Dini HikayelerKıssadan Hisse

Taptığınız Ayağımın Altında

Bir Pedestalın Çöküşü

Kasabanın meydanında herkesin saygı duyduğu, sözleri değer verilen bir adam vardı. Her sabah kalabalık toplanır, onun öğütlerini dinler, davranışlarını örnek alırdı. Zamanla bu saygı, dikkat çekmeden bir tapınmaya dönüştü; insanlar onun ayaklarına kapanıyor, yapacağı her işi kutsal addediyordu.

Genç ve Meraklı

Gençlerden biri olan Emir, bu duruma şaşırıyordu. Herkesin gözlerinde bir parıltı, sözlerinde bir çekim vardı. Emir, o adama olan bağlılığı anlamaya çalıştı ama içten içe bir rahatsızlık hissediyordu. “İyi bir insan olabilir,” diyordu kendi kendine, “ama kusursuz olamaz; hata yapabilir.”

Bir gün kasabaya yeni bir haber geldi: O sayılan kişinin geçmişinden bazı hatıralar ortaya çıkmıştı. İnsanlar şaşkındı; o güne kadar saklanan hikâyeler, zamanla gözlerden uzak kalmış seçimler… Haberin doğruluğu tam olarak belli değildi ama söylenti hızla yayıldı.

Pedestalın Altında

Akşam olunca meydanda oluşan grup küçük bir tartışma başladı. Bazıları hemen inanmaya hazırdı, bazılarıysa inanmamayı seçiyordu. Emir, sessizce kenarda dururken bir çocuk gelip ayağının dibine düştü. Gencecik bir çocuktu; gözleri korkuyla doluydu. “Söyledikleri doğru mu?” diye sordu. Emir ne söyleyeceğini bilemedi.

O gece Emir, uzun uzun düşündü. Övgüyle büyürken göz ardı edilen bir gerçek vardı: İnsan, ister bilge olsun ister lider, tek başına ilâhlaştırılmamalıdır. İnsanın yeri ile Yaratıcı’nın yeri karıştırıldığında, beklentiler kırılmaya mahkûm olur.

Bir Deneme

Ertesi gün Emir, meydanda toplananların karşısına geçti. Ne büyük bir nutuk attı ne de kimseyi küçük düşürdü. Sadece sorular sordu, basit ve samimi.

  • Bizim saygımızın kaynağı nedir?
  • Bir insanın kusurlarını bilmek, ona duyduğumuz sevgiyi azaltmalı mıdır?
  • Güvenimizi hangi temellere dayandırıyoruz?

Sözleri tartışma başlattı; bazıları kızdı, bazıları rahatladı. Birkaç kişi, görmezden geldikleri insanî yanları görmeye başladı. Zamanla meydandaki tartışmalar bir suçlama yerine insanî bir muhasebeye döndü.

Sonrası

O sayılan kişi de sessizliğini bozdu. Kendi hatalarını kabul etti, pişmanlığını dile getirdi. Bu itiraf, sağlanan sabrın ve açık konuşmanın bir sonucu oldu. İnsanlar, bir anda her şeyin bittiğini değil, yeni bir başlangıcın mümkün olabileceğini gördü. Ancak değişen en büyük şey, insanların ona bakış biçimiydi: Artık onu tanrılaştırmıyor, insan olarak kabul ediyorlardı.

Öğrenilenler

  1. İnsanları, kusurlarıyla birlikte görmek cesaret ister.
  2. İlâhlık atfetmek kısa vadede güven sağlar ama uzun vadede kırılma riski taşır.
  3. Adalet ve merhamet, körü körüne itaatten daha sağlam bir toplum temeli oluşturur.

Emir yıllar sonra anlatırken derdi ki: “Bugün kimseye ayak bağı yapmıyoruz; ne birini putlaştırıyoruz ne de herkesi yerin dibine sokuyoruz. Bir insanın hata yapma ihtimalini bilerek, ona hesap sorup aynı zamanda şefkat gösteriyoruz. Bu, hem bireyi hem toplumu korur.”

Kıssadan Hisse

Her tapınma türü, bir süre sonra beklenti yaratır. Beklentiler karşılanmadığında hayal kırıklıkları doğar. Bu yüzden sevgi ve saygı sağlam temeller üzerine kurulmalı; insanları putlaştırmak yerine, onlardan öğrenmeye, eleştiriye ve düzeltmeye açık bir tutum benimsemeliyiz. Böylece ayaklarımızın altında ezilen umutlar yerine, birlikte yürünebilecek yollar inşa ederiz.

Bu öykü, insan ilişkilerinde dengeli ve akılcı duruşun önemini hatırlatır: Saygı değer olana saygı göster, ama onu kutsallaştırma. İnsanlığı ve hatalarıyla kabul etmek, gerçek erdemin başlangıcıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu