Masallari oku

Kâğıttan Kanatların Peşindeki Noya

Gölgeliova’nın evleri, akşamları birbirine yaslanan renkli kutulara benzerdi. Kasabanın ortasında, kimsenin neden yapıldığını bilmediği büyük bir taş çember bulunurdu. Çocuklar burada misket oynar, yaşlılar güneşin son ışıklarını izlerdi. Fakat çemberin ortasında duran kuru çeşmeden yıllardır tek damla su akmazdı.

Kasabada Noya adında meraklı bir çocuk yaşardı. Noya, gördüğü her şeyi küçük defterine çizerdi: uyuyan kedilerin bıyıklarını, pazardaki elmaların parıltısını, sabah erkenden yola çıkan karıncaların düzenli sırasını… En çok da gökyüzünde süzülen kâğıtları severdi. Çünkü Gölgeliova’da rüzgâr ne zaman güçlense, bilinmeyen bir yerden kâğıttan kanatlar gelir ve taş çemberin üzerinde dönerek uzaklaşırdı.

Bir gün Noya, kanatlardan birinin çalılıkların arasına düştüğünü gördü. Kâğıt, diğerlerinden farklı olarak bembeyazdı. Üzerinde tek bir cümle yazıyordu: “Beni yerine ulaştırırsan çeşme yeniden konuşacak.”

Noya cümleyi üç kez okudu. Sonra kanadın ucunda çizilmiş minicik bir ok fark etti. Ok, kasabanın dışındaki tepelere yöneliyordu. Noya, annesinden izin aldı; yanına bir elma, küçük bir su şişesi ve defterini koydu. Yola çıkmadan önce komşuları Suna Teyze’ye uğradı. Suna Teyze ona, “Bazen bir yolu bulmak için yalnızca gözlerin değil, kulakların da çalışmalı,” dedi.

Tepeye çıkan patika, ilk başta kolaydı. Ancak biraz sonra üç ayrı yola ayrıldı. Birinci yol çiçek kokuyor, ikinci yol uzaktan zil sesi getiriyor, üçüncü yol ise kuru yapraklarla örtülüyordu. Noya gözlerini kapatıp dinledi. Zil sesinin ritmi düzensizdi; çiçek kokusu ise rüzgârla her yöne dağılıyordu. Kuru yaprakların altından hafif bir su şırıltısı geliyordu. Noya üçüncü yolu seçti.

Yolun sonunda küçük, yuvarlak bir kulübe gördü. Kulübenin kapısında yaşlı bir kaplumbağa oturuyordu. Sırtında, farklı boylarda tahta parçalarından yapılmış bir ev taşıyordu. Kaplumbağa, Noya’nın elindeki kâğıt kanadı görünce başını kaldırdı.

“Onu uzun zamandır bekliyordum,” dedi. “Kasabanızın çeşmesi eskiden yalnız su değil, insanların dileklerini de taşırdı. Fakat yıllar önce herkes yalnızca kendi dileğini söylemeye başlayınca çeşme sustu. Kâğıt kanatlar, kasabanın paylaşılmayı bekleyen dilekleridir.”

Noya, “Peki bu kanadı nereye götürmeliyim?” diye sordu.

Kaplumbağa, kulübenin arkasındaki yamacı gösterdi. Orada rüzgârın çevirdiği büyük bir çark vardı. Çarkın ortasında ince bir yuva bulunuyordu. Noya kanadı yuvaya yerleştirmek istedi, fakat çark çok yüksekti. Parmak uçlarına yükseldi, bir taşın üzerine çıktı, yine de yetişemedi.

Tam o sırada tepeden üç keçi, bir serçe ve meraklı bir tilki geldi. Noya onlara durumu anlattı. Keçiler sağlam bir basamak oluşturdu, tilki kâğıdı dikkatle tuttu, serçe de kanadın ucundaki ipi gagasıyla çekti. Böylece kanat yerine oturdu. Çark dönmeye başladı. Önce yavaşça, sonra neşeli bir hızla…

Çark döndükçe gökyüzüne onlarca kâğıt kanat yükseldi. Her kanadın üzerinde başka bir dilek vardı: “Komşumla barışmak istiyorum.” “Bahçemdeki armutları paylaşmak istiyorum.” “Çocukların oynayacağı bir alan olsun.” Noya, kasabadaki herkesin aslında başkaları için güzel şeyler dilediğini fark etti; yalnızca bu dilekleri söylemeye çekinmişlerdi.

Akşam olduğunda Noya Gölgeliova’ya döndü. Taş çemberin çevresinde bütün kasaba halkı toplanmıştı. Kuru çeşme birden ince bir ses çıkardı. Ardından berrak su, taşların arasından fışkırarak küçük bir havuz oluşturdu. İnsanlar şaşkınlıkla birbirine baktı. İlk olarak fırıncı, sıcak çöreklerini dağıttı. Sonra terzi, çocuklar için renkli bayraklar dikmeyi önerdi. Herkes bir dileğini yüksek sesle paylaştı.

O günden sonra çeşme hiç susmadı. Noya ise defterinin ilk sayfasına şu cümleyi yazdı: “Bir dilek, paylaşıldığında kanatlanır.” Kasabada biri masalları oku diye seslendiğinde çocuklar taş çemberin çevresine toplanır, o günün hikâyesini birbirlerine anlatırlardı. Kâğıt kanatlar da her akşam gökyüzünde süzülür, Gölgeliova’ya iyiliğin en uzak yerlere bile ulaşabileceğini hatırlatırdı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu