Aile Masalları

Sofranın Altındaki Dördüncü Sandalye

İnci’nin ailesi, kasabanın en eski taş evinde yaşardı. Evin pencereleri sabah güneşini, mutfağı ise her akşam nefis kokuları severdi. Anne Belgin çorba karıştırır, baba Aras ekmek dilimler, dede Sami de sofraya oturmadan önce küçük zilini üç kez çalardı. İnci’nin ağabeyi Tufan ise çoğu zaman aceleyle yemek yer, sonra odasına kapanırdı.

Bir pazartesi akşamı Belgin, sofraya dört tabak koydu. Oysa evde üç kişi ve bir de dede vardı; toplam beş kişiydiler. İnci şaşkınlıkla tabakları sayarken masanın altında daha önce hiç görmediği küçük, yuvarlak bir sandalye fark etti. Sandalyenin sırtında tahta harflerle şu cümle yazıyordu: “Söylenmeyen sözlere yer açar.”

“Bu da nereden çıktı?” diye sordu İnci.

Dede Sami gözlüğünü düzeltti. “Büyükannenin anlattığı eski bir aile masalı vardı,” dedi. “Bir evde insanlar birbirini dinlemeyi unutursa, görünmez bir sandalye belirirmiş. Ama sandalye yalnızca gerçekten paylaşılmak istenen sözleri taşırmış.”

O gece kimse sandalyeye oturmadı. Yine de sandalye hafifçe gıcırdadı. Bir anda odanın içinde ince, sıcak bir ışık dolaştı ve masanın ortasındaki reçel kavanozunun kapağı titredi. Kavanozdan minicik bir kâğıt çıktı. Kâğıtta Tufan’ın el yazısıyla şu sözler vardı: “Ben de bazen yardım etmek istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum.”

Tufan hemen yerinden kalktı. “Ben bunu yazmadım,” dedi. Sonra başını eğip ekledi: “Ama doğru.”

Belgin, oğlunun yanına giderek elini tuttu. “Bunu bilseydik sana daha çok görev verirdik,” dedi gülümseyerek. Tufan ilk kez o akşam sofradan kaçmadı. Çorba kaselerini dağıttı, sonra da dedenin ekmeğini küçük parçalara böldü.

Ertesi sabah sandalye mutfakta, un çuvalının yanında bulundu. Bu kez üstünde İnci’nin adı yazıyordu. İnci sandalyeye oturduğunda cebindeki boncuklu toka parladı. Toka, onun sesinden başka bir sesle konuştu: “Herkesin derdini dinlerken kendi dileğimi söylemeyi unutuyorum.”

İnci şaşırdı. O, ailesinin neşeli çocuğu olarak bilinirdi. Herkes üzülmesin diye kendi kırgınlıklarını saklardı. Belgin kızını kucakladı. Aras, “Bazen senin de yardım istemen gerek,” dedi. Dede Sami ise cebinden mavi bir mendil çıkarıp İnci’ye verdi. “Aile, yalnızca birbirine destek olmak değil, destek kabul etmeyi de bilmektir,” diye ekledi.

O günden sonra sandalye her akşam başka bir yerde göründü. Kimi zaman kitaplığın önünde, kimi zaman bahçedeki erik ağacının altında durdu. Her belirdiğinde aileden biri, uzun zamandır içinde tuttuğu küçük bir düşünceyi paylaştı. Aras, dükkânını büyütme korkusunu anlattı. Belgin, dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Dede Sami, eski dostu Nuri’yi özlediğini itiraf etti. Tufan ise resim yapmayı sevdiğini ve bir gün kendi sergisini açmak istediğini açıkladı.

Aile, her sözü hemen çözmeye çalışmadı. Önce dinledi. Sonra kimi zaman sarıldı, kimi zaman birlikte düşündü. Çünkü bazı duyguların bir cevaba değil, yanlarında duran anlayışlı birine ihtiyacı vardı.

Bir cuma akşamı sofra kurulduğunda sandalye yine masanın altında duruyordu. Fakat bu kez üzerinde hiçbir yazı yoktu. İnci sandalyeyi masaya çekti. Beş kişilik aile, altıncı sandalyeye de bir tabak koydu. Tabağa sıcak ekmek, bir kaşık çorba ve küçük bir not bıraktılar: “Bugün seni dinlemeye hazırız.”

O anda sandalye yavaşça ışıklandı ve tahta gövdesi, evin eski kapısına dönüştü. Kapının ardında yemyeşil bir bahçe belirdi. Bahçede, aileyle birlikte büyüyen türlü çiçekler vardı. Her çiçeğin yaprağında, o güne kadar söylenmiş güzel bir söz parlıyordu.

Ertesi sabah sandalye kaybolmuştu. Ama aile, onun bıraktığı alışkanlığı korudu. Her akşam sofrada bir tabak fazla koyup birbirlerine aynı soruyu sordular: “Bugün kalbinde neler oldu?” Böylece taş evin içi yalnız yemek kokularıyla değil, dinlenen sözlerin sıcaklığıyla da doldu.

İnci yıllar sonra bu hikâyeyi çocuklarına anlatırken gülümserdi. “Büyülü sandalye gerçekten var mıydı?” diye sorduklarında, onları sofraya çağırırdı. Çünkü bazı büyüler gözle görülmez; ailece açılan bir kalpte sessizce yer bulur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu