Komik Masallar

Tersine Öten Horozun Belediye Toplantısı

Çömlekburnu kasabasında herkesin bir işi, her işin de kendine göre bir sesi vardı. Fırıncı hamur yoğururken şapır şupur, demirci çekiç sallarken tangır tungur, kasabanın horozu Gıdak ise sabahları “Akşam oldu!” diye öterdi. Üstelik bunu öyle ciddi bir yüzle yapardı ki kimse onun şaka yaptığını düşünmezdi.

Bir pazartesi günü Gıdak, güneş daha doğmadan çatının tepesine çıktı ve bütün gücüyle bağırdı: “İyi akşamlar, uykucular!” Kasabadaki herkes yataklarından fırladı. Fırıncı Rüstem, gece pijamasıyla dükkânını açtı. Berber Nergis, müşterisi olmadığı hâlde bir karpuzun saçını taramaya çalıştı. Belediye Başkanı Limonata ise makam koltuğunda uyurken gözlerini açıp “Toplantı bitmiş mi?” diye sordu.

Başkan, Gıdak’ın yanına giderek kaşlarını çattı. “Sevgili horoz, sabahları akşam diye ötmen kasabada büyük bir karışıklık çıkarıyor.”

Gıdak göğsünü kabarttı. “Ben de bunun farkındayım,” dedi. “Fakat sesim sabahları çıkmıyor. Akşamları da sabah sesi çıkarıyor. Bence saatler benden şikâyetçi olmalı.”

Başkan Limonata, sorunu çözmek için belediye binasında acil bir toplantı düzenledi. Toplantıya kasabanın saatçisi, fırıncısı, berberi, postacısı ve her konuda fikri bulunan Keçi Karamel katıldı. Karamel, masaya oturur oturmaz başkanın kâğıtlarını yemeye başladı.

“Önce horozun sesini eğitelim,” dedi saatçi Vızır. “Ona sabah sesi, öğle sesi ve akşam sesi öğretiriz.”

“Ben bütün gün aynı sesi çıkarıyorum,” dedi Gıdak. “İsterseniz ona biraz bıyık takabiliriz.”

“Bıyık sesi düzeltmez,” diye karşı çıktı berber Nergis. “Ama horozu çok yakışıklı yapar.”

Herkes horoza bıyık takmayı denedi. Bir bıyık gagasına, biri kanadına, biri de kuyruğuna yapıştı. Gıdak ötmeye çalışınca gagasındaki bıyık burnuna kaçtı. “Aaaakçuu!” diye öyle yüksek bir hapşırdı ki toplantı masasındaki mürekkep şişesi havaya fırladı. Şişe, Başkan Limonata’nın şapkasına kondu. Başkan, şapkasını çıkarıp baktığında başında mürekkepten yapılmış kocaman bir perçem vardı.

Toplantı kahkahaya dönüştü, ama sorun hâlâ çözülmemişti. Bunun üzerine postacı Tıkır, Gıdak’ın boynuna küçük bir zil asmayı önerdi. “Zil çalınca herkes saatin kaç olduğunu anlar.”

Zil takıldı. Gıdak bir adım atınca çın, iki adım atınca çın çın, üç adım atınca çın çın çın diye ses çıkardı. Horoz bundan çok hoşlandı ve kasabada dolaşırken dans etmeye başladı. Fakat zilin ritmine kapılan keçi Karamel de arkasına takıldı. Karamel yürüdükçe zil çalıyor, Gıdak döndükçe Karamel dönüyordu. Bir süre sonra ikisi, belediye meydanında öyle hızlı döndü ki insanlar onları küçük bir döner saat sanmaya başladı.

Başkan Limonata gülmekten konuşamayınca toplantıya son bir öneri geldi. Saatçi Vızır, kasabanın meydanındaki büyük saati Gıdak’a göre ayarlayabileceğini söyledi. “Madem horozumuz tersine ötüyor, biz de saatimizi biraz neşelendirelim.”

Ertesi sabah saat, üç yerine dokuz kez çaldı. Fırıncı Rüstem kahvaltılık simitleri akşam yemeği diye sattı. Berber Nergis, karpuzun saçını sonunda kesti. Çocuklar okul çantalarına oyuncak tabak koydu. Kasaba bir gün boyunca neyin sabah, neyin akşam olduğunu karıştırdı ama kimse bu eğlenceden şikâyet etmedi.

Akşamüstü Gıdak meydana çıktı. Bu kez derin bir nefes aldı ve “Günaydın!” diye öttü. Herkes alkışladı. Gıdak şaşırdı. Çünkü ilk kez sesi doğru çıkmıştı. Meğer bütün gün tersine ötmeye çalışırken gerçek sesini unutmuştu.

Başkan Limonata ona ciddi bir görev vermeye karar verdi: Gıdak artık kasabanın resmi saat duyurucusu olacaktı, ama her duyurunun sonuna bir şaka ekleyecekti. Böylece herkes saati öğrenirken gülümseyecekti.

O günden sonra Gıdak sabahları “Günaydın, uykucular!” diye öttü, akşamları da “İyi geceler, erkenciler!” diye seslendi. Çömlekburnu’nda kimse saatini şaşırmadı; yalnızca Keçi Karamel, her zil sesinde dans etmeyi sürdürdü. Başkan Limonata da mürekkepli perçemini hiç yıkamadı. Çünkü kasabadaki herkes, onun en komik belediye başkanı gibi göründüğünü düşünüyordu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu