Gerçek Hikayeler

Sokağın Unuttuğu Sesler

Bora’nın yaşadığı mahallede her sabah aynı sesler duyulurdu: fırının kepengi açılır, simitçinin bisikleti kaldırım taşlarına hafifçe çarpar, okul servisi köşede kısa bir korna çalardı. Fakat Bora, bu tanıdık seslerin arasından bazılarını artık duyamadığını fark etmişti. Mahallenin eski marangoz dükkânı kapanmış, yıllardır meyve satan Şevket Amca başka bir semte taşınmış, köşedeki küçük saatçi ise tabelasını indirmişti.

Bir gün okulda öğretmeni Nihat Bey, öğrencilerden yaşadıkları çevreyi anlatan bir çalışma hazırlamalarını istedi. Çoğu çocuk parkı, apartmanı ya da sevdiği dükkânı çizeceğini söyledi. Bora ise boş bir sayfa açıp bir süre düşündü. Mahallesindeki insanların anıları da binalar kadar değerliydi. Eğer kimse onları yazmazsa, zamanla hepsi sessizce yok olacaktı.

Akşam eve giderken kırtasiyeye uğradı ve kapakları koyu yeşil bir defter aldı. Defterin ilk sayfasına şu cümleyi yazdı: “Bu sokakta kimlerin sesi kaldı?”

Defterin İlk Sayfaları

Bora önce apartmanlarının giriş katında oturan Emine Hanım’ı ziyaret etti. Emine Hanım, elli yıl önce mahallenin nasıl göründüğünü anlattı. O zamanlar caddenin yanında geniş bir dut ağacı varmış. Çocuklar yaz akşamları ağacın altında oturur, büyükler de komşularıyla birlikte ev yapımı limonata içermiş.

Sonra bakkal İrfan Bey konuştu. Dükkânının ilk açıldığı gün yalnızca üç çeşit şeker sattığını, ilk müşterisinin de okuldan dönen küçük bir kız olduğunu söyledi. Bora, anlatılan her ayrıntıyı dikkatle yazdı. Kimi zaman yaşlıların sözünü kesmemek için defterini dizlerinin üzerinde tutuyor, kimi zaman da duyduğu eski kelimelerin anlamını soruyordu.

Bir hafta içinde defterde on iki kişinin hikâyesi birikti. Fakat Bora, bu anıları nasıl değerlendireceğini bilmiyordu. Defteri öğretmeni Nihat Bey’e gösterdiğinde öğretmeni gülümsedi ve “Bunlar yalnızca senin ödevin değil, mahallenin ortak hatırası,” dedi. “İstersen insanları bir araya getirip anlattıklarını herkesle paylaşabilirsin.”

Eski Durakta Yeni Bir Fikir

Bora’nın aklına, yıllardır kullanılmayan otobüs durağı geldi. Durağın camları temizlenirse burası küçük bir sergi alanına dönüşebilirdi. Ertesi gün arkadaşları Duru, Kerem ve Aslı’dan yardım istedi. Çocuklar önce belediyeye dilekçe yazdılar. Dilekçede durağın temizlenmesini ve mahalle anılarının burada sergilenmesi için izin verilmesini istediler.

Başta bazıları bunun işe yaramayacağını düşündü. Camların kirli, duvarların da afişlerle kaplı olduğunu söylediler. Ancak çocuklar vazgeçmedi. Cumartesi günü eldivenlerini takıp durağın çevresini temizlediler. İrfan Bey eski gazeteleri ayırmaları için karton getirdi. Emine Hanım, dut ağacının siyah beyaz bir fotoğrafını buldu. Şevket Amca ise marangoz dükkânında yaptığı ilk sandalyenin küçük bir çizimini gönderdi.

Bir süre sonra belediyeden iki görevli geldi. Durağın camlarını yenilediler, duvarları boyadılar ve çocukların hazırladığı sayfaları asabilecekleri panolar yerleştirdiler. Bora, defterindeki yazıları büyük harflerle temize çekti. Her sayfanın altına, anlatan kişinin adını ve anının yaklaşık yılını ekledi.

Mahallenin Buluşma Günü

Açılış günü durağın önünde beklenenden çok daha fazla insan toplandı. Çocuklar hazırladıkları yazıları yüksek sesle okudu. Emine Hanım, dut ağacının fotoğrafını görünce yıllar önceki arkadaşlarını hatırladı. İrfan Bey, ilk sattığı şekerlerin artık üretilmediğini anlattı. O gün birbirini yıllardır selamlamakla yetinen komşular, ilk kez uzun uzun sohbet etti.

Bora’nın öğretmeni, etkinliğin sonunda ona teşekkür etti. Bora ise defterini kapatırken bunun yalnızca bir okul çalışması olmadığını anladı. Bir yeri yaşatan şeyin sadece yeni binalar, geniş yollar veya parlak tabelalar olmadığını öğrenmişti. İnsanların birbirini dinlemesi, hatırlaması ve değer vermesi de bir mahallenin geçmişini geleceğe taşıyabilirdi.

Ertesi hafta durağın yanına küçük bir kutu konuldu. Üzerinde “Sokağından bir anı bırak” yazıyordu. Bora artık tek başına yazmıyordu; mahalle sakinleri kendi anılarını getiriyor, çocuklar onları düzenleyip panoya asıyordu. Böylece bir çocuğun yeşil defterinde başlayan çalışma, herkesin katıldığı canlı bir hatıra köşesine dönüştü.

O günden sonra mahallede hiçbir ses kolayca kaybolmadı. Çünkü insanlar, gerçek hikâyelerin anlatıldıkça çoğaldığını ve bir çocuğun dikkatle dinlemesinin kocaman bir değişimin başlangıcı olabileceğini görmüştü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu