Fısıldayan Ormanın Güçlü Aslanı Masalı

Fısıldayan Ormanda Bir Sabah
Ormanın yaprakları sabah güneşiyle titriyordu. Rüzgâr hafifçe esti. Yapraklar birbirine fısıldadı: “Uyan, uyan…”
Yerde küçük patiler yürüdü. Bu patiler, yepyeni bir aslan yavrusunundu. Yavru sıcak ve meraklıydı. Gözleri parlaktı. Kulakları küçük sesleri yakalıyordu.
O gün orman farklıydı. Kuşlar daha neşeyle ötüyordu. Dereden su şırıldıyordu. Ağaçların gölgesinde gölgeler oynuyordu. Her şey hafifçe fısıldıyordu: “Hoş geldin, hoş geldin…”
Yavrunun Adımı
Yavru adım adım ilerledi. Ayakları yumuşaktı. Kimi zaman durup etrafa baktı. Kimi zaman burnunu havaya kaldırdı. Kimi zaman da küçük bir kükreme denedi. Kükremesi tatlıydı. Ses, ormanda nazikçe yayıldı.
Bir sincap dallardan atladı. “Merhaba,” dedi sincap. “Bugün oynar mıyız?”
Yavru başını salladı. “Evet,” dedi sessizce. İkisi birlikte koştular. Dalların üstünde hopladılar. Yapraklar etrafa düştü. Rüzgâr onları güldürdü.
Güç Nedir?
Ormanın yaşlı kaplumbağası yavaşça yakınlaştı. “Güç ne demek biliyor musun?” diye sordu. Yavru düşünceli oldu. “Büyük ses mi? Büyük ayak mı?” diye sordu yavru.
Kaplumbağa gülümsedi. “Güç sadece kaslarda değildir. Güç, başkalarına yardımcı olmakta da vardır.”
Tam o anda bir ses duyuldu. Küçük bir tavşan ağacın gövdesinin yanına sıkışmıştı. Korkmuştu. Patileri titriyordu. Yavru koştu. Etrafına baktı. Nasıl yardım edeceğini düşündü.
Yavru derin bir nefes aldı. Kükredi ama nazikçe. Diliyle yaprağı itti. Tavşanın önü açıldı. Tavşan zıpladı ve özgür kaldı. Hepsi rahatladı. “Teşekkür ederim,” dedi tavşan. Yavru gülümsedi. Gücünü iyi kullandığı için mutluydu.
Ormanın Diğer Sesleri
Öğleden sonra güneş ılık bir ışık bıraktı. Ormanda daha pek çok şey oldu. Baykuş gizlice dallara kondu. Kelebekler çiçeklerin üstünde dans etti. Sineklerin vızıltısı, suyun şırıltısı, yaprakların fısıltısı… Hepsi bir melodi gibiydi.
Yavru güçlü olduğunu hissetti. Ama güçlü olmak demek sert olmak demek değildi. Güç, arkadaşlarına sarılmak, korktuğunda elini uzatmak demekti. Güç, paylaşmak ve beklemek demekti.
Akşam yaklaşınca, ormanın ışıkları yumuşadı. Ateşböcekleri parladı. Gökyüzü pembeye ve mora döndü. Yavru ve arkadaşları bir çalı kenarında toplandılar. Hep birlikte hafifçe uykuya daldılar.
Güçlü ama Nazik
Gece olunca rüzgâr tekrar fısıldadı: “İyi geceler, iyi geceler…” Yavru kulaklarını ovuşturdu. Küçük bir purring gibi miyavlama gibi bir ses çıkardı. Arkadaşları gülümsedi.
Yavru uyumadan önce son bir kez düşündü. Bugün birini kurtarmıştı. Bugün koşmuş, oynamış ve paylaşmıştı. Bugün güçlü olmanın ne demek olduğunu hissetmişti.
Güçlü aslan yavrusu yavaşça gözlerini kapattı. Orman sessizleşti. Yapraklar geceyi sarmaladı. Fısıldayan orman yeni güne kadar bekledi. Hepsi huzur içindeydi.
Ve orman, hafifçe, usul usul fısıldadı: “Rüya gör, rüya gör…”




