4 Yaş Masalları ve Hikayeleri Oku

Kavanozda Saklanan Sabah Kokusu

Güneş, Çıngıraklıdere köyünün çatılarının üzerine altın renkli bir ışık bırakmıştı. Fakat o sabah bir tuhaflık vardı. Ekmekler mis gibi kokmuyor, çiçekler başlarını kaldırmıyor, kuşlar da neşeli şarkılar söylemiyordu. Sanki sabahın güzel kokusu bir yere saklanmıştı.

Köyün kenarındaki küçük yuvada yaşayan Zuzu adlı kirpi, burnunu havaya kaldırdı. Zuzu’nun burnu çok hassastı. Taze ekmeği, yağmurdan sonraki toprağı ve naneli sütü uzaktan bile tanırdı. Ama şimdi burnuna yalnızca boş bir hava geliyordu.

“Sabah kokusu olmadan gün nasıl başlayacak?” diye düşündü Zuzu. Sonra kırmızı atkısını boynuna doladı, cebine iki elma koydu ve köy meydanına gitti. Orada tavşan Tıpış, ördek Mırmır ve keçi Pati üzgün üzgün bekliyordu.

Kokunun İzinde

“Ben sabah kokusunu aramaya gidiyorum,” dedi Zuzu. “İsterseniz birlikte gelebilirsiniz.”

Tıpış hemen çantasını aldı. Mırmır küçük mavi şemsiyesini kanadının altına sıkıştırdı. Pati ise yanında bir sepet taze yonca getirdi. Dört arkadaş önce değirmenin yanındaki dereye baktı. Dere şırıl şırıl akıyor, taşların arasından küçük balıklar geçiyordu. Fakat sabah kokusundan hiç iz yoktu.

Bir süre sonra yaşlı kaplumbağa Nono’ya rastladılar. Nono, yosunlu bir kayanın üzerinde dinleniyordu.

“Kokuyu arıyorsanız, rüzgâra kulak verin,” dedi. “Rüzgâr bazen gözlerin göremediği şeyleri anlatır.”

Arkadaşlar gözlerini kapattı. Rüzgâr, yaprakların arasından yumuşakça geçti. Fısır fısır bir ses duyuldu. Ses, köyün arkasındaki küçük tepeyi gösteriyordu.

Tepeye vardıklarında yerde parlak izler gördüler. İzler, sarı papatyaların arasından kıvrılarak eski bir kulübeye gidiyordu. Kulübenin önünde cam bir kavanoz duruyordu. Kavanozun kapağı kapalıydı ve içinden minicik ışıklar süzülüyordu.

Paylaşınca Açılan Kapak

Zuzu kavanozu dikkatle kokladı. İçeride ekmek, çiçek, ıslak toprak ve sıcak süt kokuları birbirine karışmıştı. Demek sabahın bütün güzel kokuları bu kavanozun içinde saklıydı!

Ancak kapağın üzerinde küçük bir yazı vardı: “Bu kavanoz, yalnızca paylaşmayı bilenlerin yanında açılır.”

Tıpış hemen bir elmasını uzattı. “Bunu hep birlikte yiyelim,” dedi. Mırmır şemsiyesini açıp arkadaşlarının üzerine düşen güneşi gölgeledi. Pati sepetindeki yoncaları dört eşit parçaya ayırdı. Zuzu da cebindeki diğer elmayı küçük bir kuşa verdi. Kuş, sevinçle kanat çırptı.

O anda kavanozun kapağı “tık” diye açıldı. İçinden incecik altın renkli bir koku yükseldi. Koku önce tepeye, sonra ağaçlara, ardından dereye yayıldı. Birkaç nefes içinde bütün köy mis gibi kokmaya başladı.

Ekmekler yeniden fırından çıkmış gibi sıcacık koktu. Çiçekler başlarını güneşe çevirdi. Kuşlar cıvıldayarak gökyüzünde döndü. Köylüler, sabahın geri geldiğini anlayınca meydanda toplandı.

Neşeli Bir Sabah

Zuzu kavanozu köy meydanına getirdi. Köylüler, güzel kokuların yalnızca bir kavanozdan değil, arkadaşların paylaştığı iyiliklerden yayıldığını öğrendi. O günden sonra herkes sabahları bir güzelliğini başkalarıyla paylaşmaya başladı. Kimi sıcak çörek getirdi, kimi çiçek suladı, kimi de uykulu bir komşusuna gülümsedi.

Gün batarken Zuzu yuvasına döndü. Kırmızı atkısını çıkarıp kapının yanına astı. Burnuna hâlâ taze ekmek ve papatya kokusu geliyordu.

O gece Zuzu gülümseyerek uyudu. Çünkü artık biliyordu: En güzel sabah, herkesin elindekini sevgiyle paylaştığı sabahtı. 4 yaş masalları ve hikayeleri oku diyen minik dinleyiciler için bu masal da sıcacık bir gülümsemeyle sona erdi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu