11 Yaş Masalları

Kestane Rüzgârının Bıraktığı Harita

On bir yaşındaki Nehir, haritalara bakmayı çok severdi. Ona göre bir harita yalnızca yolları değil, insanların henüz fark etmediği ihtimalleri de gösterirdi. Yaşadığı Ilgıntepe kasabasında herkes aynı sokaklardan yürür, aynı çeşmeden su içer, akşamları da meydandaki büyük kestane ağacının altında otururdu. Fakat Nehir, kasabanın kuzeyindeki yasaklı patikayı ve patikanın sonunda ne bulunduğunu merak ederdi.

Bir sonbahar öğleden sonrası, kestane ağacının yaprakları ansızın havalanıp küçük bir girdap oluşturdu. Girdabın içinden sararmış, kenarları dikişlerle tutturulmuş bir kâğıt çıktı. Kâğıt Nehir’in ayaklarının dibine kondu. Üzerinde kasabanın çevresi çizilmişti; ancak bilinen yolların arasında, kimsenin daha önce görmediği incecik bir çizgi vardı. Çizginin sonunda da şu cümle yazıyordu: “Kaybolan şey, onu aramayı bilenin karşısına çıkar.”

Nehir haritayı dedesi Rauf’a gösterdi. Dedesi uzun süre sessiz kaldıktan sonra çekmecesinden paslı bir pusula çıkardı. Pusulanın ibresi kuzeyi değil, haritadaki çizgiyi gösteriyordu.

“Bu işaret,” dedi Rauf, “çok eskiden kasabamızın ortak ambarına giden yolu anlatır. Büyük bir fırtınadan sonra ambarın yeri unutulmuş. İçinde değerli eşyalar değil, bütün kasabanın anıları saklanırmış.”

Nehir’in gözleri parladı. Ertesi sabah en yakın arkadaşı Efe’yle yola çıkmaya karar verdi. Efe yanında ip, dürbün ve üç elma getirdi. Nehir ise haritayı ve dedesinin pusulasını taşıdı. Patika, böğürtlen çalılarının arasından ilerliyor, sonra yaşlı kavakların bulunduğu bir yamaca ulaşıyordu. Haritadaki çizgi burada ikiye ayrıldı.

“Sağdaki yol daha kısa,” dedi Efe.

“Ama pusula soldaki yolu gösteriyor,” diye karşılık verdi Nehir.

İkisi de bir süre tartıştı. Sonunda Nehir, karar vermeden önce çevreyi dikkatle dinlemeyi önerdi. Soldan hafif bir su sesi, sağdan ise kuru dalların çıtırtısı geliyordu. Su sesini izlemeye başladılar. Bir süre sonra küçük bir derenin kenarında, tekerleği çamura saplanmış bir el arabası gördüler. Arabayı süren kişi, kasabanın fırıncısı Suna Hanım’dı.

Suna Hanım, köyün yukarısındaki yaşlılara ekmek götürmeye çalışıyordu fakat arabayı tek başına çıkaramıyordu. Nehir ve Efe haritayı bir kenara bırakıp yardım ettiler. Üçü birlikte tekerleğin altına düz taşlar yerleştirdi, ipi ağacın gövdesine doladı ve arabayı yavaşça çekti. İşleri bitince Suna Hanım, “Bir şeyi ararken karşınıza çıkan iyiliği görmezden gelmeyin,” dedi. “Bazen doğru yol, beklediğinizden önce başlar.”

Bu sözler Nehir’in aklına takıldı. Haritaya yeniden baktığında, çizginin kenarında daha önce fark etmediği küçük bir nokta gördü. Nokta, yardım ettikleri derenin yanındaydı. Oraya dönüp yosunlarla kaplı bir taşın altını kaldırdılar. Taşın altında, metal bir anahtar ve üzerinde “Paylaşılmayan bilgi, kapalı kapıdır” yazan küçük bir levha duruyordu.

Anahtar, yamacın üstündeki sarmaşıklarla örtülü kapıya uydu. Kapının ardında geniş bir yeraltı ambarı vardı. Raflarda kasabanın eski defterleri, oyuncakları, mektupları ve fotoğrafları duruyordu. Fakat en ortadaki sandık bomboştu. Sandığın kapağında şu soru yazılıydı: “Kasabanızın en önemli hatırası nedir?”

Nehir ve Efe, sandığı değerli bir eşyanın dolduracağını sanmıştı. Sonra Suna Hanım’ın sözlerini hatırladılar. Haritayı, pusulayı ve anahtarı sandığın içine koymadılar; çünkü bunlar yalnızca onlara aitti. Bunun yerine kasabaya dönüp herkesten bir anı istediler. Biri ilk diktiği ağacın hikâyesini, biri kaybettiği dostuyla barışmasını, bir başkası da zor zamanda gördüğü yardımı anlattı.

Kasabalılar anılarını yazıp sandığa bıraktıkça boş sandık dolmaya başladı. Son sayfayı Nehir yazdı: “Bir yolun değeri, sonunda ne bulduğunuzla değil, yolda kimin elinden tuttuğunuzla anlaşılır.”

O günden sonra ambarın kapısı herkese açıldı. Ilgıntepe’de çocuklar eski hikâyeleri okudu, büyükler de onları dinledi. Nehir ise haritayı duvara asmak yerine kasabanın ortak rafına koydu. Çünkü artık biliyordu: Bazı yollar, yalnızca yürüyenlere değil, birbirine yardım edenlere görünür.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu