10 Yaş MasallarıMasallar

Altın Balta Masalı

Ormanın Sırrı

Başlangıç

Karanlık bir geceden sonra köyün yanında uzanan ormanda güneş ilk defa cesurca doğmuş gibiydi. Kaan, sabahın serinliğinde evlerinin arkasındaki patikadan yürürken bir fırtınanın ardında neler bıraktığını merak ediyordu. Yollar taş ve dallarla kaplıydı; en dikkat çekeni ise toprağın biraz daha derin kazılmış gibi durduğu bir çukurdu.

Altın Parça

Kaan dikkatlice eğilip çukuru eşeledi. Eline sert ve soğuk bir şey çarptı: parlak, sarımtıl bir parça. Daha derine uzandığında, sapı ağacın dalı gibi oyulmuş, ucu çok sağlam bir balta kemiğiyle birleşiyordu. Balta başı öyle parlaktı ki yüzünde kendi yüzünü görebiliyordu.

Bu alet sıradan bir balta değildi; hafifçe salladığında küçük bir uğultu duyuluyordu. Kaan onu alıp köye götürdü. Herkes buluştuğunda, balta göz kamaştırdı ve insanlar merakla bakındı. “Altın bir balta olmuş,” dedi komşulardan biri; “Bunu saklamak gerek,” diyenler oldu. Başka bir ses ise nasıl geldiğini sordu: “Belki orman bir armağandır, belki de bir uyarı.”

Seçim

Kaan, balta konusunda karar vermeye çalışırken aklına babasının öğütleri geldi: “Eşyalar insanı göstermez, davranışlar gösterir. Bulduğunu saklamak veya birine zarar vermek kolaydır; önemli olan ne yapacağına cesaretle karar vermektir.”

Kaan altın baltayı saklamayı düşündü ama sonra ormandaki yaşlı çınarın yakınında tek başına yaşayan kadını düşündü. O kadın ormana iyi bakar, yaralı kuşlara ilaç yapar, köyün çocuklarına hikâyeler anlatırdı. Kaan baltayı ona götürdü ve bulduğunu anlattı.

Ormanın Sözü

Yaşlı kadın baltayı görünce yüzünde önce bir şaşkınlık, sonra bir hüzün belirdi. “Bu, ormanın eski bir eşyası,” dedi. “Uzak zamanlarda, insanlar ve orman arasında bir anlaşma vardı. Bu alet, ormana zarar verene değil, doğayı koruyana yardım eder. Eğer bu baltayı sadece çıkar için kullanırsan, ormanla arasını bozar; ama onu akıllıca kullanırsan, orman sana yardım eder.”

Kaan ne yapması gerektiğini düşündü. Baltayı kullanıp odun satmak cazipti; köyün işleri de zorlanıyordu. Ancak aklına küçük bir fikir geldi: Baltayı herkese gösterip birlikte karar vereceklerdi. Ertesi sabah köy meydanında toplandılar.

Birlikte Karar

Köylüler tartıştı; bazıları balta ile para kazanmayı önerdi, bazıları ise baltanın tehlikeli olabileceğini söyledi. Sonunda Kaan, şöyle dedi: “Bu balta sadece bir kişiye ait olamaz. Eğer ormana iyi bakarsak, o da bize yardım eder. Baltayı köyün ortak kullanımına verelim. Herkes gerektiğinde, ihtiyaç sahipleri için, ormandan odun alırken kullansın. Ama kurallar olmalı: ağaçları kökünden kesmeyeceğiz, genç fideleri koruyacağız.”

Herkes kabul etti. Kurallar yazıldı, nöbet listesi oluşturuldu. Baltayı alan herkes önce ormanla konuştu; yani ağaçlara ve hayvanlara saygı gösterilmesi gerektiğini anımsadı. İlginç bir şekilde, o günden sonra ağaçların yaprakları daha canlı göründü, kuşların sesi daha parlak geliyordu.

Ödül

Birkaç ay sonra kurak bir dönem başladı. Su kuyuları çekildi, tarlalar kurudu. Köylüler umutsuzluğa kapılmışken, bir gece gökyüzünde hafif bir ışık belirdi. Ertesi sabah yağmur başladı; yağmurın gelişiyle birlikte toprak canlandı. Köylüler şaşkındı ama yaşlı kadın gülümsedi: “Doğaya saygı gösterdiğinizde, doğa da size yanıt verir.”

Son

Kaan o günden sonra ormana her zaman saygı gösterdi. Altın balta hâlâ köyün ortak aracıdır; bazen ağır bir odunu keser, bazen genç fidanların etrafını temizler. Önemli olan, altının parlaklığı değil, kişinin seçimleriydi. Köy, paylaşmayı ve doğaya saygıyı öğrenmiş; ormanla birlikte büyümeyi tercih etmişti.

Her masal gibi bu da kulaktan kulağa anlatıldı. Ama en çok hatırlanan şey, bir çocuğun küçük bir cesaretle doğru olanı seçmesiydi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu