Araba Masalları

Sarı Farların Gösterdiği Gizli Yol

Çamlıbel Kasabası’nda yolların her biri bir yere çıkardı: Fırın Sokağı mis gibi ekmek kokan meydana, Söğüt Yolu dere kenarına, Gümüştepe Caddesi ise yıldızları seyretmek için en güzel tepeye uzanırdı. Fakat bir pazartesi sabahı bütün yön levhalarındaki yazılar siliniverdi. Oklar duruyor, renkli tabelalar yerinde asılı kalıyor, ama üzerlerinde tek bir harf bile görünmüyordu.

Kasabanın en meraklı çocuğu Narin, dedesinin tamirhanesine koştu. Orada, yıllardır kimsenin kullanmadığı sarı bir araba duruyordu. Yuvarlak farları, gülümseyen gözlere benziyor; kapısındaki küçük pirinç düğme ise her dokunuşta neşeli bir ses çıkarıyordu.

“Bu arabanın adı Pıtırcık,” dedi Dede Saim. “Bir zamanlar insanlara yollarını buldururdu. Ancak Pıtırcık yalnızca motorla değil, güzel niyetlerle de çalışır.”

Narin hemen direksiyona oturdu. Dedesinin verdiği anahtarı çevirdiğinde araba homurdanmak yerine üç kez nazikçe öttü. Önce sağ farı yandı, sonra sol farı. En sonunda gösterge panelinde küçük bir cümle belirdi: “Gidilecek yol, paylaşılan iyilikle görünür.”

Narin bu sözleri anlamaya çalışırken kasabanın fırıncısı Bayan Lale telaşla yanlarına geldi. Sabah erkenden hazırladığı çörekleri yaşlı komşularına götürecekti, fakat evlerinin yolunu bulamıyordu. Narin onu Pıtırcık’a aldı. Fırıncı kadın, yol boyunca sepetindeki çörekleri koklayan küçük bir köpeğe bir tane ikram etti. O anda arabanın tavanında minicik bir ışık belirdi. Gittikleri sokağın tabelasında “Söğüt Yolu” harfleri yavaşça yeniden göründü.

Bu sırada kasabanın çocukları da Pıtırcık’ın peşine takıldı. Herkes kayıp yolları bulmak istiyordu. Ne var ki bazıları acele ediyor, bazıları da iyiliği sadece kendisi için yapıyordu. Pıtırcık böyle zamanlarda yerinden kıpırdamıyor, farlarını kısarak sessizce bekliyordu.

Narin biraz düşündü. “Belki de araba, kimin en çok istediğine değil, kimin başkasını düşündüğüne bakıyor,” dedi.

Tam o sırada gökyüzü ansızın karardı ve yağmur başladı. Meydandaki küçük kitap arabasının tekeri çamura saplandı. İçinde çocuklara götürülecek masal kitapları vardı. Herkes hedefini unutup kitap arabasını kurtarmaya koyuldu. Narin çamurun önüne taşlar dizdi, fırıncı Bayan Lale uzun bir ip getirdi, çocuklardan Tomris ve Ulaş da tekerleri birlikte çevirdi. Pıtırcık’ın motoru o anda tatlı bir türkü gibi çalıştı. Sarı farlarından çıkan ışık, meydandan gökyüzüne kadar uzanan parlak bir çizgi çizdi.

Çizginin gösterdiği yerde eski bir kavşak vardı. Kasabalılar oraya daha önce hiç dikkat etmemişti. Kavşağın ortasında, üzeri sarmaşıklarla kaplı büyük bir tabela duruyordu. Narin sarmaşıkları aralayınca tabelada şu sözleri okudu: “Birlikte yürüyenler, yolları yeniden adlandırır.”

Herkes eline boya ve fırça aldı. Fırıncı kadın bir sokağa “Paylaşım Yolu”, çocuklar başka bir yola “Neşe Geçidi” adını yazdı. Dede Saim ise meydana “Hatırlama Meydanı” yazan güzel bir tabela astı. Her yeni adla birlikte kasabanın başka bir yönü belirginleşti. Fakat en son, Pıtırcık’ın önündeki yol hâlâ bomboş görünüyordu.

Narin arabanın direksiyonuna hafifçe dokundu. “Senin gideceğin yer neresi?” diye sordu.

Pıtırcık’ın gösterge panelinde tek bir kelime belirdi: “Ev.”

Narin, arabanın yıllardır tamirhanede beklediğini hatırladı. Dedesine baktı ve Pıtırcık’ı yalnızca gezilerde kullanmak yerine, kasabadaki herkese yardım eden bir araba yapmayı önerdi. O günden sonra Pıtırcık her sabah kitapları çocuklara, ekmekleri yaşlılara, fidanları da kasabanın boş tepelerine taşıdı. Onun sarı farları her iyilikte biraz daha parladı.

Yollar kısa sürede yeniden görünür oldu. Üstelik artık herkes tabelaları ezberlemek yerine, gideceği yere nasıl bir kalple yürüdüğünü düşünüyordu. Pıtırcık’ın önündeki yolda da sonunda yeni bir tabela belirdi: “İyiliğin Başladığı Yer.”

Narin o tabelayı görünce gülümsedi. Çünkü bazı yolların haritada değil, insanların birbirine uzattığı yardım elinde açıldığını öğrenmişti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu