Uyku Masalları ve Hikayeleri Oku

Ayın Unuttuğu Ninniyi Bulan Kiraz Ağacı

Gökyüzünün her akşam biraz daha mora boyandığı Ilıcakdere’de, insanlar uykuya dalmadan önce pencerelerini aralar, gecenin serin kokusunu içeri alırlardı. Kasabanın en büyük özelliği, geceleri uzaktan gelen yumuşacık bir ninniydi. Bu ninni duyulunca kediler kıvrılır, kuşlar kanatlarını dinlendirir, çocukların düşleri renkli balonlar gibi yükselirdi.

Bir akşam ninni duyulmadı. Önce kimse önemsemedi. Belki ay bulutların arkasında kalmıştı, belki rüzgâr başka bir yoldan esiyordu. Fakat gece ilerledikçe çocuklar yataklarında dönüp durmaya başladı. Büyükler de pencerelerinden gökyüzüne bakıp esneyerek bekledi. Ilıcakdere, ilk kez sessizliğin içinde uyuyamıyordu.

Kasabanın kıyısında yaşayan Duru, sessizliği dinlemeyi seven meraklı bir çocuktu. Yatağının başucundaki küçük çanına baktı. Çan, ne zaman güzel bir düşünce duyulsa hafifçe çınlardı; ama o gece tek bir ses bile çıkarmadı.

Duru, yün hırkasını giyip bahçeye çıktı. Gökyüzünde yuvarlak ay vardı. Duru başını kaldırıp, “Ninnimizi nereye sakladın?” diye sordu. Ay, gümüş ışığını yere serdi ve ince bir sesle cevap verdi:

“Ninniyi ben saklamadım. Onu taşıyan ezgi, kendine yeni bir yuva arıyor. Belki sabırla dinlersen onu bulabilirsin.”

Ay ışığı, Duru’nun önünde küçük bir yol oluşturdu. Yol, evlerin arasından geçip kasabanın dışındaki eski kiraz ağacına ulaştı. Bu ağaç her bahar çiçek açar, yazın gölgesinde çocukları dinlendirirdi. Ancak o gece dalları çiçeksizdi; yalnızca en üstte tek bir kiraz parlıyordu.

Duru ağacın altına oturdu. Önce aceleyle dinledi. Yaprakların hışırtısını, uzaktaki derenin şıpırtısını ve kendi nefesini birbirinden ayırmaya çalıştı. Hiçbirinde ninniyi bulamadı. Sonra gözlerini kapatıp beklemeye karar verdi.

Bir süre sonra ağaç, “Sabırla dinleyen, en küçük sesi bile duyar,” diye fısıldadı. Duru gülümsedi. Bu sözle birlikte gövdenin içinde ince bir tıkırtı işitti. Tık, tık, tık… Sanki görünmeyen biri, tahta bir kapıya nazikçe vuruyordu.

“İçeride misin?” diye sordu Duru.

“Buradayım,” dedi çok hafif bir ses. “Ben gecelerin unutulmuş ezgisiyim. Yıllardır herkes beni duymaya alıştı. Bu akşam ise insanlar beni beklerken, uykunun kendisini unuttu. Oysa uyku, yalnızca bir sesle değil, sakin bir kalple gelir.”

Duru bunu düşününce, kasabada herkesin ninniyi ararken biraz telaşlandığını fark etti. Belki de ezginin yeniden duyulması için önce kasabanın sakinleşmesi gerekiyordu.

Kiraz ağacı Duru’ya üç küçük görev verdi. İlk olarak Duru, çeşmenin başında aceleyle akan suyun yanına oturup onun ritmini dinledi. Sonra rüzgârın savurduğu kuru yaprakları tek tek toplamak yerine, hepsinin doğal bir daire oluşturmasına izin verdi. Son olarak evine dönüp annesinden bir bardak ılık süt istedi ve onu yudumlarken gün içinde yaşadığı en güzel anı düşündü.

Bu düşünce, kalbinde sıcak bir ışık yaktı. Duru, annesiyle birlikte ekmek yoğurduğu sabahı hatırladı. Hamurun parmaklarının arasında yumuşacık oluşunu, annesinin gülerken gözlerinin nasıl parladığını düşündü. Tam o sırada başucundaki küçük çan, duyulabilecek en tatlı sesle çınladı.

Çanın sesi pencereden dışarı süzüldü. Önce kiraz ağacına, sonra çeşmeye, ardından bütün evlere yayıldı. Ağaçtaki tek kiraz usulca sallandı ve içinden uzun zamandır duyulmayan ninni yükseldi. Ninni, yüksek sesli değildi. Bir annenin saç okşayışı kadar yumuşak, bir battaniyenin sıcaklığı kadar huzurluydu.

Kasabadaki herkes derin bir nefes aldı. Çocukların gözleri ağırlaştı, kediler minderlerine kıvrıldı. Duru da yatağına uzanırken ayın ışığını perde üzerinde gördü. Ay bu kez konuşmadı; yalnızca gülümsedi.

O geceden sonra Ilıcakdere’de insanlar uykuya dalmadan önce birbirlerine günün güzel bir anını anlatmaya başladı. Çünkü öğrendiler ki en güzel uyku masalları ve hikayeleri oku sözleri, insanın içindeki huzurla tamamlanır. Duru’nun küçük çanı ise her gece bir kez çınladı. Bu ses, kasabaya ninniden önce gelen şeyi hatırlattı: Yavaşlamak, gülümsemek ve düşlere yer açmak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu