Göklerden Gelen Prenses Masalı

Masalın Başladığı Gece
Bir zamanlar, yıldızların daha parlak göründüğü bir gecede gökten küçük, parlak bir ışık düştü. Işığın indiği yerde sabah olunca yemyeşil bir çayır vardı. Çayırın ortasında ise güneş tenli, saçları bulut gibi yumuşak bir kız uyuyordu. Köylüler onu görünce çok şaşırdılar; çünkü o ne bir prenses beklenişiydi ne de tanıdık bir yüz.
Göklerden Gelen Prenses
Prenses, uyanınca kendini yıldız tozlarıyla çevrili hissetti. Adını hiç bilmiyordu ama konuştuğunda sesi rüzgârın yapraklara dokunuşu gibi nazikti. Köylüler ona sıcak çorbalar, yün battaniyeler verdiler. Prenses ise sadece gülümsedi ve herkese teşekkür etti. Onun en büyük armağanı ise beraberinde getirdiği küçük bir musluktan kaynaklanan serin, temiz su oldu. Bu su damlası gibi parlayan musluk, dokunduğu her şeyi canlandırıyordu.
Prenses ve Köyün Sırrı
Köyün çocukları, prensesi evlerine götürdü. Okulun avlusunda oynadılar, tarlada yardım ettiler. Ancak kısa zamanda anlaşıldı ki köyün bir sıkıntısı vardı. Uzun zamandır yağmur az yağmış, kuyu suları çekilmişti. Bitkiler solmuş, hayvanlar susuzluktan yorgun düşmüştü. Köylüler ne yapacaklarını bilmiyordu. İşte tam o sırada prensesin saçlarından dökülen yıldız tozu bir şey değiştirdi.
Prenses, göklerden geldiğini anlatmaya çalıştı ama kelimeler bazen yetmez. Oysa yaptığı küçük şeyler çok büyük etkiler yarattı. Sabahları tarlada erkenden belirdi, çocuklarla tohum ekti. Her ektiğinin yanına musluktan bir damla su serpti. Tohumlar hızlıca filizlendi; yapraklar parlak, toprak nemli görünmeye başladı. Köylüler merakla izlediler ve birbirlerine sormadan ellerini taşın altına koydular.
Yardımlaşmanın Gücü
- Prenses, yalnızca su vererek değil, insanlara nasıl birlikte çalışılacağını da gösterdi.
- Komşular sabahları bir araya gelip tarlalara baktılar, sulama kanallarını temizlediler.
- Çocuklar da öğrenmeye hevesliydi; bitkilerin nasıl büyüdüğünü merak ettiler ve sorular sordular.
Bir süre sonra köydeki birlik ve emek, kuruyan kuyuların bir kısmını kendiliğinden doldurmaya başladı. Kuşlar geri geldi, bahçeler renklenip meyve verdi. Herkesin yüzünde bir tebessüm belirdi. Köyün yaşlıları, “Bu sorunu birlikte çözdük” demekten gurur duydular.
Prensesin Hediyesi
Prensesin getirdiği musluk, canlandıran suyu az miktarda veriyordu. O yüzden herkesin dikkatli olması gerekiyordu. Prenses çocuklara suyu paylaşmanın önemini anlattı. Bilgi, su kadar değerliydi; paylaştıkça çoğalırdı. Her aile kendi bahçesinde minik bir çeşme gibi bir düzen kurdu. Musluğun suyunun gerçek gücü, insanların birlikte çalışıp paylaşmayı öğrenmesiyle ortaya çıktı.
Göklerden Öğrenilen Ders
Günlerden bir gün prenses, gökyüzüne bakıp düşünmeye başladı. Onu göğe çağıran bir şey vardı belki de. Köylüler üzülmesin diye kimseyle vedalaşmadı; sabaha doğru, yıldız tozu gibi sessizce yeniden göğe yükseldi. Arkasında ise daha yeşil tarlalar, kalpleri bir araya gelmiş insanlar ve çocukların öğrendiği yeni bir alışkanlık bıraktı.
Prenses gittiğinde köy hala o prensesi bekliyordu; ama bu kez bekleyiş umut doluydu. Çünkü herkes biliyordu ki göklerden değil, insanların içinden de prensesler çıkabilirdi: şefkat, paylaşma ve dayanışma prensesinin içten gelen halleriyle yaşanabilirdi.
Uyku Öncesi Bir Düşünce
Bu masal, küçük ellerin büyük işler başarabileceğini ve bir damla suyun, bir gülümsemenin, bir yardımlaşmanın dünyayı değiştirebileceğini anlatır. Eğer bir gece göğe bakar ve bir yıldız kaydığını görürsen, o yıldız belki de başka bir prensesi, başka bir iyiliği haber veriyordur. Rüyan tatlı, uykun huzurlu olsun.




