşana rastladı. Tavşan hızlı koşuyordu. “Benimle oynar mısın?” diye sordu karga.
Tavşan durdu. “Ben bir oyun biliyorum ama çok hızlıyım. Seni bekleyemem.”
Karga yine yalnız kaldı. Biraz üzüldü. Biraz açtı kanatlarını. Uçmak istedi ama rüzgâr ona yalnızlığı hatırlattı.
Yumuşak Bir Fikir
Karga durdu. Düşündü. Yalnız kalmayı istemiyordu ama bir anda herkesin onunla oynamasını beklemek yanlış geliyordu. O zaman küçük bir fikir aklına geldi. Eğer bir şey paylaşırsa, belki arkadaşları gelir diye düşündü.
Evinden bir parça ekmek aldı. Ekmeği küçük küçük parçaladı. Daha sonra çayıra geri döndü. Ekmeği açık bir taşın üstüne koydu. Kendisi ağaca tünedi. Beklemeye başladı.
İlk gelen sincap oldu. Sincap ekmek parçasına baktı. “Bu müthiş!” dedi. “Sen de yiyecek ister misin?”
Karga kanat çırptı. “Hayır, ben paylaştım. Sen ye.”
Sincap mutlu oldu. Sincapla karga yan yana oturdu. İkisi küçük sohbetler etti. Karga gülümsedi. Yalnızlık biraz geride kaldı.
Tavşan da geldi. Tavşan hızlı adımlarla taşın yanına oturdu. “Ben de yer miyim?” dedi.
“Tabii,” dedi karga. “Hep beraber yiyelim.”
Yeni Oyunlar
Birkaç kuş da uçup geldi. Hepsi küçük ekmek parçaları aldı. Karga onlara hikâyelerini anlattı. ‘‘Ben yalnızdım ama paylaştım. Sonra siz geldiniz. Şimdi beraberiz,’’ dedi.
Hayvanlar birlikte küçük oyunlar buldular. Saklambaç oynadılar. Sincap ağaçların arkasına saklandı. Tavşan çimenlerin arasında zıpladı. Kuşlar yukarı uçup indiler. Karga, daha önce bilmediği bir şey öğrendi: Paylaşmak arkadaşlığı kolaylaştırırdı.
Oyunlar oynanırken karga biraz daha cesur oldu. Başka şeyler denemek istedi. Birkaç güzel taş topladı. Onları dostlarına hediye etti. Herkes hediyeleri sevdi. Karga da hediyeler almanın ne kadar güzel olduğunu keşfetti.
Kalp Sıcaklığı
Akşam olunca herkes evine döndü. Karga ağacına tünedi. Yıldızlar gökyüzünde parlıyordu. O günün sessizliğinde karga bir daha yalnız hissetmedi. İçinde bir sıcaklık vardı. Yeni arkadaşlarının sesi uzaktan geliyordu.
Ertesi sabah karga yeniden çayıra indi. Bu sefer yalnız değildi. Sincap, tavşan ve birkaç kuş onu bekliyordu. Hep birlikte yeni oyunlar kurdular. Bazı günler sadece sohbet ettiler. Bazı günler birlikte yiyecek aradılar. Her gün bir öncekinden biraz daha neşeliydi.
Karga zamanla anladı ki, herkes bazen yalnız kalır. Önemli olan, korkup saklanmak değil; paylaşmak, davet etmek ve cesaretle sosyalleşmekti. Küçük bir adım, büyük bir dostluk getirebilirdi.
Ve akşam olduğunda, karga dalgaların gibi gelen rüzgârı dinlerken bir daha yalnız hissetmedi. Çünkü birden fazla ses, tek bir kalbi ısıtabiliyordu.
Gün bittiğinde yıldızlar altında herkes sessizce uyudu. Sabah yeniden güleceklerdi.




